
Edward Albee’nin 1962 imzalı tiyatro klasiği Who’s Afraid of Virginia Woolf?, 21 Eylül itibarıyla @sohoplace’te perde açıyor. Aralık ayına dek sahnede kalacak olan yapım, şimdiden sezonun en heyecan verici tiyatro olayları arasında gösteriliyor — ve bu ilgiyi hak etmek için gereken her şeye sahip.
İlk bakışta oldukça yalın bir kurgu: Orta yaşlı bir çift olan George ve Martha, gecenin geç bir saatinde kampüse henüz adım atmış genç bir çifti evlerinde ağırlıyor. Sabaha kadar uzanan bu buluşma; bolca alkol, keskin bir alaycılık ve maskeleri düşüren acımasız bir dürüstlükle sarmalanıyor. Ancak Albee’nin asıl derdi, iki insanın birbirini tüketirken aynı zamanda nasıl ayakta tutabildiğini göstermek.
“Oyun” derken durup düşünmek gerek; zira burada bolca zekâ hamlesi olsa da eğlenceli bir şey bulmak güç. Who’s Afraid of Virginia Woolf?, izleyicisini konfor alanından çıkarıp huzursuz etmek üzere tasarlanmış bir metin. Gücünü ve zamansızlığını da tam olarak bu rahatsız edicilikten alıyor.
Albee’nin bu dev eseri 60 yılı aşkın süredir sahnelerde. Elizabeth Taylor ve Richard Burton’lı 1966 yapımı efsanevi film uyarlamasıyla popüler kültürün sarsılmaz bir parçası hâline gelse de metin, her dönemde yeni anlam katmanlarıyla çoğalmayı başarıyor.
Çatırdayan evlilikler, toplumsal beklentilerin yarattığı baskı, entelektüel kibir ve insanın en çok kendine söylediği yalanlar… Hepsi dün olduğu kadar bugün de taze. Üstelik bu çetin metnin @soho place gibi modern ve seyirciyi kuşatan bir mekânda nasıl bir ruha bürüneceğini görmek başlı başına merak uyandırıyor.
2022’de kapılarını açtığı günden bu yana Londra sahnesinin en dinamik noktalarından birine dönüşen @soho place, samimi atmosferi ve seyirciyi çemberine alan arena sahne düzeniyle öne çıkıyor. Dört karakterin tek bir gecede ve dört duvar arasında sıkışıp kaldığı klostrofobik bir hesaplaşma için bundan daha isabetli bir sahne seçimi düşünülemezdi.
Oyun Aralık ayına kadar sahnelenmeye devam edecek olsa da Albee klasiğinin biletleri her zaman hızlı tükenir. Şehirde yaşayan tiyatro tutkunları kadar Londra gezisini bu sezona denk getirenlerin de ajandasında ilk sıralarda yer almalı.
Küçük bir uyarı: George ve Martha’nın salonunda geçireceğiniz o tek gece, salondan çıktığınızda üzerinizdeki etkisini kolay kolay yitirmeyecek.