
Londra’nın finans merkezi City of London’ın bittiği yerde, yüzlerce yıldır sessizce duran tarihi bir su pompası yükselir: Aldgate Pompası. Bu pompanın doğusu, yüzyıllar boyunca Londra’nın ötesi; ceplerin daha az dolu, kiraların daha ucuz, ama göçmenlerin, yaratıcı direnişin ve kültürel çeşitliliğin çok daha yoğun olduğu East End anlamına geldi. Londra jargonundaki “East of the Aldgate Pump” ifadesi, sadece coğrafi bir yönü değil; sosyal, kültürel ve sınıfsal sınırları aşmanın adıdır. Whitechapel Gallery, Backyard Biennial: East kapsamında açtığı bu ana sergiyle, şehrin bu en hareketli eşiğini masaya yatırıyor.
Serginin açılış bölümü, göç anlatılarını ve yolculukları merkezine alıyor. Burada patchwork kavramı sadece fiziksel bir dikiş, kolaj ya da katmanlama pratiği olarak kullanılmıyor; aynı zamanda tarihin gizli, parçalanmış ve unutturulmuş sayfalarını bir araya getiren kavramsal bir çerçeveye dönüşüyor.
Jyll Bradley: Sanatçının Elton John & David Furnish koleksiyonunda da yer alan Self Portrait, jumper (1987-2024) adlı çalışması, floresan pleksiglas çerçeveler içinde kuir görsel bellek fragmanlarını katmanlaştırıyor.
Marwan Bassiouni: İslam mimarisi ile Batılı mekânlar arasındaki tekinsiz ve estetik ilişkileri fotoğraflarla kurcalıyor.
Adam Farah-Saad & Ezra Lloyd Jackson: Şehirdeki yürüyüş pratiklerini, kokuları ve yerel hafıza izlerini mekânsal birer kanıta dönüştürüyor.
Nour Jaouda: Libya kökenli sanatçı, kumaşları dikip boyayarak göçün bedensel ve kültürel yükünü taktil bir dille tuvale taşıyor.
İkinci galeri salonu, sanatçıların şehir hayatına ve akrabalık/aidiyet bağlarına verdikleri tepkileri inceliyor. Büyük bir metropolün içinde bireylerin nasıl kendilerine ait kamusal ya da mahrem yakınlık alanları kurduğunu deşifre eden bölüm; sessiz gözlem, hafıza ve direniş sığınaklarına odaklanıyor.
Denzil Forrester: Grenada doğumlu efsanevi ressam, İngiltere’deki reggae, dub ve sound system kültürünün o hırçın, ritmik enerjisini devasa tuvallerine adeta birer karnaval sahnesi gibi aktarıyor.
Rene Matić: Import, Export, Peckham (2022) gibi işlerinde kimlik, aidiyet ve kuir varoluşu ses ve fotoğrafın çarpıcı ortaklığıyla örüyor.
Rachel Garfield & susan pui san lok: Kültürel arşivleri ve yerel toplulukların sessiz direniş anlarını görselleştirerek şehirdeki görünmez sınırları görünür kılıyorlar.
Serginin son bölümü ise aidiyetin en somut, en lezzetli ve en birleştirici formuna, yani yiyeceğe geliyor. Yemek kültürü, gelenekler, mevsimsel gıda üretiminin yarattığı göçmen işçi toplulukları ve sofra etrafında kurulan bağlar bu bölümün ana omurgasını oluşturuyor.
Reetu Sattar: Bangladeş’ten Londra’ya uzanan aile hafızasını, sinematografik enstalasyonlar ve çok kanallı ses yerleştirmeleriyle kurguluyor.
Rehana Zaman: Yakınlık, bakım emeği ve kolektif paylaşım ilişkilerini soyut birer tema olmaktan çıkarıp bizzat bir üretim metodolojisi olarak benimsiyor.
Kabir Hussain & Laisul Hoque: Toprağın, tarımın ve mevsimsel gıda üretiminin insanları nasıl bir araya getirdiğini heykelsi ve belgesel formlarla sunuyorlar.
East of the Aldgate Pump, Londra’nın Doğu Yakası’nın altını kazıyan, köklü kurumsal geçmişi ile küresel göç tarihini aynı potada eriten çok güçlü bir Backyard Bienali ayağı. Eğer Eylül başına kadar Londra’da olacaksanız, Whitechapel Gallery’nin bu üç salonuna yayılan, çok kültürlü diyaloglarla örülü bu başkaldırıyı mutlaka listenize ekleyin.
Sergi: East of the Aldgate Pump
Mekân: Whitechapel Gallery (Galleries 1, 2 & 3, Londra)
Tarih: 15 Temmuz – 6 Eylül 2026






