Çıkışta Hediyelik Eşya Dükkânı: Bir Banksy Kurgusu ve Sanat Pazarının Şifreleri

LemonPano, Kazan DairesiDün184 Tıklanmalar

Komşu, haberi sana okumamı ister misin?

Büyük bir müze ya da sergi salonunda son eserin önünden çekilip çıkışa doğru adım attığınızda, koridorun sizi kaçınılmaz olarak sürüklediği bir yer vardır: Kartpostalların, hediyelik kupaların, bez çantaların ve sergi posterlerinin istiflendiği o hediyelik eşya dükkânı. Exit Through the Gift Shop, işte tam da bu noktadan, sanatın o yüce ve dokunulmaz kabul edilen alanının doğrudan ticari bir tüketim nesnesine dönüştüğü o alaycı eşikten adını alıyor. Banksy’nin imzasını taşıyan yapım, sokak sanatının asi ruhunu anlatma iddiasıyla başlayıp, aslında sanatçı olmakla uzaktan yakından ilgisi bulunmayan bir adamın üzerinden bütün bir sanat pazarını çıplak gözle izlenebilir kılıyor.

Kamerayla Yaşayan Bir Adamın Portresi

Hikâyenin merkezinde Banksy değil, Los Angeles’ta vintage kıyafet dükkânı işleten ve elinden kamerayı düşüremeyen Fransız göçmen Thierry Guetta yer alıyor. Hayatını takıntılı bir belgelemeyle kaydeden Guetta, 1999’da Fransa ziyareti sırasında kuzeninin sokak sanatçısı Invader olduğunu fark edince kendini karanlık sokaklarda, gece operasyonlarının tam ortasında buluyor. Invader vasıtasıyla Shepard Fairey’ye ulaşıyor; New York’tan Londra’ya uzanan hatta sokak sanatının öncülerinin peşine takılıyor. Ortada bitmeyen binlerce saatlik çekim ve “bir belgesel hazırlıyorum” iddiası var; ancak kasetler izlenmeden, tasnif edilmeden kutulara yığılıyor.

2006 baharında Banksy’nin Los Angeles ziyareti sırasında yanındaki asistanı sınırdan çevrilince, Guetta şehirdeki yeni rehberi olarak sahneye giriyor. Bir Disneyland gezisinde Banksy, Guantanamo tutuklusu kılığındaki şişme bir bebeği eğlence parkının ortasına bıraktığında güvenlik Guetta’yı alıkoyuyor. Fakat Guetta, kaseti çorabına saklayarak her şeyi kurtarıyor. Bu an, aradaki sarsılmaz güvenin ve sonrasındaki fırtınalı ilişkinin kırılma noktası oluyor.

“İzlenmesi İmkânsız” Bir Kurgudan Doğan Sanatçı

Guetta, yılların birikimi olan devasa arşivi altı ayda Life Remote Control adında, baş döndürücü bir hızla kesilmiş 90 dakikalık bir masala dönüştürüyor. Kurguyu izleyen Banksy, sonucu “izlenmesi neredeyse imkânsız bir gürültü” olarak tanımlasa da eldeki ham malzemenin değerini fark ediyor. Yönetmen koltuğunu kendi devralmaya karar verirken, Guetta’yı meşgul edip uzak tutmak için absürt bir fikir ortaya atıyor: “Eve dön, kendi sanatını yap ve bir sergi aç.”

Thierry Guetta bu tavsiyeyi fazla ciddiye alıyor. Kendine “Mr. Brainwash” adını verip evini ve dükkânını ipotek ettiriyor, dev bir prodüksiyon ekibi kiralıyor ve eski bir CBS stüdyosunda Life Is Beautiful adını verdiği devasa bir sergi hazırlığına girişiyor. LA Weekly’nin kapağına taşıdığı, koleksiyonerlerin henüz açılış yapılmadan telefonları kilitlediği bu sergi, tam anlamıyla bir pazar patlamasına dönüşüyor. Açılış günü kapıda biriken dört bini aşkın kişi ve ilk haftada satılan bir milyon dolarlık iş, sokak sanatının popüler kültürle ve sermayeyle kurduğu o tekinsiz bağı gözler önüne seriyor.

Gerçeklik ile Kurgunun Muğlak Sınırı

Filmin gösteriminin ardından gelen en temel soru elbette değişmiyor: “Bu izlediğimiz bir belgesel mi, yoksa Banksy’nin sanat dünyasına kurduğu devasa bir kurgu mu?” Banksy sorulan her soruya ısrarla “Evet, her şey gerçek” cevabını verse de, sinema eleştirmenleri yapımı bir prankumentary olarak nitelendirmekten geri durmuyor. Ancak filmin asıl gücü tam da bu belirsizlikten besleniyor. İster tamamen kurgulanmış bir tiyatro, ister tesadüflerle gelişmiş çıplak bir gerçeklik olsun; sonuç aynı noktaya çıkıyor: Bir nesneyi sanat kılan, eserin kendisi mi yoksa etrafında yaratılan o parıltılı pazarlama balonu mu?

Bu sorunun yanıtı, filmden sekiz yıl sonra Londra’daki bir müzayede salonunda yeniden biçimleniyor. 2018’de Sotheby’s müzayedesinde Banksy’nin Girl with Balloon adlı eseri 1,04 milyon sterline satıldığı anda, çerçevenin içine gizlenmiş gizli bir öğütücü çalışıyor ve tuval herkesin gözü önünde şeritler halinde doğranıyor. Şokun ardından “Love Is in the Bin” adını alan bu yarı parçalanmış yapıt, üç yıl sonra aynı müzayede salonunda bu kez 18,5 milyon sterline alıcı buluyor. Banksy’nin sistemi sabote etme girişimi, pazarın kendisi tarafından anında daha pahalı bir meta haline getiriliyor.

Exit Through the Gift Shop, sanat piyasasının heveslerini, koleksiyoner psikolojisini ve illüzyonun nasıl inşa edildiğini izlemek isteyenler için eşsiz bir rehber. Bir dahaki sefere bir sergiden çıkıp hediyelik eşya raflarına doğru ilerlerken, nesnelere ve üzerlerindeki etiketlere bakışınız tamamen değişmiş olacak.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3