Lawrence Abu Hamdan’ın “Repercussions”ı Barbican’ı Dönüştürüyor

no26SokakLondra21 dakika önce1 Tıklanmalar

Bir suç mahallinde göz tanıkları kadar kulak tanıkları da vardır. Ancak ses, çoğunlukla görünmez sayıldığı için göz ardı edilir. Oysa doğru dinlendiğinde ses; mahkeme salonlarında, manşetlerde ve insan hakları soruşturmalarında en güçlü tanığa dönüşebilir.

23 – 26 Eylül 2026 tarihlerinde Londra’daki Barbican Merkezi, Turner Ödüllü sanatçı Lawrence Abu Hamdan’ın “Repercussions” başlıklı dört günlük kapsamlı programına ev sahipliği yapıyor. Sergi, performans, film gösterimleri, atölye çalışmaları ve canlı müzikten oluşan bu çok katmanlı buluşma, “sonik adalet” kavramını merkeze alıyor. Barbican’ı alışılagelmiş bir sanat mekânı olmaktan çıkarıp aktif bir dinleme alanına, bir soruşturma zeminine ve toplumsal bir vicdan duruşmasına dönüştürüyor.

“Özel Kulak”: Lawrence Abu Hamdan Kim?

Kendini “Private Ear” (Özel Kulak) olarak tanımlayan Abu Hamdan için bu unvan yalnızca şiirsel bir metafor değil, icra ettiği mesleğin tam karşılığı. Yıllar içinde geliştirdiği ses analizi metotlarıyla insan hakları ihlallerini, siyasi cinayetleri ve sınır şiddetini akustik izler üzerinden belgeleyen sanatçı; araştırmalarını Al Jazeera, BBC, The Guardian ve Washington Post gibi küresel medya kuruluşlarının yanı sıra Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch gibi sivil toplum örgütleriyle paylaşıyor. Kurucusu olduğu Earshot ise dünyanın ilk ses odaklı insan hakları kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor: Ses, burada bir sanatsal ifadenin ötesine geçip hukuki bir kanıt niteliği kazanıyor.

Dört Günlük Programda Öne Çıkanlar

  • Zifzafa – Ücretsiz Sergi (23–26 Eylül): Barbican’ın kapılarını açan bu serbest giriş sergi, Abu Hamdan’ın topluluk yaşamını hem besleyen hem de parçalayan sesi inceleyen video işlerinden oluşuyor. Gürültü kirliliğinden sessizliğin yıkıcı gücüne uzanan derin bir izleme tecrübesi.

  • 450 XL: Sessiz Bir Film (23 Eylül): 2025 yılında Belgrad’daki sessiz bir anma töreninde yaşandığı iddia edilen sonik saldırıyı araştıran Earshot’ın “kulak tanığı” soruşturmasından beslenen bu yeni performans; görüntü, metin ve sesin kesişiminde özel bir deneyim sunuyor.

  • Son Yanıt Verenler + Blow Out: Çift Film Programı (24 Eylül): Sesi bir soruşturma aracına dönüştüren iki belgesel film. Pasif bir duyma eylemi yerine aktif dinlemeyi bir direnç ve tanıklık biçimi olarak ele alıyor.

  • Ses Kanıtı Atölyesi (25 Eylül): 20 kişilik kontenjanla sınırlı bu iki günlük atölye, ses tabanlı metodolojilere uygulamalı bir giriş sunuyor. Görsel kanıtların yetersiz kaldığı anlarda sesin nasıl bir soruşturma aracına dönüşebileceğini deneyimlemek isteyenler için nadir bir fırsat.

  • Sykes-Picot ve Air Pressure (25 Eylül): Birlikte sunulan iki performans, Ortadoğu’daki sınır şiddetiyle ses kanıtları üzerinden yüzleşiyor. Sykes-Picot anlaşmasının çizdiği yapay sınırların yarattığı tahribat, bu kez görüntülerle değil, sesin hafızasıyla anlatılıyor.

  • The Crack and the Boom: Konuşmalar ve Tartışmalar (26 Eylül): “Görmek artık yetmediğinde ne olur?” sorusu etrafında şekillenen oturum; araştırmacıları, gazetecileri ve aktivistleri bir araya getirerek sesin küresel olayları belgelemekteki rolünü masaya yatırıyor.

  • Final Repercussions (26 Eylül, 19:30): Programın kapanışında gerçekleşecek bu özel gece; teknoloji, tanıklık ve gözetim temalarını birleştiren sarsıcı bir ses ve görsel deneyim sunuyor.

Earshot: Sesin Adaleti Peşinde

“Repercussions”ı sıradan bir sanat etkinliğinden ayıran en temel unsur, arkasındaki gerçek ve işleyen soruşturma altyapısı. Abu Hamdan’ın kurduğu Earshot, üç yıldan kısa bir sürede 30’dan fazla büyük medya kuruluşuna ses temelli kanıt sağladı ve uluslararası hak savunuculuğu kampanyalarına destek verdi. Silah seslerinin akustik izleri, drone gürültüsünün yarattığı psikolojik etki ya da sessizliğin bir baskı mekanizması olarak kullanılması, burada yalnızca sanatsal temalar değil; mahkeme dosyalarına giren resmi bulgular.

Abu Hamdan’ın yönelttiği soru son derece yalın ama bir o kadar derin: Şiddet yalnızca görülebilir bir şey midir, yoksa duyulabilir mi? Ve eğer duyulabiliyorsa, o sesin bir mahkeme salonunda, bir gazete manşetinde ya da kolektif vicdanda kaplaması gereken yer neresidir?

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3