
Ankara’nın yavaştan yüzünü gösteren o keskin kasım ayazında, sokakların gri siluetinden sıyrılıp karanlık bir sinema salonuna adım atmanın, perdeye yansıyan o ilk ışık hüzmesiyle bambaşka bir dünyanın içine çekilmenin hissi her zaman başkadır. Başkentin köklü sinema hafızası bu yıl da bizi o büyüleyici atmosfere çağırıyor. Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı’nın imzasını taşıyan ve 12-20 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan 37. Ankara Film Festivali’nin en çok merak edilen bölümü; Ulusal Uzun Film Yarışması finalistleri nihayet gün yüzüne çıktı.
42 Filmden Seçilen 10 Kusursuz Hikâye
Başkent izleyicisiyle ilk kez buluşacak bu seçki, masada aylarca süren hummalı bir çalışmanın ürünü. Toplam 42 uzun metraj yapımın başvurduğu o zorlu maratonda, ön jürinin ince eleyip sık dokuduğu süreç tamamlandı. Sinema yazarı Burak Göral, akademisyen Doç. Dr. Çağla Karabağ ve festival yönetmeni İrfan Demirkol’dan oluşan ekip; yılın en çok konuşulan, estetik ve dramatik açıdan en güçlü 10 filmini bizler için bir araya getirdi.
Bu yıl Ankara’da altın heykeli ve büyük ödülü kucaklamak için perdeye yansıyacak, birbirinden iddialı 10 yapım şu şekilde sıralanıyor:
Artakalan – Yeşim Ustaoğlu
Bir Arada Yalnız – Ali Vatansever
Günyüzü – Banu Sıvacı
Hakikatin Ölümü – Hüseyin Karabey
İsimsiz Eserler Mezarlığı – Melik Kuru
Karanlıkta Islık Çalanlar – Pınar Yorgancıoğlu
Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri – Alphan Eşeli
Ölü Arının İğnesi – Aydın Orak
Ölü Köpekler Isırmaz – Nuri Cihan Özdoğan
Sevda – Ufuk Emiroğlu
Ustalardan Oluşan Jürinin Zorlu Sınavı
Perdede akan her kare, izleyici kadar jüriyi de büyük bir sinematik ikilemin içine çekecek gibi duruyor. Zira bu yıl jüri koltuğu, kelimenin tam anlamıyla “ustalar geçidi”. Ana jürinin başkanlığını, Bal filmiyle zihinlerimize kazınan Altın Ayı ödüllü yönetmen Semih Kaplanoğlu üstleniyor.
Kaplanoğlu’na bu zorlu değerlendirme sürecinde ekranların ve sahnelerin güçlü ismi oyuncu Şenay Gürler, kalemine ve vizyonuna aşina olduğumuz yönetmen/senarist Gözde Kural, görsel atmosfer yaratmanın ustalarından sanat yönetmeni Meral Aktan ve ışıkla gölgenin dilini en iyi konuşan isimlerden görüntü yönetmeni Özgür Eken eşlik edecek. Bu ekip, salonun sessizliğinde en iyi kareyi, en derin hikâyeyi bulmak için ter dökecek.
Kapanış Gecesinde Büyük Heyecan
Festivallerin o tatlı yorgunluğunun ve film aralarında yapılan hararetli fuaye sohbetlerinin ardından gözler 20 Kasım Cuma akşamına çevrilecek. Kapanış ve Ödül Töreni’nde, bağımsız sinemamıza adeta can suyu olan ödüller sahiplerini bulacak. Bu yıl “İnci Demirkol En İyi Film Ödülü” 350.000 TL, “Mahmut Tali Öngören En İyi İlk Film Ödülü” ise 135.000 TL’lik bir destekle taçlanacak.
Ankara’nın o kendine has, biraz nostaljik biraz da entelektüel sinema ikliminde yeniden bir araya gelmek için şimdiden ajandalarınızda 12-20 Kasım aralığını boşaltmayı unutmayın. Karanlık salonda, o ilk gong sesiyle buluşmak üzere!






