
Londra’nın gri, yoğun ve sürücülerin birbirine sürekli korna çaldığı stresli trafiğinde aniden boy gösteren devasa bir tekerlek ve o tekerleğin metrelerce yukarısında sakince süzülen şık bir beyefendi düşünün. Robert O.N. Torto, namıdiğer Rasta Rolla, Viktorya döneminin unutulmaya yüz tutmuş o efsanevi dev tekerlekli bisikletiyle (penny-farthing) Londra sokaklarına kelimenin tam anlamıyla neşe, renk ve zarafet aşılıyor. Ön tekerleği komik derecede büyük, arka tekerleği ise minicik olan bu 19. yüzyıl mühendislik harikasının üzerinde süzülen Rasta Rolla, şehir insanının somurtkan yüzüne tebessüm konduran yaşayan bir kent efsanesi.
Irk çatışmalarının yaşandığı çalkantılı bir dönemde Londra’da doğan, ardından ailesiyle Jamaika ve Gana’da geçirdiği uzun yıllardan sonra 1990’ların sonunda İngiltere’ye geri dönen Robert’ın tarzı da en az bindiği bisiklet kadar özgün. Şık giyinen dedesinden ve vaktiyle Rita Marley’e kıyafetler dikmiş olan annesinden ilham alan sanatçı; renkli çorapları, papyonları, Kente kumaşından dokunmuş yelekleri ve geleneksel Viktorya tarzı pantolonlarıyla İngiliz aristokrasisini Afrika’nın canlı dokusuyla harmanlıyor. “Bu bisiklete eşofmanla ya da sıradan bir kıyafetle binmek onun ruhuna saygısızlık olur” diyecek kadar estetiğe bağlı olan Rasta Rolla, yazın en sıcak günlerinde bile stilinden ve çizgisinden taviz vermiyor.
Peki, günümüz şartlarında sürüşü son derece zor olan, fren mekanizması bulunmayan ve durduğunuz an düşme riski taşıyan bu “tehlikeli” araca sevdalanması nasıl başladı? Her şey, katıldığı London Tweed Run etkinliğinde bir katılımcının teşvikiyle ve eBay üzerinden satın aldığı ilk bisikletle başladı. İlk test sürüşünde bisikletin sabit pedal mekanizmasına sahip olduğunu unutup direksiyonun üzerinden paldır küldür yere kapaklansa da bu tutkudan vazgeçmedi. Penny-farthing sürmenin altın kurallarını hızlıca öğrenen Robert; bisiklete daima arkadan binmeyi ve kitlelerin şaşkın bakışları arasında kırmızı ışıklarda duraklamak zorunda kaldığında, sürücülerden müsaade isteyip araçlarına hafifçe yaslanmayı eğlenceli bir gelenek haline getirdi.
Rasta Rolla için bu tutku sadece insanlara şov yapmaktan ibaret değil; kendisi aslında gündelik hayatında profesyonel bir yol güvenliği mühendisi. Her gün işe gidip gelirken (bu devasa bisikleti sadece gösteri için değil, gerçek bir ulaşım aracı olarak kullanıyor) bisiklet yollarındaki aksaklıkları ve kavşak problemlerini bizzat tecrübe edip yetkililere bildiriyor. Ancak belki de bundan çok daha önemli bir misyonu yerine getiriyor: Londra’nın o meşhur direksiyon öfkesini ve kent stresini tek bir tebessümle dağıtıyor. Yanındaki araç sürücülerine yukarıdan gülümseyen, çocukların yüzünü güldüren ve yolda zinciri atan miniklerin yardımına koşan bu renkli figür, bisikletin kendisini de çok daha sakin ve hoşgörülü bir insana dönüştürdüğünü itiraf ediyor.
Şimdilerde Instagram’da binlerce takipçisi olan ve zaman zaman Londra sokaklarında kendisi gibi bu sıra dışı hobiyi paylaşan dostu Alan ile karşılaşıp şehirde küçük çaplı bir festival havası estiren Rasta Rolla’nın geleceğe dair harika bir projesi var: Herkesin hayatında en az bir kez deneyimlemesi gereken bu sürüş keyfini öğretmek adına erişilebilir bir penny-farthing okulu kurmak. Viktorya döneminin tozlu müze raflarına terk edilen bir bisikleti alıp modern kentin kalbine yerleştiren Rasta Rolla, şehir yaşamında neşenin, estetiğin ve insan ilişkilerinin hâlâ mümkün olduğunu her pedalda kanıtlamaya devam ediyor.
Kimdir: Robert O.N. Torto (Rasta Rolla) — Yol güvenliği mühendisi, kent ikonu ve penny-farthing sürücüsü.
Öne Çıkan Detay: İngiliz centilmen stilini Gana kültürüyle birleştiren terzi işi kıyafetleri ve trafikte durmak yerine polislere bile nazikçe “araçlarınıza yaslanabilir miyim?” diye sorabilen disarming mizacı.
Son Söz: Yalnızca spor ya da gösteri amacıyla değil; stresi azaltan, insanları trafikte birbirine bağlayan ve bisiklet yollarını denetleyen sürdürülebilir bir kent eylemi. Yolunuz Londra’ya düşerse sürücü koltuğunun hizasından yukarı doğru bakmayı unutmayın!