Tuvaldeki Tozun Sanatı: “Beltracchi: The Art of Forgery” ve Piyasanın Büyük İllüzyonu

LemonPano, Kazan Dairesi58 dakika önce32 Tıklanmalar

2004 yılında aktör Steve Martin, Paris’teki bir galerinin loş ışığında duran ve Heinrich Campendonk’a atfedilen tabloya 700 bin avro ödediğinde, karşısındaki tuvalin modern sanat tarihini sarsacak devasa bir kurgunun parçası olduğunu bilmiyordu. İki yıl sonra tabloyu Christie’s üzerinden 500 bin avroya elden çıkardı. Eser sahteydi; Martin de sanat dünyasının o dönem ustalıkla işletilen çarkları arasında yanıltılan yüzlerce koleksiyonerdan yalnızca biriydi. Yönetmen Arne Birkenstock’un 2014 yapımı “Beltracchi: The Art of Forgery” belgeseli, tam da bu illüzyonu yaratan adama mikrofon uzatıyor.

Bir Üslup Hırsızı Değil, Var Olmayan Eserlerin Mimarı

Wolfgang Beltracchi —doğum adıyla Wolfgang Fischer— fırçayla ilk temasını duvar ressamı ve restoratör olan babasının atölyesinde kurdu. Henüz 14 yaşındayken ilk Picasso kopyasını bitirdiğini söylese de onu sıradan sahtekârlardan ayıran şey, var olan tabloları birebir taklit etmekle yetinmemesiydi. Beltracchi, ustaların zihnine girip onların üslubuyla yepyeni resimler üretti; kataloglarda yalnızca adı geçen kayıp yapıtları yeniden var etti ya da sanat tarihine hayali fırça darbeleri ekledi.

Birkenstock’un kamerası, bu titiz ve neredeyse adli süreci adeta bir performans sanatı gibi izliyor. Bit pazarlarından toplanan dönemsel tuvaller, eski ahşap çerçeveler ve elle karıştırılan tarihsel pigmentler… Beltracchi’nin ustalığı, tuvalin arka çıtasında biriken tozun miktarını ve dokusunu bile hesaplayacak kadar mikro detaylara odaklanmasında yatıyordu.

Siyah-Beyaz Fotoğraflar ve Siyasi Boşluklar

Bir tablonun değerini belirleyen şey yalnızca boya değil, onun belgelenmiş geçmişidir. Beltracchi ve eşi Helene, sahte eserlerine kusursuz bir menşe (provenans) hikâyesi kurguladılar. Eserlerin, Helene’in büyükbabası Werner Jägers’in 1920’lerde efsanevi galerici Alfred Flechtheim’dan satın aldığı koleksiyona ait olduğunu iddia ettiler. Tuvallerin arkasına eskitilmiş “Flechtheim Koleksiyonu” etiketleri yapıştırıldı. Hikâyede belirgin mantık boşlukları vardı; Jägers 1930’larda henüz bir ergendi ve Nazi Partisi üyesiydi. Yine de piyasa bu anlatıyı yıllarca sorgulamadan kabul etti. İkna edici kanıt olarak sunulan arşiv fotoğraflarını ise Wolfgang bizzat atölyesinde çekmişti: Helene, kendi büyükannesinin kıyafetlerini giyerek duvardaki sahte tabloların önünde poz veriyordu.

Bir Tüp Endüstriyel Beyaz ve Çöküş

Kasım 2006’da, Campendonk’a atfedilen “Rotes Bild mit Pferden” (Atlı Kırmızı Resim), Lempertz Müzayedeevi aracılığıyla Malta merkezli bir şirkete 2,88 milyon avroya satıldı. 2008 yılında yapılan laboratuvar analizleri, tuvaldeki beyaz boyanın içinde 1914 yılında henüz keşfedilmemiş olan titanyum pigmentine rastladı. Beltracchi, o gün kendi hazırladığı pigmenti değil, Hollanda menşeli hazır bir tüp boyayı sabırsızlıkla tuvale sürmüştü.

27 Ağustos 2010’da Freiburg’da gözaltına alınan çift, 40 gün süren duruşmaların ardından Campendonk, Max Ernst, Derain, van Dongen, Léger ve Pechstein’a ait 14 sahte eseri kabullendi. Satış değeri 45 milyon doları bulan bu davada Wolfgang altı, Helene ise dört yıl hapis cezası aldı. Verilen görece hafif cezalarda mahkemeyle varılan uzlaşma etkili oldu. Beltracchi yaklaşık 50 sanatçının üslubunu taklit ettiğini iddia etse de polis 58 şüpheli eser tespit edebildi.

Kamera Kimin Tarafında?

Belgeseli editoryal açıdan ilgi çekici kılan unsur, yönetmen Arne Birkenstock’un Beltracchi’ye kendi hikâyesini anlatması için bıraktığı geniş alan. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir detay var: Yönetmenin babası Reinhard Birkenstock, aynı zamanda Beltracchi çiftinin savunma avukatıydı. Film, Beltracchi’nin kurnazlıkla açık sözlülük arasında gidip gelen o tuhaf karizmasını yakalarken, izleyiciyi de sanat piyasasının zımnı rehavetiyle baş başa bırakıyor. Rekor kıran müzayedeler, sözde uzmanların yetersizliği ve sistemin doymak bilmeyen iştahı, bu dolandırıcılığın en büyük zeminini oluşturdu. Nitekim kandırılan Malta merkezli şirket açtığı davayı kazandı ve Aralık 2012’de varılan anlaşmayla 2 milyon avro Beltracchi’nin gayrimenkul varlıklarından tahsil edildi; bu, Beltracchi’nin bir alıcıya yaptığı ilk resmi iadeydi.

Film bu sorulara hazır yanıtlar vermiyor; belki de en güçlü tarafı, sanatın maddi değeri ile estetik hakikati arasındaki o ince çizgide izleyiciyi kendi sorgulamasıyla baş başa bırakması.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3