
Londra sanat takviminin en hareketli dönemlerinden birini geride bıraktık. London Gallery Weekend kapsamında Frieze’in eleştirmenler rehberinde özellikle öne çıkardığı Abraham Kritzman’ın “Palms and Smoke” sergisi, Deptford’daki Elizabeth Xi Bauer galerisinde dün (7 Haziran) itibarıyla kapılarını kapattı. Henüz dumanı üstündeyken, bu dikkat çekici solo sergiden geride kalanları ve malzemenin hafızasını tazelemekte fayda var.
Palms and Smoke, Kritzman’ın Elizabeth Xi Bauer’ın Deptford’daki stüdyosunda geçirdiği misafirlik programından (residency) doğan bir seçki. Eserlerin doğrudan sergilenecekleri mekânda üretilmiş olması, galeri alanı ile yapıtlar arasında organik bir bağ kurmuş. Sergi salonunun merkezinde bizi karşılayan büyük, mavi dokulu tablonun hemen önünde seramik parçalar yer alıyordu. Resim ile seramikler arasındaki o milimetrik ve hesaplı mesafe, stüdyodaki üretim anının mekâna nasıl taşındığının en net kanıtıydı.
Sergideki seramikler; krom, bakır, titanyum ve çinko gibi metal oksitleriyle hazırlanmış özel bir fırınlama sürecinden geçmiş. Bu deneysel süreç, yüzeylerde dumanımsı ve uçucu bir doku bırakmış. Serginin başlığındaki duman kelimesi de tam olarak gücünü buradan alıyor. Kritzman bu dokuyla, formların birbirine dönüşme anını; belirsizlik, görünürlük ve kayboluş arasındaki o tekinsiz titreşimi tuvale ve toprağa işliyor.
Sergideki alüminyum heykeller, orijinal alçı (plaster) kalıplarından Katrin Hanusch tarafından The Foundry’de dökülmüş. Sanatçı ve dökümcü, alışılagelmişin aksine, döküm işleminin ardından metalin üzerinde kalan tüm ham izleri, çapakları ve üretim lekelerini olduğu gibi bırakmış. Kritzman için işin can alıcı noktası da burada yatıyor: Kusursuzca tamamlanmış, parlatılmış bir tüketim nesnesi sunmak yerine, o nesnenin varoluş ve yapım hikâyesini izleyiciye açık etmek. Yüzeydeki parlaklıkla ilgilenmeyen, tamamen süreci ve emeği görünür kılan bir bakış açısı bu.
Peki, başlıkta dumanın yanına iliştirilen o palmiye neyi simgeliyor? Doğal bir büyümeyi mi, zorlu şartlara direnci mi, bir sığınma alanını mı yoksa geçmişe duyulan bir nostaljiyi mi? Kritzman sergide bu soruya net bir yanıt vermedi; tüm pikselsiz, ham ve dumanlı dokusuyla kararın her birini izleyicinin kendi içsel birikimine bıraktı.






