Ayşegül Kızılarslan: Şiire “başlamadım” zaten hep yazıyordum

no26Balkon3 hafta önce780 Tıklanmalar

Sosyal medyada edebiyat ve kültür üzerine ürettiği nitelikli içerikler aracılığıyla edebiyatseverler ile güçlü bir bağ kuran ve okuru hem mağduru hem de mağlubu olduğu orantısız sevdaların savaş meydanına davet eden Ayşegül Kızılarslan ile ilk şiir kitabı Sevda Çiçeği’ni konuştuk… 

-Pek çok insan seni sosyal medyadan tanıyor ama kitabınla birlikte seni ilk kez tanıyacak okurlar için sorayım; kimdir Ayşegül Kızılarslan?

Ayşegül Kızılarslan; 22 yaşında, gazetecilik okuyan, yaşamayı çok seven bir kız çocuğu. Sosyal medyada edebiyat ve kültür üzerine içerikler üretiyor, bol bol okuyor ve yazıyorum. Kendi yayınevimiz Derkenar Yayınları’nda ve Hisdüşüm Dergisi’nde editörlük yapıyorum. Bunlar beni anlatmaya yetiyor gibi görünse de insanın kendini birkaç cümleyle tarif etmesi hiç kolay değil. Sanırım “Ayşegül kimdir?” sorusuna verilecek en doğru cevabı hâlâ yaşamaya devam ediyorum.

-Ne kadar süredir şiir yazıyorsun?

Kendimi bildim bileli yazıyorum. Şiire “başlamadım”; zaten hep yazıyordum, sonra yazdıklarımın şiir olduğunu öğrendim. Çocukken manevi amcamın siyah deri kaplı defterinde Nazım Hikmet’in Tahir ile Zühre şiirini görmüştüm. “Ben de bunlardan okumak, yazmak istiyorum.” dediğimi hatırlıyorum. Bana “Sen zaten yazıyorsun.” demişti. O sıralar yaralı bir kediye bakıyordum. “Bak, onu iyileştirmek için seviyorsun ya, işte şiir bu.” demişti. Şiirin yalnızca yazılan değil, yaşanan bir şey olduğunu ilk kez o gün anladım. O yüzden şiir benim için bir tür değil, hayata bakma biçimi.

-Kalemi eline aldığın günden bugüne baktığında şiir seni daha güçlü mü yaptı, daha kırılgan mı?

Şiir bana kırılganlığımdan utanmamayı öğretti. İnsan güçlü yanlarıyla olduğu kadar kırılgan yanlarıyla da bütündür. Bugün kendini saklamayan, sevmekten korkmayan ve duygularını sahiplenen biri olabildiysem bunda şiirin büyük payı var.

-Yazarken en çok hangi duygudan besleniyorsun? Özlem, öfke, umut, sevgi…

Sevgiden. Sevginin kırgınlığından da, öfkesinden de, özleminden de… Bana göre hayattaki her şey sevginin farklı hâlleri. Hatta bazen nefret bile sevgiden doğuyor. Şiire en çok sevgi yakışıyor diye düşünüyorum. Bir şair sevgiden besleniyorsa, öfkeyi yazarken bile bunu hissedebiliyorsunuz.

-Bir şiirin tamamlandığına nasıl ikna oluyorsun?

Ben masaya oturup “Şimdi şiir yazacağım.” diyebilen biri değilim. Bazen metroda, bazen yürürken, bazen kalabalık bir sofrada bir dize geliyor aklıma. Sonrası kendiliğinden akıyor. Yazdıktan sonra şiiri hemen yayımlamam; onu dinlenmeye bırakırım. Günler, bazen aylar sonra yeniden okurum. Eksiltirim, eklerim. Sonra öyle bir an geliyor ki hissediyorum: Bundan sonrası şiiri büyütmeyecek, yalnızca kalabalıklaştıracak. İşte o zaman onu okuyucuya emanet edebilirim.

-Sevda Çiçeği’nin yolculuğu nasıl başladı?

