
Bir kadın göğsünü sıkıyor, bir diğeri göğsünü dövüyor — yas mı bu, ibadet mi, yoksa direnç mi? Marina Abramović’in “Balkan Erotik Destanı”nı ilk gördüğünüzde kendinize bunu sormamanız neredeyse imkânsız. Gropius Bau, bu yaz performans sanatının yaşayan efsanelerinden birini ağırlamak için baştan aşağı dönüşüyor; ve bu dönüşüm, yüzeysel bir retrospektiften çok daha fazlası.
Ritüelin İçinde Bir Yürüyüş
“Balkan Erotik Destanı. Sergi”, Abramović’in 1990’ların başından bu yana sahnelediği performans evreninin bir mirasını film ve heykel enstalasyonlar aracılığıyla yeniden kuruyor. Sanatçının doğduğu Balkan folklorundan beslenen bu çalışmalar, erotizmi salt cinsellik olarak değil, yaşam ile ölümü, bireyi ile evreni birbirine bağlayan bir enerji olarak ele alıyor. Canlı bir beden bir iskeletle sarmaş dolaş görünüyor, kadınlar göğüslerini masaj yaparak, dövüp yıkayarak yas ritüellerini canlandırıyor — bu imgeler hem kültürel belleğe kök salmış hem de son derece çağdaş.
Abramović’in kendi deyimiyle: “Bedenimizde sahip olduğumuz tüm enerji cinsel enerjidir. Bunu yaratıcılık için, ruhsal konular için kullanabiliriz ya da saldırganlık, savaş, öfke hâline gelir.” Bu cümle, sergiyi anlamanın anahtarı gibi duruyor. Bir bedeni sahneye taşımak — acıya, arzu ya da dua için — neyin erotik, neyin ritüel, neyin siyasi olduğu sorusunu sürekli açık bırakıyor.
Balkanlar’dan Berlin’e: Neden Şimdi?
Sergi Gropius Bau’nun küratörü Jenny Schlenzka ve küratör-müzisyen Agnes Gryczkowska tarafından kurgulandı; 75. yılını kutlayan Berliner Festspiele’nin baş etkinliklerinden biri olarak sunuluyor. Abramović’in Berlin’deki ilk büyük solo gösterisi 1990’lardan bu yana; bu sadece bir sergi değil, şehirle yeniden kurulan uzun soluklu bir diyalog.
Ayrıca unutmayın: Bu yalnızca bir sergi değil. “Balkan Erotik Destanı”nın tiyatro versiyonu (“The Stage Version”), Ekim 2026’da Haus der Berliner Festspiele’de sahnelere çıkacak — yani Abramović’in evrenine bu yazdan giren izleyici, sonbaharda ona farklı bir kapıdan yeniden girecek.
Performansın Kalıntıları: Film ve Heykel Arasında
Abramović, performansın beden olmadan da var olabileceğini onlarca yıldır savunuyor. Bu sergi o argümanın somutlaşmış hâli. Salonlarda dolaşırken tamamlanmış bir eseri değil, süregelen bir ritüeli seyrediyorsunuz. Fotoğraf, film, heykel enstalasyon; birbirini tamamlayan ama her biri kendi başına da durabilen katmanlar. Özellikle “Kadınların Göğüslerini Massajı” (Women Massaging Breasts II, 2005) serisi, yas ile arzu arasındaki o ince çizgiyi, tek bir hareketle hem görünür hem de tartışmalı kılıyor.
Hito Steyerl gibi dijital imge üzerine düşünen sanatçıların çalışmalarıyla aynı şehirde açılmış olması ilginç bir çakışma: Abramović beden politikasını fiziksel ritmle kurarken, çağdaşları algoritmik olanı mercek altına alıyor. Berlin bu yaz, iki farklı uçta — et ile veri arasında — salınıyor.
Marina Abramović Kimdir?
1946’da Belgrad’da doğan Abramović, beş on yılı aşkın kariyerinde bedenini hem malzeme hem de mesaj olarak kullanan performans sanatının en etkili isimlerinden biri hâline geldi. “Ritm” serisi (1970’ler), “Balkan Baroque” (1997 Venedik Bienali’nde Altın Aslan ödülü), “The Artist is Present” (MoMA, 2010) — her biri kendi döneminin sorularını bedenle sorgulamak için kurgulanmış birer zaman kapsülü. Sanatçı bu süre boyunca performansın ne olduğunu defalarca yeniden tanımladı; şimdi Berlin, onun Balkan kökenlerine döndüğü bu geniş retrospektifle bu tanımı bir kez daha genişletiyor.
Marina Abramović’in Gropius Bau Sergisi Hakkında Sık Sorulan Sorular
“Balkan Erotik Destanı. Sergi”, yoğun talep nedeniyle 30 Ağustos 2026’ya kadar uzatıldı. Gropius Bau’da Pazartesi, Çarşamba, Perşembe ve Cuma 12:00–19:00, Cumartesi ve Pazar 10:00–19:00 arasında ziyaret edilebilir; Salı günleri kapalı.
Agnes Gryczkowska (küratör ve müzisyen) ve Jenny Schlenzka (Gropius Bau Direktörü), Elena Franziska Setzer ve Savannah Thümler’in desteğiyle kurguladı.
Sergi, Berliner Festspiele’nin 75. yıl programının bir parçası. Ekim 2026’da ise aynı içeriğin tiyatro versiyonu Haus der Berliner Festspiele’de sahnelere taşınacak.
NO-26 Notu
Bir performans sanatçısının beden arşivine girmek için nadir fırsatlardan biri bu. Abramović bu yazı Berlin’de bıraktıysa, bunu beden olmadan, ama bedenin izleriyle yaptı — ve bu iz, 30 Ağustos’ta silinecek.