
Sonbahar İstanbul’a sadece serin rüzgarları ve sararan yaprakları değil, otuz beş yılı aşkın bir süredir şehrin sokaklarına, tarihi mekânlarına ve zihinlerine sızan çok özel bir ritmi de beraberinde getiriyor. 1991 yılından bu yana Türkiye’de cazın gelişim seyrini sadece belgelemekle kalmayıp ona yön veren, pandemi döneminde bile “Dün, Bugün, Yarın” arşiviyle yerli sahneye can suyu olan Akbank Caz Festivali, bu yıl 26 Eylül – 11 Ekim 2026 tarihleri arasında 36. kez şehri ele geçirmeye hazırlanıyor.
Klasik tınıların konfor alanından çıkıp elektronik müzikten dünya müziğinin en avangart köşelerine uzanan bu geniş müzikal yelpaze, yine sadece caz tutkunlarını değil, keşif arzusuyla yanıp tutuşan her müzikseveri kendine çekecek cinsten. Şehrin farklı yakalarındaki ikonik salonları birer ses laboratuvarına dönüştürecek bu yılki programdan öne çıkan keşif rotalarını ve kaçırılmaması gereken sahne buluşmalarını masaya yatırıyoruz.
Festivalin ilk günleri, cazın janr sınırlarını nasıl esnettiğini gösteren taze, genç ve dinamik projelere alan açıyor.
Joe Armon-Jones (26 Eylül | Frankhan Selectist): Festivalin perdesini, modern Londra caz sahnesinin en vizyoner figürlerinden biri açıyor. Klavyeci, prodüktör ve besteci Joe Armon-Jones, hip-hop, dub ve cazı harmanlayan o yüksek enerjili İngiliz ekolünü Frankhan sahnesine taşıyarak festivalin ritmini ilk geceden yukarı çekecek.
Momoko Gill (27 Eylül | Yeldeğirmeni Sanat): Ertesi akşam Kadıköy’ün tarihi atmosferinde, Birleşik Krallık sahnesinin en gizemli ve derinlikli seslerinden biri var. Elektronik altyapıları caz estetiğiyle buluşturan Momoko Gill, British Council’ın desteğiyle ilk kez İstanbul dinleyicisiyle buluşacak.
Sarathy Korwar Drum Ensemble (29 Eylül | Salon İKSV): Kültürel kimlikleri ve poliritmik vuruşları müziğinin merkezine koyan davulcu ve besteci Sarathy Korwar, topluluğuyla birlikte Salon İKSV’yi hipnotik bir ritim ayinine çevirmeye hazırlanıyor.
Ekim ayının ilk günleri, cazın köklerine sadık kalırken onun geleceğini inşa eden ustaları ve araştırmacıları ağırlıyor.
Ben LaMar Gay Ensemble (1 Ekim | Babylon): Chicago avangart okulunun en nevi şahsına münhasır ses araştırmacılarından Ben LaMar Gay, cazı funk, noise ve folkla çarpıştırdığı sıra dışı besteleriyle Babylon sahnesinde ilk İstanbul konserini verecek. Sınırları flulaştıran bir deneyim arayanlar için zorunlu bir durak.
James Carter Piano Quartet: “Coltrane: A Centennial Supreme” (3 Ekim | Zorlu PSM): Caz tarihinin en anıtsal figürlerinden John Coltrane’in mirası, saksafon virtüözü James Carter’ın öncülüğünde yeniden canlanıyor. Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde gerçekleşecek bu özel turne konseri, klasik cazın ateşli ve tutkulu yönünü iliklerinize kadar hissettirecek.
L’Antidote (4 Ekim | Arter): Müziğin modern sanatla kurduğu diyaloğu derinleştiren L’Antidote, Arter’in dingin ve çağdaş atmosferinde pazar akşamüstünü bambaşka bir ses evrenine tahvil edecek.
8 Ekim akşamı, cazın farklı dönemlerini temsil eden iki muazzam yetenek, İstanbul’un iki yakasında paralel bir şölene imza atıyor. Karar vermek zor olsa da her iki durak da kendi alanında birer zirve noktası:
Arturo Sandoval (Zorlu PSM): “Bir kuşakta yalnızca bir ya da iki kez karşımıza çıkan” o efsanevi trompet tonunu canlı dinlemek isteyenler için Küba asıllı efsane Arturo Sandoval, Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde olacak.
Sasha Berliner (Borusan Müzik Evi): Çağdaş cazın en parlak genç vibrafoncularından ve malet ustalarından Sasha Berliner ise aynı saatlerde İstiklal Caddesi’nin kalbinde, Borusan Müzik Evi’nde modern enstrümantal müziğin sınırlarını zorlayacak.
Festivalin son düzlüğüne girerken, 10 Ekim Cumartesi gecesi şehir adeta çok sesli bir festivale dönüşüyor. Üç farklı mekânda, üç tamamen farklı ruh hali dinleyicileri bekliyor:
Nicole Zuraitis (Zorlu PSM): Piyanist, besteci ve Grammy ödüllü vokalist Nicole Zuraitis, Zorlu PSM’de zarafet dolu aranjmanlarıyla caz vokalinin zirvesini temsil edecek.
Yasmine Hamdan (Zorlu PSM %100 Studio): Arap bağımsız müziğinin ikonik sesi Yasmine Hamdan, festivalin o çok sesli ve janrlar arası yapısını taçlandıracak hipnotik ve elektronik ağırlıklı performansıyla sahnede olacak.
Samora Pinderhughes Quintet ft. Elena Pinderhughes (Babylon): Müziği toplumsal adalet ve şiirsel bir anlatıyla birleştiren multidisipliner dahi Samora Pinderhughes, kardeşi flütçü Elena Pinderhughes ve yıldızlar geçidi beşlisiyle Babylon’da kederi ve umudu aynı potada eritecek.
Kinkajous (11 Ekim | Arter): Festivalin kapanış perdesi ise 11 Ekim’de Londra merkezli Kinkajous’un ellerinde. Topluluğun sinematik, kozmik ve ambient dokunuşlu caz tınıları, Arter’in modern mimarisinde festivalin son bakiye seslerini şehre fısıldayarak bu 16 günlük serüveni zarifçe noktalayacak.
Yılların birikimini, “Kampüste Caz” konserleriyle tüm Türkiye’ye yayan enerjisini ve her yıl kabuk değiştiren o dinamik ruhunu koruyan 36. Akbank Caz Festivali, bu sonbaharda da kulaklarımızdaki pası silerken zihnimize yeni pencereler açmaya kararlı. Programı inceleyip yerinizi şimdiden ayırtmayı unutmayın; zira sonbaharın en güzel tınıları çok yakında şehre iniyor.