Aslında uzun yıllar kitap yayımlamayı hiç düşünmedim. Kendimde böyle bir cüret göremiyordum. Yazdıklarımı insanlarla paylaşmaya başladıkça “Bunları ne zaman kitap olarak okuyacağız?” sorusunu daha sık duymaya başladım. Sosyal medyada da aynı istek büyüdü. Ben yine “Ne haddime?” diyerek ilerledim ama sonunda bir dosya hazırladım. Genel Yayın Yönetmenim Enes’in cesareti olmasa o dosya büyük ihtimalle hâlâ bilgisayarımda duruyor olurdu. Kitaptaki şiirlerin en eskisi 16 yaşımda, en yenisi ise baskıdan yalnızca birkaç hafta önce yazıldı. Yani bu kitap aslında sekiz yıllık bir yolculuğun izi.

-İthafında “Kendi çiçeğini büyütmek için mücadele veren herkese… ve annem için.” diyorsun. Bunun hikâyesi nedir?

Herkesin içinde büyütmeye çalıştığı görünmez bir çiçek olduğuna inanıyorum. O ithafı yazarken okuyan herkesin kendi çiçeğinin görüldüğünü hissetmesini istedim. Annem ise bu hayatta tanıdığım en güçlü, en merhametli insanlardan biri. Hayat ona ne getirirse getirsin sevgiden vazgeçmedi. Çiçek yetiştirmeyi de, umudu büyütmeyi de ondan öğrendim. Bu yüzden kitabın en büyük teşekkürü ona.

-Kitabını ilk eline aldığında, 13 yaşındaki Ayşegül’e ne söyledin?

Hiçbir şey söyleyemedim. Sadece ağladım. Ama bugün kitabımla ilgili her güzel gelişmede içimden aynı cümle geçiyor: “Bak, başarıyorsun.”

-Kitabın kısa sürede üçüncü baskıya ulaştı. Bekliyor muydun?

Beklemiyordum ama elbette hayalini kuruyordum. Her baskı haberi geldiğinde ilk günkü heyecanı yeniden yaşıyorum. Okurlarımla aramızda çok özel bir bağ var. Kitabın onların kahve molalarına, yolculuklarına, yalnız kaldıkları anlara eşlik ettiğini görmek tarifsiz bir mutluluk. En çok da “Beni anladığınızı hissettim.” cümlesini duymak etkiliyor beni. Bir yazar için bundan daha büyük bir hediye olduğunu sanmıyorum.

-Okurlarınla birebir buluşmak nasıl bir deneyimdi?

Tarif etmesi gerçekten zor. Yazdıklarınızı okuyan insanlarla aynı masada oturmak, onların gözlerinin içindeki heyecanı görmek çok kıymetli. Bazen düşünüyorum; yıllar önce el feneriyle kitap okuyan, şairlerin bir dizeyi neden öyle yazdığını anlamaya çalışan küçük Ayşegül, bugün kendi kitabını imzalıyor. Bu düşünce bile yüzümü gülümsetmeye yetiyor.

-Şiirlerinde umut ve kırgınlık aynı anda var oluyor. Bu iki duygu senin dünyanda nasıl yan yana duruyor?

İnsan çok seviyorsa biraz da kırılıyor. Bundan kaçış yok. Şükrü Erbaş’ın dediği gibi: “Acıyı görmeyen insan mutluluktan ne anlar?” Ben de öyle düşünüyorum. Hayatı yalnızca güzel yanlarıyla sevmek eksik bir sevmek olurdu. Umut da kırgınlık da aynı yerden besleniyor bende. Ben nasılsam şiirlerim de öyle.

-Şiir yazmak senin için yaraları sarmanın mı, görünür kılmanın mı yolu?

İyileşebilmek için önce yarayı görmek gerekir. Şiir tam da bunu yapıyor. Bugünün dünyası bize güçlü görünmeyi öğütlüyor; duygularımızı saklamamızı, yaralarımızı göstermememizi istiyor. Oysa şiir tam tersini söylüyor: “Yaranla da güzelsin.” Yazmak da önce yarayı görünür kılıyor, sonra onu birlikte sarıyor.

-Yakın gelecekte yeni kitap planların var mı?

Var. Bu kez şiir değil, bir öykü kitabı üzerinde çalışıyorum. Henüz yolun başındayım ama cesaretimi toplayabilirsem 2027’de okurlarla öykülerde buluşmayı çok isterim.

 

12 Votes: 11 Upvotes, 1 Downvotes (10 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3