Rüzgârın Getirdiği Güney: Morteza Niknahad’ın Hürmüz Kıyıları

LemonPano1 dakika önce2 Tıklanmalar

Bazı fotoğrafların hissettirdiği derin duygular vardır, onlara yalnızca bakmaz; sesini, kokusunu ve atmosferini de duyarsınız. Morteza Niknahad’ın karelerine göz gezdirirken burnunuza çalınan tuzlu havayı, kıyı şeridini yaran motosiklet uğultusunu, sahilde kişneyen atları ve deniz canlılarıyla oynayan çocukların neşesini hissetmek tam olarak böyle bir şey. Zira burası herhangi bir kıyı değil; hikâyesi kadim, suyu hırçın Basra Körfezi.

Uluslararası haber bültenlerinde “Hürmüz Boğazı” tamlaması geçtiğinde akla ilk gelenler bellidir: Dev tankerler, jeopolitik gerilimler, petrol hattı ve savaşın soğuk gölgesi. Yıllardır dünya enerji akışının kilit noktalarından biri olan bu dar geçit, küresel siyasetin kriz haritasında hep kırmızıyla işaretlendi. Ancak Niknahad’ın merceği rafinerilere ya da namluların çevrildiği gemilere değil, o kıyıda hayatı sırtlanan insanlara odaklanıyor.

Bandar Abbas’ta doğup büyüyen sanatçı, 2017’den bu yana bu kıyı topluluklarının izini sürüyor. Onun gözünde bu coğrafya sadece coğrafi bir koordinat değil; kendi kimliğinin, kişisel hafızasının ayrılmaz bir parçası. Denize her döndüğünde aşina bir şeylerle karşılaşıyor belki ama hiçbir an bir öncekinin aynısı olmuyor. Onu o kıyıya tekrar tekrar çeken de tam olarak bu dinamizm.

Sanatçının “Güney Rüzgârları” adını verdiği uzun soluklu çalışma, bölgedeki sıcak çatışmalardan çok önce filizlenmiş. Niknahad, kendi çektiği kurgusal karelerin yanına kapı kapı gezerek topladığı eski aile fotoğraflarını ve sararmış haritaları ekliyor. Böylece bugünün yaşayan kıyısı ile geçmişin hayaleti aynı kadrajda kesişiyor. Bu yaklaşım, daha önce Afro-İranlı topluluklar üzerine yürüttüğü araştırmanın doğal bir devamı. Sanatçı, peşine düştüğü tüm temaların —göçün, kültürel hibritliğin, toplumsal hafızanın ve ortak acıların— nihayetinde bu körfezden akıp gittiğini fark etmiş.

Karelerdeki sinematik ve resimsel doku tesadüf değil. Niknahad, 19. ve 20. yüzyıl resim sanatından, bilhassa Empresyonizm ile Sürrealizm’in kurduğu ışık ve gölge dengesinden besleniyor. Yolculuğu kurgusal fotoğrafla başlayan sanatçı, önce zihnindeki sahneyi kâğıda taslak olarak çiziyor, ardından seti kurup deklanşöre basıyor. Amacı net: Taşranın ve küçük kasabaların sıradan insanlarını bir Monet ya da Manet tablosundaki figürler kadar görkemli kılmak.

Kadrajların birinde, ilk bakışta iki ayrı yöne bakan iki insan görürsünüz; biri denize dönüktür, diğeri karaya. Oysa bir atın sırtında şekillenen bu kompozisyon, yerel bir efsaneye saygı duruşudur: Ailelerinin rızası olmayınca at sırtında denize açılıp Hürmüz Adası’na sığınan iki âşığın hikâyesi…

Tüm bu şiirsel atmosferin altında ise sessiz ama sarsıcı bir politik damar atıyor. Niknahad, 2022 sonrasında bölgedeki katı erkek egemen kamusal alanın kabuk değiştirdiğini, kadınların sokakta ve kıyıda belirgin bir görünürlük kazandığını aktarıyor. Motosiklet süren bir kadın imgesi başka bir yerde sıradan sayılabilir; fakat bu kıyıda, eril tahakkümün çözülüşünü simgeleyen tarihsel bir kırılma anına dönüşüyor.

Sanatçıya göre kriz ve gerilim zamanlarında insanlara haber başlıklarının ötesinden bakabilmek hayati. Fotoğrafladığı yüzler, birer “çatışma mağduru” ya da istatistik değil; kendi düşleri, kırgınlıkları ve hafızalarıyla var olan gerçek bireyler. Savaş ve felaket imgelerinin hızla tüketildiği bir çağda, gündelik hayatın yalın direncini kaydetmek, belki de sanatın alabileceği en güçlü duruş.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3