
Dolomit Alpleri’nin heybetli zirvelerinde, doğanın kucağında ama tam da bugünün ekolojik, politik ve kolektif krizlerinin merkezinde sıra dışı bir sanat deneyimi yaşanıyor. Berlin Art Link’in küratör Samuel Leuenberger ile gerçekleştirdiği derinlikli söyleşi, bu yıl 10. edisyonunu kutlayan Biennale Gherdëina’nın kavramsal kapılarını aralıyor. 13 Eylül 2026’ya kadar Val Gardena’nın alp köylerinde ve Ortisei’nin kamusal alanlarında devam eden “(Future) Paradise Gardens” başlıklı bu edisyon, bahçe kavramını romantik ya da pastoral bir huzur sığınağı olmaktan çıkarıp, toplumsal hafızanın ve ekolojik direnişin dinamik bir metaforuna dönüştürüyor.
Leuenberger’in kendi kişisel bahçıvanlık merakından, bitkilerin dilini ve büyüme döngülerini anlama çabasından filizlenen bu küratoryal çerçeve, insanlığın en çetrefilli meselelerini bitki formları üzerinden konuşmayı hedefliyor. Sanatçılara katı kurallar dikte etmek yerine onlara tamamen açık bir alan sunan bienalde, coğrafyanın kendisi pasif bir fon olmaktan çıkıp aktif bir suç ortağına evriliyor. Örneğin Cezayir asıllı sanatçı Lydia Ourahmane, dağlardan vadilere uzanan ilk sergileme planını, bölgedeki terk edilmiş tarihi Hotel Ladinia’nın barına adım attığı an değiştiriyor. Mekânın taşıdığı o hayaletimsi, kıymetli hafızayı olduğu gibi kucaklayarak serginin en güçlü yerleştirmelerinden birine dönüştürüyor.
Bahçenin sadece şifalı ve meditatif değil, aynı zamanda tarihsel bir şiddet barındırabileceğini gösteren en çarpıcı işlerden biri ise Judith Neunhäuserer’e ait. Sanatçı, ünlü nükleer fizikçi Enrico Fermi ve yazar eşi Laura Fermi’nin tam 100 yıl önce, yani 1926 yazında Val Gardena’da geçirdikleri günlere ve atom bombasının icadına giden sürece etki eden çalışmalarına ait arşiv belgelerini gün yüzüne çıkarıyor. “Mushroom clouds over our garden” adlı bu çalışma, Alpler’in nefes kesici doğasının tam ortasında şiddet dolu bahçe gerçekliğini yüzümüze vuruyor. Benzer bir şekilde Chanelle Adams da açtığı arkeolojik test çukuruyla, toprağın maruz kaldığı ekolojik ihlaller ve istilacı türlerin sömürgeci geçmişi üzerine düşündürüyor.
Serginin en uzun soluklu ve şiirsel projelerinden biri, İtalyan sanatçı Jacopo Belloni’nin imzasıyla hayat bulan “Dormancy” projesi. Yas, kayıp ve geleceği koruma arzusu etrafında dönen iki döngüsel iş sunan Belloni, “Nenie” adlı yerleştirmesinde yerel çam esanslarını damıtan bakır makineler kullanıyor; tüplerden sızan damlalarla adeta toprağın gözyaşlarını ve dağların kadim ruhunu görselleştiriyor. Projenin ikinci ayağı olan “Dormienti” ise lüks tasarım çantaların borosilikat camdan üretilmiş kusursuz birer replikasından oluşuyor. Vadideki yerel tohum üreticileriyle birlikte toplanan kır çiçeği tohumları bu cam çantaların içine hapsedilerek, biyoçeşitliliğin hızla yok olduğu bir çağda gelecekte yeniden keşfedilmek üzere toprağa gömülüyor.
Kaunas Bienali ile kurulan organik ortaklık sayesinde bu yıl Alpler’e taşınan Litvanyalı sanatçılar da sergiye mistik ve işitsel bir katman ekliyor. Zaman algısını ve duyuları manipüle eden işleriyle tanınan Andrius Arutiunian, “The Black Banquet” adlı yerleştirmesinde Ermeni ve Litvanya kültürel kodlarını harmanlayarak dağ tanrılarını ve yeraltı dünyasının mistisizmini sergi alanına davet ediyor.
Leuenberger’in de söyleşisinde içtenlikle vurguladığı gibi, kamusal alanda sanat üretmek, her şeyi milimetrik olarak kontrol edebildiğiniz o steril müze duvarlarının konforunu terk etmek anlamına geliyor. Kapalı kapıların arkasındaki yerel toplulukları ikna etmekle başlayan, hava muhalefetinden coğrafyanın öngörülemez doğasına kadar her anı sürprizlere gebe bu süreç, küratoryal stresi kadar büyük bir toplumsal ödülü de beraberinde getiriyor.
No-26 Notu: Bir bahçeyi sadece çiçeklerin açtığı yer olarak görmek körlüktür; bahçe aynı zamanda tohumların uyuduğu, tarihin gömüldüğü ve bazen en büyük trajedilerin sessizce kök saldığı bir hafıza laboratuvarıdır. Alpler’in zirvesinde, doğanın kalbindeki bu felsefi ve ekolojik uyanış, modernizmin tüm yapay sınırlarını eritiyor. 13 Eylül’e kadar yolu İtalya’ya düşenlerin rotayı yukarıya çevirmesi şart.






