Delaine Le Bas ve Leap

TowerSokakLondra1 saat önce13 Tıklanmalar

Londra sanat sahnesinde fırtınalar estirmeye hazırlanan, Romani kültürünün ve aktivizminin en güçlü seslerinden Delaine Le Bas’ın evrenine kapı aralıyoruz. 2024 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilen ve geçtiğimiz ilkbaharda Manchester’daki Whitworth Art Gallery’de açtığı Un-Fair-Ground sergisiyle büyük ses getiren sanatçı, 4 Haziran – 25 Temmuz 2026 tarihleri arasında Maureen Paley’nin Londra’daki Herald Street mekânında ilk solo sergisini gerçekleştirecek. “Leap” (Sıçrama) başlıklı bu sergi; tekstilden heykele, performanstan kostüme uzanan çok katmanlı yapısıyla aidiyet, mülkiyet, toplumsal cinsiyet ve ayrımcılık meselelerini masaya yatırıyor.

1965 Worthing doğumlu olan ve partneri Lincoln Cato ile birlikte üreten Le Bas, çocukluğu boyunca maruz kaldığı ötekileştirme ve zorbalığa karşı görsel bir kamuflaj olarak geliştirdiği abartılı, şatafatlı moda anlayışını sanatının ana zırhına dönüştürmüş bir isim. Kendini yıllarca Avrupa sanat dünyasında “akşam yemeği masasının nankör misafiri” olarak konumlandıran sanatçı, bugün o öfkeli ve coşkulu enerjiyi durdurulamaz bir avant-garde momentuma dönüştürüyor. Serginin başlığı olan Leap, hem geçmişe hem de geleceğe aynı anda yapılan radikal bir hareketi, toplumsal hafızanın zincirlerini kırma arzusunu simgeliyor.

Kırılgan Gövdeli Bir Başkaldırı: “The Goddess”

Serginin kavramsal merkezinde, Le Bas’ın geçmiş ve şimdiki pratiği arasında bağ kuran anıtsal bir heykel yer alıyor: The Goddess. Bulunmuş nesnelerin, eski mendillerin, antika kumaşların ve el emeği unsurların bir araya gelmesiyle hayat bulan bu heykel, sanatçının bugünkü dünyaya karşı yaptığı açık bir eylem çağrısı niteliğinde.

“Tanrıça, içinde bulunduğumuz bu tekinsiz zamanlara karşı bir eylem çağrısıdır; kalbi o kırılgan gövdesinin arkasından netçe görülebilirken, eteğindeki grafitiler tam olarak bugün nerede durduğumuzu yüzümüze vuruyor.” — Delaine Le Bas

Murano Camının Simyası ve Cadı İkonografisi

Leap, Le Bas’ın Venedik’teki ünlü Studio Berengo ile iş birliği içinde ürettiği yepyeni Murano camı serisine de ev sahipliği yapıyor. Sadece ikişer edisyon olarak üretilen bu cam heykellerin her birinin arasında bilinçli olarak bırakılan mikro kusurlar ve farklar, sanatçının tektipleşmeye ve kusursuz yeniden üretime karşı yürüttüğü felsefi sorgulamanın bir parçası.

Süreci “sürprizlerle dolu bir simya” olarak tanımlayan Le Bas, bu işlerinde cadıların ve toplum dışına itilmiş marjinal figürlerin ikonografisinden besleniyor. Camın o parlak ama kırılgan doğası, sanatçının İngiltere vizyonunu ve kendisini hâlâ “öteki” olarak gören bir toplumun kesişim noktasında hayatta kalma mücadelesini somutlaştırıyor.

Kolektif Hafızanın Görsel Zırhı

John Marchant’ın 2026 yılı için kaleme aldığı sergi metninde belirttiği gibi, Delaine Le Bas yıllardır Avrupa’nın dört bir yanında (2007 Venedik Bienali’ndeki ilk Roma Pavyonu da dahil olmak üzere) kurduğu çadırlar ve kumaş konstrüksiyonlarla kimliğin yanlış temsil edilme biçimlerine savaş açıyor. Sanatçının 2015 yılında başlattığı ve hâlâ devam eden Romani Embassy projesindeki politik kararlılık, bu yeni sergide yer alan duvar eserleri ve kaidelerle kurumsal mekanların ehlileştirici gücüne meydan okuyor.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3