
Yeraltı edebiyatının sarsıcı koridorlarında gezinirken karşımıza çıkan karakterler genellikle derin depresyonlar, ağır zihinsel hastalıklar ya da büyük trajedilerle boğuşur. Ancak Gregory Galloway’in kaleme aldığı “Adam Strand’ın Otuz Dokuz Ölümü”, tüm bu ezberleri bozarak oldukça farklı bir başlangıç yapıyor. Romanın başkarakteri Adam Strand depresyonda değil; zihinsel bir hastalığı ya da gündelik hayatın getirdiği rutinlerin ötesinde büyük bir derdi de yok. O, sadece canının sıkkın olduğunu söylüyor. Fakat bu can sıkıntısı, onu sıra dışı bir eyleme sürüklüyor: Hayatına son vermeyi deniyor, tam otuz dokuz defa. Ancak her defasında bir şekilde yeniden hayata dönüyor. Hatta işin ilginç yanı, Adam’ın anlatmak istediği asıl hikâye bu olmadığı gibi, aslında herhangi bir hikâye anlatmak niyetinde de değil.
Henüz on yedi yaşında bir lise öğrencisi olan Adam; atlama, kesme, aşırı doz, kendini boğma, tüfek ve zehirlenme gibi türlü türlü yöntemlerle kendisini otuz dokuz kez öldürüyor. Eylemlerinin nedenlerini hiçbir zaman açıklamayan genç, her teşebbüsünden birkaç saat sonra gizemli bir şekilde yeniden uyanmanın bir yolunu buluyor. Kimi zaman bir nehir üzerinde, kimi zaman şehir meydanındaki bir melek heykelinin üzerinde, kimi zaman da terk edilmiş köprülerde yeniden gözlerini açıyor.
❝ Varoluşun iki yakası olan ölüm içgüdüsü ile yaşam sevinci, bu romanda iç içe geçmiş bir şekilde, son derece berrak bir üslupla işleniyor. ❞
Mississippi Nehri’nin kenarındaki bir kasabada, Adam ve arkadaşlarının birlikte geçirdiği bir yaz mevsimini konu alan roman, okurlarını elinden bırakamayacakları zorlayıcı ve sürükleyici bir hikâyenin parçası haline getiriyor. ALA Alex ödüllü yazar Gregory Galloway’i bu metinde ilginç kılan unsur, karmaşık kurgu oyunları ya da okuru hayretler içinde bırakacak bir son değil; puslu iklimiyle Ortabatı Amerika atmosferini ve karakterlerin iç dünyasını betimlemedeki muazzam başarısı oluyor. Nedenleri takip etmesi zor olaylar ve başlıklar içeren bu 256 sayfalık eser, yeraltı edebiyatı meraklıları için oldukça özgün bir atmosfer vadediyor.






