
Günümüz dünyasında her saniye milyonlarca kelimeye, sosyal medya akışına, yapay zekâ tarafından üretilmiş içeriğe ve reklam sloganına maruz kalıyoruz. Dil, artık sadece anlaştığımız bir araç değil; bizi kuşatan, zihnimizi işgal eden ve hatta bizi kendi kalıplarına göre şekillendiren devasa bir enformasyon okyanusu. Berlin’in en vizyoner sanat kurumlarından Neuer Berliner Kunstverein (n.b.k.), Hırvat sanatçı Nora Turato’nun bu dijital ve linguistik oburluğu masaya yatırdığı anıtsal bir cephe projesine ev sahipliği yapıyor. 11 Eylül 2025 – 31 Ağustos 2026 tarihleri arasında müzenin dış cephesinde izlenebilen “they filled me up with words” başlıklı yerleştirme, küratör Lidiya Anastasova’nın yönetiminde dille kurduğumuz sorunlu ilişkiyi radikal bir görsellikle kamusal alana taşıyor.
1991 Zagreb doğumlu olan ve Amsterdam’da yaşayan Nora Turato, internetten, sosyal medyadan, basından, sokak diyaloglarından ve popüler kültürden cımbızladığı metin fragmanlarını akılalmaz bir titizlikle arşivleyen bir dil avcısı. Sanatçının her yıl düzenli olarak yayımladığı ve adeta toplumun o yılki dilsel röntgenini çeken sınırlı sayıdaki sanatçı kitapları pool serisi, onun tüm performanslarının ve yerleştirmelerinin ana kaynağını oluşturuyor. Turato, görsellerin ve algoritmaların dikte ettiği bir çağda, dildeki anlam kaymalarını, kelimelerin içinin nasıl boşaltıldığını ve kurumsal jargona kurban edilen insan anlatılarını keskin bir sosyolojik gözlemle yakalıyor.
n.b.k. cephesindeki “they filled me up with words” projesi, sanatçının pratiğinde çok önemli bir kırılma noktasını ve bu serinin tepe noktası olan disiplinlerarası pool7 projesinin görsel manifestosunu oluşturuyor. Turato, bugüne kadar kullandığı o steril, soğuk ve mekanik matbaa tipografisini bu kez tamamen reddederek odağına kendi bedenini, sesini ve doğrudan kendi el yazısını alıyor. Bilgisayar fontlarının insan elini ortadan kaldıran kusursuzluğuna karşı, el yazısının kusurlu, organik ve biricik jestini sokağın ortasına yerleştiriyor. Sanatçıya göre el yazısı, sadece harflerin yan yana dizilmesi değil; bireyin toplumsal koşullanmalarının, verili kuralları içselleştirme biçiminin doğrudan fiziksel ve motorik bir izdüşümüdür.
“Nora Turato, yıllardır maruz kaldığı ve tüketmek zorunda bırakıldığı bu muazzam kelime yığınını insani ve fizyolojik süreçlerle özdeşleştiriyor: Dili hoyratça ‘yutmak’, zorlukla ‘sindirmek’ ve nihayetinde o ağır enformasyon yükünü bedenden dışarıya ‘kusmak’.”
Bu bedensel ve dilsel katarsis, enstalasyonun Berlin’deki yolculuğuna eşlik eden ve daha önce Londra, Amsterdam ile Viyana gibi sanat başkentlerinde büyük ses getiren pool7 solo performansıyla da taçlanmıştı. Uferstudios’ta tek seferlik gerçekleştirilen bu sarsıcı canlı performans ve ardından düzenlenen küratör söyleşisi, Turato’nun dili nasıl performatif bir silaha dönüştürdüğünü kanıtlar nitelikteydi. MoMA New York ve Stedelijk Museum gibi dünyanın en prestijli müzelerinin koleksiyonlarında yer alan Turato’nun n.b.k. cephesindeki bu anıtsal manifestosu, Ağustos 2026 sonuna kadar Berlin sokaklarından geçen herkesi kelimelerin o tekinsiz gücüyle yüzleşmeye davet ediyor.






