
17 Temmuz – 12 Eylül 2026 · Swallow Street & Maddox Street, Londra
Londra’da sanatın ritmi durmaksızın hızlanmaya devam ediyor. Huxley-Parlour Gallery, bu kez Atlantik’in ötesine uzanarak Amerikan çağdaş sanatının en dinamik ve köklü yaratıcı ağlarını Londra’ya taşıyor. 17 Temmuz’da kapılarını açacak olan “The Northeast Corridor” sergisi, galerinin hem Swallow Street hem de Maddox Street’teki mekânlarını eş zamanlı olarak mesken tutan, devasa ölçekli bir seçki sunuyor.
Sergide yer alan sanatçılardan Lisa Sanditz’in ortak küratörlüğünde hazırlanan bu disiplinlerarası proje, kelimenin tam anlamıyla canlı bir coğrafi sanat haritası niteliğinde.
Sergi, adını Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington D.C.’den Boston’a kadar uzanan, ülkenin en yoğun ve tarihi demiryolu hattından (Northeast Corridor) alıyor.
Projenin asıl güçlü kavramsal omurgası, bu ulaşım altyapısını sadece lojistik bir hat olarak değil; kültürel bir bağ, zihinsel bir geçiş koridoru ve yaratıcı bir metafor olarak ele almasında yatıyor. Farklı kuşaklardan gelen sanatçıların yollarını bu sergide kesiştiren ortak nokta; hayatlarının, belleklerinin ve sanatsal üretimlerinin bu demiryolu hattının kıyısında şekillenmiş olması.
Amerika’nın Doğu Yakası; bağımsızlık mücadelelerinden sömürge dönemine kadar kıtanın politik açıdan en hareketli, entelektüel olarak en köklü topluluklarına ev sahipliği yaptı. Sergiye katılan isimleri ortak bir paydada buluşturan şey de bu coğrafyanın ruhuna sinmiş olan deneysel enerji ve kesintisiz sanatsal alışveriş.
Sergideki işlerin arkasında dikte edilmiş, katı bir manifestonun bulunmaması projenin en samimi yönü. Sanatçılar, bilinçli bir çaba gütmeksizin; sadece aynı coğrafyanın havasını soluyarak, aynı kültürel damardan beslenerek kendiliğinden ortak bir estetik dil geliştirmişler. Coğrafyanın sanat üzerindeki o görünmez ama sarsılmaz gücüne tanıklık etmek gerçekten büyüleyici.
Huxley-Parlour, Amerikan sanatının yaşayan efsaneleri ile günümüz çağdaş sanatının en heyecan verici seslerini aynı potada eritiyor. Kathy Butterly’nin amorf soyut seramik formlarından merhum Peter Williams’ın politik açıdan katmanlı figüratif dünyasına uzanan bu seçki, adeta bir yıldızlar geçidi:
Alex Katz & Peter Saul: Amerikan figüratif resminin ve Pop Art döneminin sarsılmaz iki çınarı.
Nicole Eisenman & Lois Dodd: Kimlik, kara mizah ve toplumsal eleştiriyi tuvale aktarma biçimleriyle çağdaş resim sanatına yön veren figürler.
Katherine Bradford & Roberto Lugo: Geleneksel formları (resim ve seramik) tamamen modern, protest ve politik bir dille yeniden inşa eden vizyonerler.
Seçkinin Diğer Güçlü Sesleri: Joe Bradley, Kathy Butterly, Allison Gildersleeve, Mala Iqbal, Lisa Sanditz, Dasha Shishkin, Judith Simonian, Simi Stone, Daniel Um ve Peter Williams.
Mekânı hem fiziksel bir coğrafya hem de zihinsel bir bağlam olarak okuyan bu sergi, yaz ortasında Londra’da deneyimlenebilecek en zengin karma resim ve heykel seçkilerinden biri.
Nasıl Gezmeli?: Sergi iki farklı lokasyona (Swallow Street ve Maddox Street) yayılmış durumda. Tavsiyemiz; acele etmeden, iki galeri binası arasında kısa bir Londra yürüyüşü yaparak, rayların taşıdığı bu özgün Amerikan seslerinin birbiriyle nasıl estetik bir diyalog kurduğunu hissetmeniz.
Ajandanıza Not Edin: 17 Temmuz – 12 Eylül 2026 tarihleri arasında açık kalacak bu sergi, Amerikan çağdaş sanatının bugün geldiği rafine noktayı görmek isteyenler için kaçırılmayacak bir yaz rotası.