
Londra’nın “yeme-içme ile sergileme arasındaki gri alanda” en iyi oynayan mekânlarından Sketch, bu sezon rotayı Mayfair’den Avrupa’nın karla örtülü dağlarına çeviriyor. The Art of Après, tek bir salon enstalasyonundan çok, binanın tamamını kaplayan bir mekânsal senaryo: misafiri içeriye adım atar atmaz karşılayan hafif kar efekti, odadan odaya ilerledikçe değişen ışık ve doku, ve her bölümde “kış”ın başka bir hâlini kuran tasarım katmanları.
Bu işin asıl meselesi “Noel dekoru” değil; daha ziyade après-ski kültürünü bir duygu rejimi olarak yeniden üretmek: dışarıdaki soğukla içerideki sıcaklık arasındaki geçiş, zamanın yavaşladığı o eşik anı ve toplu kutlama hâli. Küratöryel çerçeveyi Sketch’in Creative Director ve Art Curator’ı Milly Wright kuruyor; anlatının duygusal omurgasında ise kurucu Mourad Mazouz’un “Après bir sergi değil, bir his” cümlesi var. Bu cümle, projeyi doğrudan deneyim tasarımı alanına taşıyor: sanatın, dekorun ve gastronominin aynı anlatıda birbirini taşıdığı bir hibrit form.
Enstalasyonun “odalar halinde bölümlenen” yapısı da bu yüzden önemli. Reception & The Glade Bar bölümünde Lucy Vail Floristry, gerçek çamlar ve elle boyanmış ağaçlarla bir “kış ormanı” kuruyor; burada işleyen şey yalnızca görüntü değil, koku ve dokunun da mekânı ikna etmesi. East Bar & Pods ise Ricky Paul’ün dokuzuncu yılıyla birlikte projeyi daha bariz bir sahne mekaniğine çeviriyor: kubbenin altında yükselen dağ formu, hareketli mini teleferikler ve kabinler, pods’lar arası dolaşan bir “mikro tatil altyapısı” gibi çalışıyor. Mekân, neredeyse kendi ulaşım ağını kurarak “kaçış” fikrini fiziksel bir modele dönüştürüyor.
Projenin en güçlü yanı, lüksün klasik jestlerine yaslanırken aynı anda onları çocuksu bir teatraliteyle yumuşatması. Lecture Room & Library’de Mehbs Yacqub’un kristal ağacı (Maya Heritage dokunuşuyla) alpin gece göğünü çağırırken, The Gallery’de PomPom Factory’nin kâğıt konstelasyonları “kar yağışı” hissini yıldız tozuna çeviriyor. Bu noktada Sketch’in başarısı, kış ikonografisini (çam, kar, kristal, yıldız) tekrar etmekten ziyade, onu odak, ritim ve geçiş üzerinden yeniden kurgulaması: her oda bir imge değil, bir sahne modu.
Yeme-içme kısmı bu anlatıda “eşlikçi” değil, tamamlayıcı bir dramatik katman. Kokteyllerin enstalasyonlara göre tasarlanması, öğleden sonra çayının (Christmas Afternoon Tea) bu kurgunun ritüeline dönüşmesi, deneyimi “izlenen” bir şeye değil “yaşanan” bir şeye çeviriyor. Yani The Art of Après, klasik sergi mantığındaki gibi izleyiciyi dışarıda bırakmıyor; izleyiciyi doğrudan kurgunun aktörü yapıyor.
The Art of Après — sketch, London
Tarih: 5 Ocak 2026 tarihine kadar






