
Londra’da, Kingsland Road üzerindeki duman altı bir kamyoncu kafesinde, sisli ve yağmurlu bir sabahta başlıyor hikaye. Yağmur damlalarının süzüldüğü ön camda büyük harflerle şöyle yazıyor: YAWA EKAT RO NI TAE. Yani, kafenin içinden dış dünyaya bakarken tersyüz olmuş bir “EAT IN OR TAKE AWAY” (Burada Ye veya Paket Yap) tabelası. Ressam Ansel Krut, yirmi yıl önce tam da bu manzara karşısında oturmuş, önündeki resim gününün heyecanıyla doluyken, sanat pratiğinde nelerin tersyüz olacağını henüz bilmiyordu.
Çağdaş resmin en nevidşahsına münhasır isimlerinden Ansel Krut, Londra’daki köklü galeri domobaal ile beşinci ve belki de hemen ardından gelecek altıncı solo sergisine hazırlanıyor. Önümüzdeki sonbaharda kapılarını açacak olan YAWA EKAT RO NI TAE, sanatçının tam yirmi yıl önce aynı galeride sergilediği ve o dönem büyük bir şaşkınlıkla karşılanan ikonik işlerini, güncel üretimleriyle bir araya getirerek zamanlar arası tekinsiz bir köprü kuruyor.
Ansel Krut, kırklı yaşlarına gelene kadar nesnelerin ve figürlerin dış görünüşlerini tuvale aktarmak için uğraştığını, ancak ne yaparsa yapsın o figürlerin gizli yaşamının her zaman yüzeyi yırtarak dışarı çıkmak istediğini söylüyor. İşte o dumanlı kafede oturduğu dönemde, resme dışarıdan bakmayı bırakıp imgenin içine adım atmaya ve dünyaya o tersyüz olmuş harflerin arkasından bakmaya karar veriyor.
Krut’un yirmi yıl önce domobaal’da ilk kez sergilenen bu radikal dönüşüm işleri, o günlerde sanat çevrelerinde ciddi bir şüphe, hatta tepkiyle karşılanmıştı. Ancak sanatçıya göre, bu vahşi kopuşun tohumları her zaman oradaydı, sadece yüzeyin altında gömülüydü. Sergi, hem bu tarihi başkaldırıyı yeniden değerlendiriyor hem de aradaki diyaloğu güçlendirmek adına sanatçının 2019 tarihli Faces on Noses gibi daha yakın dönem işlerini de seçkiye dahil ediyor.
Krut’un tuvalleri ilk bakışta absürt, tuhaf, hatta rahatsız edici gelebilir. Ancak bu ironik ve ham estetiğin altında, derin bir varoluşsal sorgulama ve ahlaki ciddiyet yatar. Onun dünyasında her an her şey mümkündür; biçimler sürekli mutasyona uğrar:
İç organlarını dışarı çıkararak psychedelic desenler yaratan insan-böcek hibritleri,
Mickey Mouse kulaklı, oyun hamuruyla susturulmuş tekinsiz bebek figürleri,
Dişleri birer öğütücü gibi işleyen, devasa ağızlı yaratıklar…
Sanat eleştirmenlerinin Goya’nın ünlü “Aklın Uykusu Canavarlar Üretir” gravürüne benzettiği bu atmosfer, kolektif folklorun karanlık anlatılarından, tarihin yıkıntılarından ve gündelik hayatın sıradan gözlemlerinden besleniyor. Sanatçı, disparate (birbiriyle alakasız) nesneleri bir araya getirerek onlara çift işlev yüklüyor.
“Bir resmin doğru yönde ilerlediğini, beni güldürmeye başladığı an anlıyorum.” – Ansel Krut
Krut’un o keskin, kuru mizahı ve boyaya duyduğu derin aşk, izleyici ile bu tuhaf yaratıklar arasında bir nevi tampon görevi görüyor; adeta insan perversiyonuna açılan şekerlemeci dükkanı camı gibi…
Sanat eleştirmeni Aidan Dunne’ın da belirttiği gibi, Ansel Krut’un resimlerini ekrandan veya bir reprodüksiyondan anlamak neredeyse imkansızdır. Bu işler tamamen canlı kanlı, yani mekânda deneyimlenmek üzere tasarlanmıştır. Boyanın tuval üzerindeki fırça izleri, katmanları, dokunuşu ve yarattığı fiziksel his, dijital dünyanın pürüzsüzlüğüne karşı verilmiş zanaatkar bir yanıttır.
YAWA EKAT RO NI TAE, bizi insanı hayvandan ayıran o karmaşık eyleme—bakmaya, düşünmeye ve boyanın maddeselliğini tercüme etmeye—davet ediyor. Sonbaharda Londra yolculuğu planlayan no-26 okurları, takvimlerine bu sergiyi şimdiden eklemeli.
Sergi: YAWA EKAT RO NI TAE / EAT IN OR TAKE AWAY
Sanatçı: Ansel Krut
Mekân: domobaal (Londra)
Tarih: 19 Eylül – 7 Kasım 2026