
Berlin’in o bitmek bilmeyen dinamizminden sadece yarım saatlik bir tren (S7) yolculuğuyla uzaklaşıp kendinizi Potsdam’da bulduğunuzda, sanatın izleyiciyle kurduğu sınırların tamamen eridiği bir mekana adım atıyorsunuz. DAS MINSK Kunsthaus, 8 Mayıs‘tan bu yana uluslararası çağdaş sanatın en heyecan verici isimlerinden biri olan Kolombiyalı Oscar Murillo’yu ağırlıyor.
Kapanış tarihi olan 9 Ağustos 2026’ya sadece 11 gün kala, Murillo’nun “Collective Osmosis” sergisi; izleyiciyi Claude Monet’nin mirasıyla beklenmedik, sınırları zorlayan ve tamamen katılımcı bir diyaloğa davet ediyor. Gününüzü Potsdam’a ayırmak için bundan daha geçerli bir neden olamaz.
Tate Modern’in devasa Türbin Salonu’ndaki The Flooded Garden projesiyle hafızalarımıza kazınan Oscar Murillo’nun yolu, bu kez Empresyonizmin babası Claude Monet ile kesişiyor. İlk bakışta 19. yüzyılın Fransız ustasıyla günümüzün radikal çağdaş sanatçısını yan yana getirmek şaşırtıcı gelebilir. Ancak buradaki bağ, basit bir görsel benzerlik ya da sanat tarihi güzellemesi değil.
Murillo; Monet’nin yaşamını, boyayla kurduğu o fiziksel tutkuyu ve eserlerinin zaman içindeki alımlanış biçimini parçalarına ayırarak kendi soyut, dinamik pratiğine entegre ediyor. Yüzeysel bir saygı duruşundan ziyade, resim yapma eyleminin köklerini sorgulayan son derece derinlikli ve kuramsal bir yüzleşme bu.
“Collective Osmosis” sergisini sıradan bir müze deneyiminden ayıran en kritik özellik, sanat eserinin o “dokunulmaz” aurasını yıkarak izleyiciyi doğrudan sürecin merkezine, yani tuvalin önüne çekmesi. Sergide deneyimleyebileceğiniz iki ana katılımcı proje bulunuyor:
Social Mapping : Murillo’nun dünyanın farklı coğrafyalarındaki topluluklarla yürüttüğü bu uzun soluklu projede, izleyiciler devasa tuvaller üzerine bizzat çizim yapmaya davet ediliyor. Çizilen her çizgi, küresel ve organik bir sosyal arşivin parçası haline geliyor.
Collective Painting : Ziyaretçilerin pasif gözlemci rolünden sıyrılıp ellerine boyayı aldıkları, sergi alanındaki kolektif boyama seansları. Eseri izlemeye geldiğiniz bir müzede bizzat o eserin üreticisine dönüşüyorsunuz.
Tate Modern’de binlerce kişinin dahil olduğu o muazzam kolektif üretim enerjisinin bir benzeri şu an Potsdam’da yaşanıyor.
Bu sergi, sadece içerdiği sanatsal eylemle değil, kurumsal arka planıyla da bir ilk olma özelliği taşıyor. Her ikisi de Hasso Plattner Vakfı çatısı altında bulunan DAS MINSK Kunsthaus ile Museum Barberini, tarihlerinde ilk kez ortak bir sergi projesine imza atıyor.
Murillo’nun ezber bozan çağdaş müdahaleleri DAS MINSK’te sergilenirken; Monet’nin klasikleşmiş başyapıtları hemen yakındaki Museum Barberini’de ziyaretçilerini bekliyor. Sanatçı ile sanat tarihi, kavramsal diyaloğun ötesine geçerek aynı şehrin iki farklı noktasında fiziksel bir köprü kuruyor.
Sergi ne zamana kadar açık ve nerede?
Sergi, 9 Ağustos 2026 tarihine kadar Potsdam’daki DAS MINSK Kunsthaus‘ta ziyarete açıktır. Berlin’den S7 banliyö treni ile yaklaşık 30 dakikada kolayca ulaşabilirsiniz.
Museum Barberini ile bu serginin bağlantısı nedir?
İki müze kardeş kurumdur ve bu projede ortak çalışmaktadırlar. Dileyen ziyaretçiler aynı gün içerisinde Museum Barberini’ye geçerek Monet’nin orijinal eserlerini, ardından DAS MINSK’te Murillo’nun çağdaş yorumlarını art arda deneyimleyebilir.
Katılımcı projelere herkes dahil olabiliyor mu?
Evet. “Social Mapping” ve “Collective Painting” etkinlikleri, müze ziyaretçilerinin aktif katılımına açık olarak tasarlanmıştır.
Berlin’de bu hafta sonu Humboldt Forum’daki “Relevant to the System” sergisi kapanıyor, orayı pazar gününe kadar mutlaka aradan çıkarın. Ancak önümüzdeki 11 gün içinde zihninizi boşaltmak, şehirden biraz uzaklaşıp Potsdam’ın o güzel dokusunda sanatla bizzat “ellerinizi kirleterek” bağ kurmak isterseniz DAS MINSK sizi bekliyor. Monet, Murillo ve sizin fırça darbeleriniz… Potsdam’a gitmek için harika bir bahane!