
Berlin’in en dinamik sanat dönemlerinden biri olan Berlin Art Week 2026 kapsamında, Akdeniz ile Avrupa alt kültürünün kesişiminde şekillenen, son derece güçlü ve kavramsal bir iş birliği sahne alıyor. Berlin merkezli AOA;87 contemporary ve Malta’nın vizyoner mekânı R Gallery, iki farklı coğrafyadan iki özgün sanatçıyı tekinsiz bir denge oyununda buluşturuyor: “SEASAW”.
11 Eylül – 31 Ekim 2026 tarihleri arasında AOA;87 Berlin salonlarında izlenebilecek olan sergi, kapılarını 10 Eylül Perşembe akşamı açıyor. 1988 Londra doğumlu Valletta’da üreten Madeleine Fenwick ile 1983 Malta doğumlu Kane Calì’yi yan yana getiren seçki, felsefi bir gerçeği odanın ortasına bırakıyor: Denge sabit bir durum değildir; iki ağırlık arasında bitmek bilmeyen bir müzakeresidir.
Sergi, adını ve mantığını bir tahterevallinin çalışma prensibinden alıyor. Bir tahterevalli asla tek başına çalışmaz ve kalıcı bir dengesi yoktur; yalnızca yükseliş ve düşüş, ben ve sen, burası ve denizin karşı kıyısı arasındaki canlı, anlık düzeltmelerden ibarettir.
“SEASAW” tam olarak bu kırılgan koşulu inceliyor: Seçmediğimiz ve terk edemediğimiz yapılar, sistemler içinde bedenimizle, algımızla ve malzemeyle kendimizi nasıl konumlandırdığımızı masaya yatırıyor. İstikrarsızlığın ve tekinsizliğin peşinen kabul edildiği bu düzlemde, sanat eleştirmenlerinin nadiren değindiği bir yeti mercek altına alınıyor: Her şeye rağmen dik ve ayakta kalabilme pratiği.
Fenwick; pirinç, çelik ve neon kullanarak gerilimi gizleyen değil, onu bizzat kendi gövdesinde taşıyan sistemler inşa ediyor. Eserleri, çözümsüz bırakılmış kavramsal çiftler (O dedi / Kadın dedi, Arzu / Barış) etrafında dönen döngüsel bir mantığa sahip. Sanatçının dünyasında arzu rekabeti, rekabet krizi, kriz ise kalıcı olmayan geçici bir düzeni doğuruyor ve bu sistem durmadan başa sararak çöküyor.
Kavramsal Katman: Cilalanmış metal yüzeylerde kendi yansımasını yakalayan izleyici, sergide pasif bir gözlemci olmaktan çıkıp sistemin içine dahil olan, dengeyi bozan veya kuran canlı bir değişkene dönüşüyor.
Calì ise aynı istikrarsızlık durumuna medyanın ve dijital ekranların pürüzsüz yüzeyinden yaklaşıyor. Basın fotoğraflarını veya ikonik siyasi silüetleri “metafizik birer yalan” olarak ele alan sanatçı, çağdaş çatışma ve savaş imgelerini üç boyutlu metal rölyeflere dönüştürüyor.
Sanatçının “War Hole: Destabilising the Witness” adlı işinde, dijital imgenin uçucu düzlüğü, ona direnen metalin sert maddeselliğiyle kırılıyor. Eserlerin en çarpıcı dehası ise şu: Her yapıtın tam olarak tek bir netleşme/berraklık açısı var. Yerinden kıpırdayan izleyici, o netliği anında kaybediyor. Böylece resme bakmak; bir navigasyon stratejisine, bir suç ortaklığına ve nihayetinde bir karara dönüşüyor.
Serginin inşa ediliş biçimi, başlığının linguistik yapısını yansıtıyor: İki galeri, iki farklı kıyı ve tek bir tahta. AOA;87 ve R Gallery’nin Berlin-Valletta aksında yıllar içinde geliştirdiği ortak projeler, jenerik bir ortaklığın ötesinde derin bir kuratoryal dostluğa dayanıyor.
İlk fikir alışverişinden son eserin duvara asılmasına kadar tamamen diyalog içinde tasarlanan sergi, bir galerinin ağırlığının diğer galerinin kütlesine yanıt verdiği kuratoryal bir otoportre niteliğinde. Tüm eserlerin özel olarak bu sergi için üretilmiş olması da projenin özgünlük dozunu artırıyor.
“SEASAW”, Berlin Art Week’in o yoğun koşturmacası ve kalabalığı içinde, zıt kuvvetlerin direncinden doğan rafine bir vaha. Kolay tüketilebilir estetik formların ötesinde, algıyı bir katılım ve ağırlık değişimi olarak konumlandıran, entelektüel ağırlığı yüksek bir kürasyon. Kane Calì’nin metal rölyeflerinin karşısında o gizli tek net açıyı bulana kadar hareket edin; o açıyı bulduğunuz an, çağdaş dünyadaki tanıklık ve suç ortaklığı kavramlarını yeniden sorgulamaya başlayacaksınız. Kaçırılmaması gereken bir sonbahar şovu.