
Londra’daki Belmacz galeri mekânı, “Esto Perpetua” başlıklı karma sergisiyle, Venedik’in o durdurulamaz zamana ve suya karşı verdiği varoluş mücadelesini masaya yatırıyor. Venice in Peril Fund direktörü Lavinia Filippi küratörlüğünde hayata geçirilen proje, adını Latince bir sivil yakarıştan alıyor: “Sonsuz olsun” ya da “Ebediyen yaşasın”. Ancak serginin asıl meselesi, koruma ve restorasyon kavramını statik bir statükonun muhafazası olarak değil; köklü gelenekler ile kaçınılmaz dönüşümler arasında yürütülen hassas bir pazarlık olarak yeniden tanımlamak. Yedi uluslararası sanatçıyı bir araya getiren seçki, Venedik’in anıtsal bir turistik klişeye dönüşmesini reddederek, onun istikrarsızlığını ve kırılganlığını yapısal birer avantaja dönüştürüyor.
Serginin kavramsal ve görsel omurgası, Finlandiyalı fotoğrafçı Tiina Itkonen’in Venedik Lagünü’ndeki San Michele mezarlık adasında çektiği 2011 tarihli bir duvar fotoğrafıyla kuruluyor. Bu imge, kentin sonların aslında nasıl süreklilik ürettiğini gösteren en net kanıtı. Hemen yanında Carolyn Barker-Mill, Venedik’in o tekinsiz, melankolik atmosferini sinema tarihinin kült yapıtı Don’t Look Now filminden Donald Sutherland’in yer aldığı bir arşiv karesiyle vizöre taşıyor. Toby Christian ise boyalı panolar üzerine uyguladığı tebeşir ve mermer tozlarıyla, zamanla aşınmış oyukları ve buharlaşan yüzeylerin geride bıraktığı kurak izleri taklit ederek şehrin fiziksel erozyonunu somutlaştırıyor.
Heykelsi formlarında Viktorya dönemi mobilyalarından 20. yüzyıl tasarım ikonlarına kadar geniş bir geçmişe can veren Coco Crampton, Venedik mimarisinin katmanlı, zarif ama bir o kadar da savunmasız yapısını soyut seramik formlarla yeniden üretiyor. Sanatçı ve zanaatkar Leonardo Frigo ise 17. yüzyılın ünlü Venedikli kartografı Vincenzo Coronelli’nin haritalandırma yöntemlerini ve neredeyse yok olmaya yüz tutmuş küre yapım zanaatını günümüze taşıyor. Frigo için zanaat, sadece teknik bir beceri değil; jestler aracılığıyla taşınan, hikaye anlatan radikal bir düşünme biçimi olarak konumlanıyor.
Serginin zanaat ve deneysellik arasındaki o en gerilimli noktasını ise Murano cam geleneğini bükerek dönüştüren iki isim üstleniyor: Domitilla Harding ve Massimo Nordio. Camı sınırlarına kadar zorlayan Harding; malzemeye taş veya seramik dokusunu andıran pürüzlü, yıpranmış bir yüzey kazandırıyor ve havada asılı duran kırılgan formlarla tehlikeli bir denge oyununu sahneliyor. Murano ekolünde yetişen Massimo Nordio ise fotoğraf ve sinema geçmişinden gelen optik hafızasını mozaik, murrine ve avventurina tekniklerine aktarıyor. Her iki isim de geleneği körü körüne bir tekrar olarak değil, tam aksine dış etkenlere uyum sağlama ve mutasyon geçirme becerisi olarak yorumluyor.
Esto Perpetua, suyun, tuzun ve insan varlığının durmaksızın kemirdiği bir kentin taşlarındaki pigment solmalarını, efsaneye dönüşen hikayelerini ve kolektif ritüellerini romantize etmeden önümüze koyuyor. Eserler Venedik’i uzaktan izlenen bir anıt haline getirmek yerine, onun akışkan dengesizliğine yerleşiyor; maruz kalınan aşınmayı bir omurgaya, incinebilirliği ise katmanlı bir anlama dönüştürüyor. Şehir, fanus içinde korunan katı bir müze nesnesi olduğu için değil, değişime direnirken ona adapte olabildiği için zamana meydan okumaya devam ediyor.
Mekân: Belmacz, Londra (45 Davies Street, W1K 4LX)
Küratör: Lavinia Filippi (Venice in Peril Fund İşbirliğiyle)
Sanatçılar: Coco Crampton, Toby Christian, Carolyn Barker-Mill, Leonardo Frigo, Domitilla Harding, Tiina Itkonen, Massimo Nordio.
Sergi Adı: Esto Perpetua
Tarih: 10 Temmuz 2026 tarihine kadar devam edecek






