Victoria Miro’da Khalif Tahir Thompson İmzası: “Send in the Clowns”

LemonGenel53 dakika önce3 Tıklanmalar

Brooklyn’in o kendine has, bitmek bilmeyen ritmi, Londra’nın gri gökyüzüyle buluşuyor. Victoria Miro, galerinin temsil etmeye başladığı Khalif Tahir Thompson’ın ilk kişisel sergisi *“Send in the Clowns”*a ev sahipliği yapıyor. Bu sadece bir resim sergisi değil; sokak aralarına, aile bağlarına ve manzarası neredeyse her gün değişen bir şehre, Brooklyn’e yazılmış son derece kişisel bir aşk mektubu.

Adını Stephen Sondheim’ın 1973 yapımı o hüzünlü tiyatro baladından —özellikle de caz efsanesi Sarah Vaughn’un buğulu sesinden hafızalarımıza kazınan yorumundan— alan sergi, aslında hepimizin başvurduğu o evrensel savunma mekanizmasını merkezine alıyor. İşler ters gittiğinde, planlar çöktüğünde ve hayat kaosa sürüklendiğinde sahneye sürülen o “dikkat dağıtıcı” unsurlar, yani palyaçolar… Thompson bu metaforu şu sözlerle içselleştiriyor: “Trajediye nasıl tepki verdiğimin, kırılganlığımızı mizahın arkasına nasıl sakladığımızın bir yansıması.”

Thompson’ın tuvallerinde zaman düz akmıyor; geçmiş ve bugün, mekanlar ve insanlar üzerinden birbirine dolanıyor. Gelin o sinematik sahnelere biraz yakından bakalım.

Örneğin Arch Diner’a bakarken, Canarsie mahallesinin o artık kapalı olan efsanevi lokantasının önünde buluyorsunuz kendinizi. Gökyüzünde tek bir yıldız yok. Gecenin o yoğun karanlığında lokantanın kapısına yaklaşan yalnız bir siluet var. Arka planda şehir trafiği hiç oralı olmadan, ruhsuz bir rutinle akıp giderken, siz orada, o tekinsiz ama bir o kadar da nostaljik sessizliğin ortasında kalıyorsunuz. Sanki yağmurlu ve hiç bitmeyecekmiş gibi hissettiren bir günün ardından eve dönüş yolunu adımlıyorsunuz.

Sonra köşeyi dönüp bir saç örgü salonunun önüne geliyoruz (Lambent). Camlarda, salonun hünerlerini sergileyen farklı açılardan resmedilmiş saç modelleri… Kaldırımda ise sanki vitrine bakmak için özellikle duraklamış gibi duran güvercinler var. Her şey o kadar dokunsal, o kadar gündelik ki. Ya da Playground tablosu… Arka planda beliren devasa apartman bloklarının önünde, sırt çantalı gencecik bir adam bebek arabası sürüyor. Çok renkli bir çocuk parkının yanından geçip gidiyorlar. Belki bir ağabey, belki de o öğleden sonra çocuk bakma sırası kendisine gelmiş genç bir baba. Sergi metnini kaleme alan Jessica Lynne’in de harika bir şekilde altını çizdiği gibi; bu tablolarda binalar, sokaklar ve betonarme çevre, içindeki insanlar kadar güçlü birer başrol oyuncusuna dönüşüyor.

Thompson’ın fırçası, özellikle Siyah kimliğine ve aile tarihine yaklaşırken inanılmaz şefkatli. Pearl adlı eserde bu nesiller boyu süren zaman bükülmesini çok net hissediyoruz. Beyazlar içindeki genç kadının (ki model sanatçının kendi ablasıdır) arkasında duran tuvalet masası, Thompson’ın büyükannesinin evinden kopup gelmiş bir yadigâr. Hemen yanındaki peruk mankeni ise spesifik olarak kimseye ait değil; ama aynı anda tüm Siyah kadınların ortak hafızasına bakıyor.

“Send in the Clowns”, Khalif Tahir Thompson’ın gençlik yıllarına ve onu var eden insanlara sunduğu bir saygı duruşu. Resmin, yaşanmışlıkları nasıl onurlandırabileceğine dair görsel bir kanıt. Victoria Miro’nun London Gallery II mekanında 8 Ekim’de kapılarını açan bu yoğun ve samimi anlatı, 7 Kasım 2026 tarihine kadar izlenebilecek.

Yolunuz düşerse, bu durağan ama içten içe kaynayan Brooklyn rüyasına mutlaka dahil olun. Çünkü bazen hepimiz, o palyaçoların içeri gönderilmesine ihtiyaç duyarız.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3