
Türkçe sözlü punk rock sahnesinin öncü gruplarından Second, 2026 yılında yayımlanacak ilk uzunçalar albümleri “LUDDITE” öncesinde, merakla beklenen yeni single’ı “Bana Hiç Gerek Yok”u 8 Mayıs’ta dinleyicisiyle buluşturdu. Melodik punk rock tınılarını, şarkı yazarlığındaki pop yaklaşımı ve hızlı tempoyla birleştiren grup, albümün habercisi olan bu yeni çalışmayla stüdyo mutfağının kapılarını aralıyor. Bugüne kadar NOFX, Yellowcard, MxPx, Therapy?, Frank Turner ve JayaTheCat gibi punk rock dünyasının dev isimleriyle aynı sahneyi paylaşan ekip, yıllar içinde biriktirdiği sahne tecrübesini ve tavizsiz enerjisini stüdyo kayıtlarına nasıl aktardığını, bir albümün konsept olarak nasıl inşa edildiğini apartmanno26 okurları için anlatıyor.
2010 yılından beri bu albümün adının LUDDITE olacağını biliyorduk.
Çalışmaları devam eden ve 2026’da yayımlanacak olan yeni albümünüz “LUDDITE” için geri sayım başladı. Albümün ismi olan ve endüstrileşme dönemindeki teknoloji karşıtı hareketi simgeleyen “Luddite” kavramı ile albümün sanatsal içeriği arasında nasıl bir bağ var? Günümüz yapay zeka çağında bu ismi seçmeniz manidar bir tesadüf mü?
Aslında sanılanın aksine, yeni dönem yapay zeka gelişmeleriyle bu ismin doğrudan bir ilgisi yok. Biz ilk albümümüzün isminin “LUDDITE” olacağını ta 2010 yılından beri biliyorduk, bunu pek çok yerde de yazdık, söyledik. Tarihteki o ilk Luddite hareketine, o felsefi çıkış noktasına duyduğumuz ilgiden dolayı bu ismi seçmiştik. Tabii ki insanoğlunun 2026 dünyasıyla kurduğu ilişki göz önüne alındığında ve dünyanın mevcut hızıyla insanı bu kadar geride bıraktığı bir dönemde, bu konsept şu an çok daha anlamlı geldi. Bir nevi, yıllar önce tasarladığımız konsept, bugünün dünyasıyla tam olarak örtüşmüş oldu.
Dinleyicimiz 18 şarkılık koca bir albümü hak ediyordu.
Bunca yıllık köklü bir kariyerin ardından neden “şimdi” bir uzunçalar kararı aldınız? Sektörün tamamen “single/tekli” odaklı bir üretim tüketim hızına döndüğü bu dönemde, koca bir albüm tasarlamak nasıl bir motivasyondu?
Bizim açımızdan bakıldığında bir tekli çıkarmakla albüm yapmak arasında süper farklı bir heyecan hissi yok. Bir single çıktığında da inanılmaz heyecanlanan, stüdyoda bunun tasarımını yapan ve bunu kutlamaya çalışan bir ekibiz. Ancak dinleyicimizin yıllardır bize gösterdiği o sadık ilgiyle bunu gerçekten hak ettiğini düşünüyoruz. Önlerine öyle 3-5 şarkılık bir EP değil, tam 18 şarkıyı birden koymak istiyoruz. Sektör ne kadar “tüketim” odaklı tekilleşmeye gitse de, biz bütünlüklü bir hikaye anlatmak adına bu uzunçalar kararını aldık.
Second’ın yeni yolunu tarif eden gürültülü bir mixtape.
Yeni single’ınız “Bana Hiç Gerek Yok”, melodik punk tınılarını pop yaklaşımı ve derin bir duygusal yoğunlukla harmanlıyor. Yaklaşan “LUDDITE” albümünün genel mimarisi ve ses atmosferi bu çizgiyle ne kadar paralel olacak? Bizi şaşırtacak farklı tür denemeleri görecek miyiz?
Gerçekten farklı ve üzerinde çok katmanlı çalıştığımız bir albüm olacak. “LUDDITE” albümünü, Second’ın yeni yolunu, yeni tasarımını tarif edebilecek bir mixtape gibi düşünebilirsiniz. Bugüne kadar geçtiğimiz tüm Second eralarının, tüm o dönemlerin başka bir estetikle, yeni bir vizyonla yeniden harmanlandığı gürültülü bir kokteyl diyebiliriz buna. Tabii ki temel yapı değişmiyor; genel sound yine oldukça gürültülü ve punk rock hızında olacak.
Kayda duygu yansıtmak fazla romantize ediliyor; işin sırrı doğru kararlar ve aranjman disiplini.
NOFX, Yellowcard gibi dünya devleriyle sahne almış bir grup olarak, sahnedeki o “tavizsiz” ve yüksek canlı enerjiyi stüdyo kayıtlarındaki o steril ortama aktarırken nasıl bir metodoloji izliyorsunuz? Stüdyonun mutfağında kararlar nasıl alınıyor?
Kayda duygu yansıtmak meselesi dışarıdan bakıldığında fazla romantize edilen bir durum. Stüdyoda kayda doğru duyguyu ve o yüksek enerjiyi yansıtmak istiyorsanız, performans öncesinde o şarkı için en doğru kararları vermeniz gerekir. Bunun için de günlerce, hatta aylarca stüdyoda tartışmak, fikir jimnastiği yapmak gerekiyor. Doğru aranjman, doğru nota seçimi, doğru kayıt yöntemi ve o kelimelerin tane tane söylenebileceği en doğru, en hızlı tempoyu bulmak teknik bir titizlik gerektirir. Performans kısmı tüm bu matematiksel ve düşünsel aşamalardan daha sonra geliyor. Fena müzisyenler olmadığımız için performans tarafı görece işin en kolay kısmı. Bir de bizim mutfakta net bir kural vardır: Grup içinde uzun uzun tartışırız ama bu işlerde majör final kararlarını her zaman prodüktörümüz verir ve finalde grup o tasarımı titizlikle uygular.
Stüdyoda aylardır ince ince işlediğiniz bu yeni üretimin fiziksel olarak dinleyiciyle buluşma süreci nasıl olacak? Önümüzdeki yakın plan konser tasarımlarınız neler?
Stüdyoda inşa ettiğimiz o enerjinin lansman heyecanı, Haziran ayında gerçekleşecek özel konserlerle sahnede taçlanacak. Bu albümün can damarı olan pogo alanını yeniden kurmak için gün sayıyoruz. Tasarladığımız bu yeni dünyayı canlı canlı sunmak adına 6 Haziran’da İstanbul – Blind sahnesinde olacağız. Hemen ardından 14 Haziran’da ise Ankara – 6:45 sahnesinde dinleyicimizle buluşacağız . apartmanno26 okurlarına da küçük bir stüdyo sırrı verelim; bu konserlerde sadece “Bana Hiç Gerek Yok”u değil, “LUDDITE” albümünden henüz hiç duyulmamış birkaç yeni şarkıyı daha ilk kez sahnede canlı olarak çalacağız. Herkesi bu iş birliğine ve enerjiyi paylaşmaya bekliyoruz.






