Splendid Palace’ta Yıldız Moran ve Şahin Kaygun Diyaloğu: “Fair Island of a Summer’s Sky”

TowerSokakİstanbul1 hafta önce324 Tıklanmalar

İstanbul’un yaz ritüelleri vapurun arkasında bıraktığı köpükleri izleyip Adalar’ın o kendine has zamansızlığına sığınmakla tamamlanır; fakat bu yaz Büyükada, sadece serin bir kaçış noktası değil, Türk fotoğraf tarihinin akışını değiştiren iki kutup yıldızının sarsıcı hesaplaşma alanı. Galerist ve Galeri Nev’in ortaklığında hayata geçirilen, adını Lord Byron’ın lirik bir dizesinden alan “Fair Island of a Summer’s Sky” (Bir Yaz Göğünün Adil Adası) sergisi, 18 Haziran – 18 Eylül 2026 tarihleri arasında adanın simgesi Splendid Palace’ın yüz yıllık duvarlarında yankılanıyor. Sergi, fotoğraf medyumuna taban tabana zıt felsefelerle yaklaşan iki farklı kuşağı, Büyükada’nın melankolik ve pırıltılı atmosferinde karşı karşıya getirerek izleyiciyi adeta estetik bir girdabın içine çekiyor.

Bu sarsıcı buluşmanın en duru, en saf ve duygusal kırılma noktasını, Türk fotoğrafının akademik eğitim almış ilk kadın sanatçısı Yıldız Moran inşa ediyor. Sergiyi benzersiz ve tarihsel açıdan paha biçilemez kılan asıl büyük sürpriz, Moran’ın 1950’lerin başında bizzat Büyükada’da çektiği ve bugüne kadar arşivlerde saklı kalmış, hiçbir yerde sergilenmemiş fotoğraflarının ilk kez Splendid Palace’ın o büyüleyici atmosferinde gün yüzüne çıkması. Moran, adanın insanlarını, gündelik yaşamın o naif sadeliğini ve mekânın ruhunu bir belgeselcinin titizliğiyle yakalarken, deklanşöre bir şairin parmaklarıyla basıyor; onun siyah-beyaz karelerinde zaman adeta akmayı durduruyor ve her bir portre adanın geçmişine yazılmış lirik bir övgüye dönüşüyor.

Yıldız Moran kadrajın ve anın saflığına ne kadar sadık kalıyorsa, Şahin Kaygun (1948–1992) da o anı sabote etmenin, görüntüyü bükmenin ve gerçeği kimyasal bir laboratuvarda baştan yaratmanın peşinde koşan bir avangard dâhi. Kaygun için fotoğraf hiçbir zaman çıplak bir kayıt aracı olmadı; o, negatifleri tırmaladı, üzerlerine boyalarla müdahale etti, karanlık oda deneyleriyle imgeyi plastik bir sanat nesnesi gibi yeniden tasarladı. Sergide izleyiciyi sarsan “The Fairy Horse of the Blue” (1991) ve ünlü “A Widower” serisinden ikonik işler, fotoğrafın sadece gerçeğe tanıklık etmekle kalmayıp, o gerçeği unufak ederek yepyeni bir illüzyon doğurabileceğini kanıtlayan birer görsel manifesto niteliği taşıyor.

Bir tarafta Moran’ın naif, insani ve pictorial yaklaşımı, diğer tarafta Kaygun’un sınırları havaya uçuran radikal deneyleri; Splendid Palace’ın asırlık hafızasıyla birleştiğinde ortaya sadece jenerik bir sergi değil, vapur yolculuğundan ada sokaklarındaki dinginliğe uzanan bütünsel bir yaz deneyimi çıkıyor. Her iki sanatçının da kendi dönemlerinde fotoğrafın sınırlarını ne denli esnetebileceğini tartıştığı bu estetik arena, adanın yaz güneşi altında yeniden canlanıyor. İstanbul’un kaotik ritminden kaçıp hem görsel hafızasına hem de ruhuna rafine bir vizyon katmak isteyenler için 18 Eylül 2026’ya kadar sürecek olan bu rota, bu yazın tartışmasız en heyecan verici ve kaçırılmaması gereken sanat olayı.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3