
Şehrin bitmeyen koşturmacasından, her an bir yerlere yetişme ve sürekli aktif olma zorunluluğundan birkaç günlüğüne de olsa tamamen sıyrılma fikri her zaman caziptir. Londra bu hafta sonu, tam olarak bu felsefeyi kutlayan, adını “aylaklık” kavramından alan çok özel bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Hampstead’in kalabalık caddelerinden ustaca gizlenmiş, 17. yüzyıldan kalma büyüleyici bir tarihi yapı olan Fenton House, 10-12 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek Idler Festival için kapılarını açıyor. Burası parlak fikirlerin, yaratıcı atölyelerin ve belki de en önemlisi, hiçbir şey yapmamanın tadını çıkarabileceğiniz zarif bir sığınak sunuyor.
Festivalin en güzel tarafı, ülkenin en saygın entelektüellerini ve popüler kültür figürlerini tamamen kuralsız, alabildiğine rahat bir ortamda bir araya getirmesi. Katılımcıların canı ne isterse onu yapmakta özgür olduğu bu hafta sonunda, elma ağaçlarının gölgesinde Canterbury’nin eski Başpiskoposu Rowan Williams’ı dinleyebilir ya da edebiyat dünyasının aykırı kalemi Irvine Welsh, Jojo Moyes ve Charlie Higson gibi yazarların sohbetlerine ortak olabilirsiniz. İngiltere’nin mutfak kültüründeki ikonik isimlerinden Prue Leith de bu samimi bahçe sohbetlerinin bir parçası olarak malikanede yerini alıyor.
Programın detaylarına indikçe, müzikten gotik kültüre uzanan çok katmanlı bir anlatı bizi karşılıyor. Jah Wobble kendi geçmişinin dehlizlerine inerken, Chris Difford efsanevi grup Squeeze’in yıllardır kayıp olan konsept albümünün arkasındaki saklı hikayeleri paylaşacak. Gotik kadın imgesini masaya yatıracak olan Cathi Unsworth’un yanı sıra, kült komedi dizisi Father Ted’in yapımcısı Lissa Evans da televizyon tarihinin mutfağından eğlenceli anılarla festivali renklendirecek. İngiltere’nin o pek bilinmeyen, masalsı ruhunu keşfetmek isteyenler içinse radyocu Zakia Sewell’ın Somerset’ten İskoçya’ya uzanan, Kelt ritüelleri ve mistik taş çemberleriyle örülü seyahat hikayeleri harika bir yolculuk vadediyor. Freud ailesinin kurmaca edebiyattaki yansımalarını anlatacak olan Esther Freud ve klasik müzik setleriyle bahçeyi canlandıracak Georgia Mann de bu hafta sonunun unutulmaz parçaları arasında yer alıyor.
Tabii ki festivalde her şey sadece birilerini dinlemekten ibaret değil. Fenton House’un meyve bahçesinde dans derslerine katılabilir, doğayla baş başa yürüyüşler yapabilir, kolektif şarkı söyleme seanslarına dahil olabilir ya da arıcılık atölyesinde yeni bir şeyler öğrenebilirsiniz. Tüm bu deneyime, Moro şeflerinin ellerinden çıkan Akdeniz ve Fas esintili gurme mezeler ile bahçedeki özel barın ferahlatıcı içkileri eşlik edecek. Günün sonunda isterseniz sadece bir ağacın altına uzanıp kitabınızı okuyabilir ve bu planlı rehavetin tadını çıkarabilirsiniz.
no-26 Notu: Idler Festival, bu yoğun yaz günlerinde zihni dinlendirirken ruha ilham veren, Londra’nın en şahsına münhasır etkinliklerinden biri. Fenton House’un o tarihi ve huzurlu atmosferinde, hafta sonunu sadece durarak, dinleyerek ve düşünerek geçirmek isteyenler için harika bir fırsat. Hafta sonu planlarınıza biraz kaliteli tembellik eklemek isterseniz, Hampstead rotasını listenize eklemeyi unutmayın.






