
Eylül ayının ortasında Bologna’nın sonbahara hazırlanan sokaklarından geçip Ca’ Fosca’daki Samuele Visentin mekânına adım attığımda, dışarıdaki kentin gürültüsü yerini askıda kalmış bir sessizliğe bıraktı. 7–20 Eylül tarihleri arasında izleyiciyle buluşan “Yours, Truly (Tuo, Sempre)”, Afro-Amerikalı sanatçı Braden Hollis ile Brezilyalı sanatçı Lucas Rubly’yi aynı çatı altında, mahremiyetin ve geçiciliğin sınırlarında buluşturuyordu.
Galeriye girdiğiniz an iki farklı görsel dilin tek bir odakta nasıl kesiştiğine tanık oluyordunuz. Salonun bir tarafında Braden Hollis’in sahnede yakaladığı o perdesiz anlar duruyordu. Kırmızı giysiler içinde bir şarkıcı, spot ışığının altında bedenini bir ifade alanına dönüştüren bir dansçı ya da setteki bir model… Hollis, siyah figürlerinin yüz hatlarını belirginleştirmek yerine bilerek gölgede bırakıyor. Bu tercih, kişisel kimliği geri plana iterken harekete, duruşa ve beden diline muazzam bir ağırlık kazandırıyordu. Bedenin sahnedeki varlığı, bireysel bir biyografiden çıkıp anın özgürleşme alanına dönüşüyordu.
Birkaç adım ötede ise Lucas Rubly’nin masumiyet ile zamanın bilincine varış arasındaki o ince çizgiye dokunan tuvalleri karşılamaktaydı izleyiciyi. Vazolarda yavaşça solan çiçekler, kumdan kaleler, meyve sepetleri ve suya vuran ağaç gölgeleri… Rubly, bu durağan sahneleri hayatın sonluluğuna dair karamsar birer hatırlatıcı olarak değil, aksine var olmanın sessiz tanıkları olarak kurgulamış. Bir çiçeğin taç yapraklarındaki kademeli yıpranma, zamanın kaçınılmaz akışını hüzünlü ama son derece zarif bir estetikle görünür kılıyordu.
Hollis’in performanstaki o anlık iddiayı ve şimdiki zamanı öne çıkaran yaklaşımı, Rubly’nin zamanın maddede bıraktığı izlere odaklanan sakin bakışıyla yan yana geldiğinde mekânda büyüleyici bir denge kurulmuştu. “Yours, Truly”, bir yanda hareketin tazeliğini koruduğu, diğer yanda maddenin çoktan dönüşmeye başladığı o kırılgan aralıkta uzun süre hatırlanacak bir iz bıraktı.






