
Filistin-Suudi kökenli sanatçı Dana Awartani, 61. Venedik Sanat Bienali’nde Suudi Arabistan Pavyonu’nu göz alıcı bir enstalasyonla temsil ediyor. Küratörlüğünü Art Jameel Direktörü Antonia Carver’ın, yardımcılığını ise Hafsa Alkhudairi’nin üstlendiği bu anıtsal proje, İslam ve Arap sanat geleneklerini çağdaş bir dille yeniden ele alıyor. Awartani; kutsal geometri, tezhip, dokuma ve kerpiç gibi geleneksel zanaatları usta sanatkârlarla kurduğu derin iş birlikleri içinde üreterek miras, kolektif bellek ve kültürel koruma arasındaki o kırılgan ilişkileri sorguluyor. Sanatçının pratiği, eski ile çağdaş arasında yüzeysel bir karşıtlık kurmaktan ziyade; geçmiş ile gelecek arasında, yüzyılların bilgisini barındıran güçlü bir süreklilik köprüsü öneriyor.
Cidde doğumlu olan ve kutsal geometrinin matematiksel dili ile geleneksel süsleme sanatlarında ustalaşan Awartani, bu köklü dökümanları çağdaş sanatın kavramsal sorularıyla buluşturuyor. Örneğin, kumaşlardaki yırtıkları elle onarma (yama) gibi incelikli yöntemlerle, hem tarihsel yıkımın hem de toplumsal iyileşmenin estetik izini sürüyor. Venedik Bienali için ürettiği “May your tears never dry, you who weep over stones” başlıklı yeni mimari yerleştirmesi, 29 binden fazla el yapımı kerpiç tuğladan oluşarak Orta Doğu’nun yok olma tehlikesi altındaki kültürel miras alanlarına anıtsal ve felsefi bir saygı duruşunda bulunuyor.
Suudi Arabistan Ulusal Pavyonu, kültürel biçimlerin ve ortak mirasın zaman içinde nasıl devam ettiğini, nasıl sarsıcı dönüşümlere uğradığını ya da tamamen yok olduğunu; kültürel bakım, silinme ve yenilenme kavramları üzerinden tartışmaya açıyor. Zanaatkârların kadim hafızasının kuşaklar ve coğrafi sınırlar arasındaki akışkan geçişkenliğini odağına alan bu sergileme, yalnızca güzel bir estetik geleneğin kutlaması olmanın çok ötesine geçiyor. Karşımızda, kültürel erozyonun ve değişimin kırılganlığı üzerine derinlemesine düşünen, politik ve sarsıcı bir çağdaş tavır yer alıyor.
Awartani’nin bu ödünsüz pratiği, Anadolu’dan Arap Yarımadası’na uzanan kadim toprakların ve geleneklerin kalıcılığına değer veren bir no-26 okuru için özellikle derin bir anlam taşıyor. Sanatçı bizlere elin belleği dediğimiz şeyin —zamansız bir motifin, ince bir dikişin ya da kusursuz bir geometrinin— sömürgeci hafıza silimine karşı nasıl anıtsal bir direniş biçimine dönüşebileceğini açıkça kanıtlıyor. Venedik’in o yoğun koşturmacasında pavyonlar arasında gezinirken, Arsenale’nin tarihi atmosferindeki bu pavyonda biraz daha uzun süre durmanızı ve toprağın sessiz çığlığına kulak vermenizi öneriyoruz.
Dana Awartani’nin Suudi Arabistan Ulusal Pavyonu için hazırladığı bu benzersiz sergi, 22 Kasım 2026 tarihine kadar Venedik Bienali’nin ana mekânlarından Arsenale’deki Sale d’Armi binasında ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.