Margarete Adler’den Berlin’de Alışılmadık Bir Moleküler Enstalasyon: “104,5°”

no26BerlinSokak1 ay önce411 Tıklanmalar

Berlin merkezli heykeltıraş Margarete Adler, AOA;87 Berlin’deki kişisel sergisi “104,5°” ile galeri mekânını kelimenin tam anlamıyla yürünebilir bir moleküler takımyıldıza dönüştürüyor. 6 Ağustos 2026 tarihine kadar izlenebilecek olan sergi, bilimsel bir mutlaklığı insan figürünün plastik ve estetik varlığıyla mühürlüyor.

Hayatın Başladığı Açı: 104,5°

Sergiye adını veren ve mekânın tüm yerleşim planını belirleyen bu spesifik açı kesinlikle bir tesadüf değil. Bilindiği üzere su molekülü (H2O), tam olarak 104,5 derecelik bir bağ açısıyla meydana gelir. Eğer bu kimyasal bağ doğrusal olsaydı; dünyada ne polarite, ne yüzey gerilimi, ne gözyaşı, ne kan ne de amniyotik sıvı var olabilirdi. Adler, biyolojik yaşamın bu en temel ön koşulunu alarak serginin hem kavramsal omurgası hem de mekânsal mantığı haline getiriyor.

Enstalasyonun merkezinde, aynı adamın üç farklı evresini temsil eden, yaşam boyutunda üç terrakotta figür yer alıyor: Man with Chicken, Man with Egg ve Man with Rooster. Bu üçleme, su molekülünün tam bağ açısına göre galeri alanına yerleştirilmiş durumda. Tavuklu Adam bu dizilimin tepe noktasını oluştururken; doğrusal bir doğrultusu olmayan, durmadan genişleyen bir olasılık, oluşum ve olgunlaşma alanına işaret ediyor.

Bu atomik üçlemenin biraz uzağında ise Medusa yükseliyor. Ancak buradaki Medusa geleneksel anlatıların aksine bir tehdit unsuru değil; kelimenin antik kökenindeki anlamına sadık bir muhafız olarak konumlandırılmış. Deniz tanrılarının kızı olarak, doğrudan sudan doğan Medusa, bu dizilimde molekülün bir parçası değil; onun bağlanmadan önceki ham maddesi, yani elementin kendisi işlevini görüyor.

Yerde ise “Tied Up” (Verschnürt) adlı çalışma uzanıyor: Çıplak, iplerle bir paket gibi sımsıkı bağlanmış bir beden. Bu figür dikey ile yatay, taşımak ile taşınmak arasındaki o tekinsiz ikinci aksı kurarak mekândaki gerilimi tırmandırıyor.

Otuz Yıllık Yankı ve Saf Gerçekçilik

Sergiyi tamamlayan unsur, sanatçının 1994 tarihli “The Days of Water” (Die Tage des Wassers) adlı fotoğraf serisi. Otuz yılı aşkın bir geçmişten kopup gelen bu siyah-beyaz kareler, geçmişe yapılan sıradan bir atıf değil; bugünkü heykellerle konuşan güçlü birer yankı niteliğinde. Eserlerin yan yana gelişi, o zamandan bugüne geçen sürenin açısını sorguluyor.

Kavramsal Not: Adler, figürlerini hiçbir döküm kalıbı veya dijital şablon kullanmadan, haftalarca süren yoğun bir emekle bütünüyle elle modelliyor. Pişmiş toprak yüzey üzerine yağlı boyanın ince katmanlar halinde işlenmesiyle; ten tonları, kumaş dokuları ve tüy desenleri elin dehasıyla organik olarak beliriyor. Ortaya çıkan veristik realizm, izleyicide bir illüzyon hissi yaratmayı değil, saf bir mevcudiyet inşa etmeyi amaçlıyor. Figürler birer imge olarak değil, odadaki gerçek varlıklar olarak algılanıyor. Bu zanaat bir üslup değil, bir duruştur; Adler’in sculptures çalışmaları bu tavrın izlerini doğrudan izleyiciye aktarıyor.

“104,5°”, bilimin rasyonel geometrisiyle heykel sanatının dokunsal gerçekliğini harika bir fırça ve modelaj işçiliğiyle birleştiren, sezonun en rafine solo sunumlarından biri. Heykellerin etrafında dönerken, sanatçının bizzat kurguladığı o 104,5 derecelik açıyı yakalamaya çalışın. Kusursuz el işçiliğinin yağlı boyayla birleştiği o terrakotta yüzeylerdeki parmak izlerini ve detayları yakından incelemek için kendinize geniş bir zaman ayırın. Berlin seyahatiniz için son derece entelektüel bir durak.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3