
Kamerayı aradan çıkarsak; toprağın, tuzlu suyun, köklerin ve mantarların bizzat filmin yüzeyinde kendi görüntülerini üretmesine izin versek ne olur? Sinema, doğayı sadece dışarıdan izleyen bir gözlemci olmaktan çıkıp, onunla fiziksel ve kimyasal bir ortakyaşama girebilir mi? Salt’ın yeni programı “Şu Gözenekli Yeryüzü”, el çizimi animasyonlardan fotokimyasal tekniklere ve kamerasız yöntemlere uzanan deneysel bir seçkiyle hareketli görüntünün organik maddelerle olan sarsıcı ve gizemli bağını deşiyor. no-26 olarak, 4 – 15 Temmuz 2026 tarihleri arasında İstanbul’un kültür rotasını tamamen değiştirecek bu sıra dışı keşif yolculuğunu inceliyoruz. Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema ve Mutfak alanlarında gerçekleştirilecek olan bu gösterim, konuşma ve atölye serisi herkesin katılımına açık ve tamamen ücretsiz olarak düzenleniyor.
Salt’tan Alâ Taleb’in, İstanbul Experimental’in kurucu direktörü Yavuz Gözeller ve Flora Araştırmaları Derneği’nden Burçin Çıngay ile birlikte hazırladığı program, L’Internationale’nin Museum of the Commons (Müşterekler Müzesi) projesi kapsamında hayata geçiriliyor. Üç kısa film seçkisi, bir uzun metrajlı film, zihin açıcı paneller ve uygulamalı bir atölyeden oluşan bu yoğun program, ekolojik krizlerin ortasında toprağın hafızasını selüloid üzerinden yeniden okuyor.
Program, cumartesi günü saat 15.00’te “Yerin Altında” adlı kısa film seçkisiyle perdelerini açıyor. Bu seçkideki deneysel filmlerde tuzlu su, toprak, böcekler ve ısı gibi çevresel unsurlar görüntünün oluşumuna doğrudan müdahale ediyor. Saat 16.00’da ise yönetmen ve küratör Emmanuel Lefrant, deneysel sinemada maddesellik kavramını merkeze alan bir konuşma gerçekleştiriyor. Lefrant, analog filmin kimyasal reaksiyonlar, çevresel koşullar ve çürüme ya da parçalanma süreçleriyle nasıl yaşayan bir organizmaya dönüştürülebileceğini hem kendi üretimleri hem de dünya çapındaki örnekler üzerinden masaya yatırıyor.
Saat 19.00’da gerçekleşecek uzun metraj gösteriminde Carl Brown’un imzasını taşıyan anıtsal yapıt “Blue Monet” (2006) sahne alıyor. Türlü kimyasal teknikler aracılığıyla renk, ışık ve hareketli görüntünün sınırlarını zorlayan bu film, ünlü ressam Claude Monet’nin gökyüzü, su ve nilüferlere dair o uçucu izlenimlerini doğrudan film yüzeyine aktararak sinema ile resmi çarpıştırıyor.
Saat 15.00’te başlayacak “Yerin Yüzleri” seçkisinde bitkilerin, meyvelerin, minerallerin ve arazinin bizzat film yüzeyinin fiziksel bir parçası hâline geldiği avangard üretimler bir araya geliyor. Ardından bilim ve sanat dünyasını buluşturan üç kritik konuşma sırasıyla izleyiciyle buluşuyor. Saat 16.00’da biyolog Burçin Çıngay, tohum bankaları, mantar ağları (miselyum) ve mikrobiyal çeşitlilik üzerinden ekosistemlerin sürekliliğini sağlayan karşılıklı bağımlılık ilişkilerini anlatırken, iklim değişikliği ve habitat kaybı bağlamında toprağın ekolojik hafızasını ve yenilenme kapasitesini tartışmaya açıyor. Saat 17.00’de akademisyen Mesut Kırmacı, orman ekosistemlerinin gizli kahramanları olan karayosunlarının işlevini, biyolojik çeşitlilikteki yerini ve diğer canlılara nasıl besin ve barınak sağladığını inceliyor. Saat 18.00’de ise sanatçı ve araştırmacı Karel Doing, film üzerinde izler üretmek için bitkilerin kimyasal ve optik özelliklerinden yararlanan fitografi pratiğine odaklanıyor ve botanik malzemenin düşük teknolojili, çevreye duyarlı bir film yapım aracına nasıl dönüşebileceğini kendi çalışmalarıyla gösteriyor.
Saat 15.00’te Salt Beyoğlu’ndaki Mutfak alanında biyolog ve tasarımcı Meral Cidan yürütücülüğünde uygulamalı bir atölye gerçekleştiriliyor. Bu atölyede; nar, avokado, ceviz ve at kestanesi kabuğu gibi tamamen organik atıklar kullanılarak bitkisel boya üretiminin temel yöntemleri inceleniyor. Katılımcılar doğal boya üretimini pratik ederek renklerin organik kökenlerini keşfetme fırsatı buluyorlar.
Programın son günü olan 15 Temmuz’da, saat 15.00’te mikroorganizmaların, tohumların ve el yapımı emülsiyonların filmin yapısını dönüştürdüğü “Ortakyaşam” seçkisi izleyiciyle buluşuyor. Kapanış ise yine ufuk açıcı üç konuşmayla yapılıyor. Saat 16.00’da ziraat mühendisi Alptekin Karagöz, tohumların değişen çevre ve iklim koşullarına uyum kapasitesini ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesindeki hayati rolünü ele alıyor. Saat 17.00’de sanatçı Edd Carr, toprak, ağaç ve yaprak gibi organik malzemelerle geliştirdiği tekniklerden yola çıkarak analog ve dijital süreçleri birleştirmenin olanaklarını anlatıyor ve çevreye duyarlı fotoğraf pratikleri üzerine çalışan dünyaca ünlü Sustainable Darkroom inisiyatifinin yaklaşımlarını aktarıyor. Saat 18.00’de ise sanatçı ve yönetmen Müge Yıldız, biyolojik sanat ile deneysel sinemanın kesişiminde, görüntünün yalnızca insan tarafından üretilmediği, biyolojik varlıkların selüloid film yüzeyiyle etkileşime girerek öngörülemez dönüşümler yarattığı yaklaşımları detaylandırıyor.
“Görüntü artık sadece insan gözünün ve lensinin bir ürünü değil; yeryüzünün, çürümenin, bitkilerin ve kimyasal reaksiyonların ortaklaşa yazdığı organik bir manifestodur.”
“Şu Gözenekli Yeryüzü”, sinemayı ekolojik bir laboratuvar olarak yeniden konumlandıran, Temmuz ayında İstanbul’da mutlaka deneyimlenmesi gereken muazzam bir program. Gösterim ve konuşmaların tamamı Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da ücretsiz olarak takip edilebilir. Detaylı program akışı için saltonline.org adresini ziyaret etmeyi unutmayın.






