
Hatemotion, günümüz modern metal anlayışını benimseyen, melodic/groove metal türünde üretim yapan bir Türk metal grubudur. Güçlü riffleri melodik pasajlarla buluşturan grup, groovy ritimleri çoklu vokal yapısıyla bir araya getirerek metalin farklı türlerinden beslenen özgün bir sound oluşturuyor. Grubun adı ise “Hate”, “Emotion” ve “Motion” kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Hatemotion, müziğinde bu üç kavramın taşıdığı anlamları ve yarattığı duyguları derinlemesine hissettirmeyi amaçlıyor.
Grubun temelleri, cover grubu olarak bir araya gelmek amacıyla 2020 yılının başında atıldı. Ancak aynı yılın mart ayında başlayan pandemi süreci, grubun müzikal yolculuğunda farklı bir yönün ortaya çıkmasını sağladı. Hatemotion, bu dönemde cover çalışmalarının yanı sıra kendi bestelerine yoğunlaşmaya karar verdi ve zaman içerisinde kendi müzikal kimliğini oluşturacak çalışmalara yöneldi.
Hatemotion’ın kadrosunda vokalde Alp Demirtaş, gitar ve vokalde Umur Bayer, gitarda Altuğ Coşkun, bas gitar ve vokalde Enes Mehmet Karamanoğlu ve davulda Ozan Oğuz yer alıyor.
Grubun ilk albüm çalışması “Hatemotional Diaries”, yalnızca bir albüm değil, aynı zamanda sayfaları tek tek açılan bir günlük olarak kurgulanıyor. Hatemotion, albümde yer alan şarkıları sırayla tekliler hâlinde yayımlayarak her parçanın kendi temasını ve hikâyesini dinleyiciye daha güçlü bir şekilde aktarmayı hedefliyor.
Bu günlüğün ilk sayfası “GUILTY ONE”ın ardından gelen “THE POISON IN ME”, insana dair yaşanmış bir hikâyeyi “Akıl” ve “Kalp” perspektiflerinden ele alıyor. Üçüncü sayfa “EPIDEMICAL DESTRUCTION”, pandemi sürecinde yaşananları ve sonrasında dünyanın geldiği noktayı “İnsan” ve “Virüs” karşıtlığı üzerinden anlatıyor.
Dördüncü sayfa “TREPIDATION’S RISE”, insanın yaşadığı deneyimlerin ardından zihninde ortaya çıkan panik ve kaygı hâllerine odaklanırken, beşinci sayfa “DECEIT ON THE FRONTLINE” grubun epik yönünü ön plana çıkarıyor. Parça, politik ve toplumsal manipülasyonların etkisi altında hangi amaç uğruna savaştığını sorgulamaya başlayan askerlerin cephede yaşadığı aydınlanmayı ve trajediyi konu alıyor.
Günlüğün altıncı sayfası “MY BLINDED NIGHTMARE”, madde bağımlılığının yarattığı korku, gerilim ve bunalımın içinde mücadele eden bir insanın kurtuluş arayışını anlatıyor. Hatemotion, bu parçayı geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden, yaşamı boyunca verdiği mücadele ve müziğiyle milyonlarca insana ilham olan “Karanlıklar Prensi” Ozzy Osbourne’a adıyor.
Günlüğün yedinci sayfası “THE WOLF’S MARCH” ise grubun tarihsel anlatıya yöneldiği bir çalışma olarak öne çıkıyor. Parça, Türk Kurtuluş Savaşı’nı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Milleti’nin perspektifinden ele alarak Samsun’a çıkıştan Büyük Taarruz’da taarruz emrinin verildiği ana kadar uzanan süreci kronolojik bir anlatımla aktarıyor.
Hatemotional Diaries, her yeni sayfasında farklı bir insanlık hâline, toplumsal meseleye veya tarihsel olaya odaklanırken, parçaların tamamlanmasıyla birlikte tek bir büyük hikâyeye dönüşmeyi hedefliyor. Hatemotion’ın müziği ise bu hikâyelerin ortak paydasında; öfke, duygu ve hareketin kesiştiği noktada şekilleniyor.