
Avrupa merkezli ve erkek egemen sanat tarihi anlatılarını sarsarak çok sesli bir başkaldırı başlatan Düsseldorf’taki Kuzey Ren-Vestfalya Sanat Koleksiyonu (K20), kalıcı koleksiyonunu ezber bozan küresel bir vizyonla yeniden sunuyor. Müze duvarlarında Klasik Modernizm ve savaş sonrası döneme ait 200’den fazla başyapıtı yan yana getiren bu yeni sergileme modeli, alışılagelmiş batılı sanat ikonlarını tahtından indirmeden, onlara tarihin hak ettiği diğer ortakları ekliyor. No-26 sanat radarına takılan bu muazzam koleksiyonda, Pablo Picasso, Henri Matisse, Jackson Pollock, René Magritte ve Andy Warhol gibi devlerin ikonik çalışmaları; Etel Adnan, Sonia Delaunay, Gabriele Münter ve Alice Neel gibi modernizmin öncü kadınlarının yanı sıra Park Seo-Bo, Fouad Kamel, Mayo ve Lygia Pape gibi batı dışı coğrafyaların dehalarıyla aynı koridorlarda, tamamen eşit bir hiyerarşide parıldıyor. Müze direktörü Prof. Dr. Susanne Gaensheimer’ın küresel sanat tarihinde bir dönüm noktası olarak tanımladığı bu küratöryel hamle, geçmişin modernizmini bugünün çoğulcu perspektifinden yeniden okumamıza ve her ziyaretçinin bu küresel hafızada kendi güncel kimliğinden bir parça bulabilmesine olanak tanıyor.
K20, bu zengin görsel şöleni sadece tablolardan ibaret bırakmayıp, ziyaretçinin algı dünyasını tamamen yeni dijital ve işitsel katmanlarla genişletiyor. Müzenin sunduğu kapsamlı Digital Guide sayesinde sanatseverler galeri içinde kendi kişisel rotalarını çizebilirken, yenilenen “Sammlung Online” arşiviyle de 300’e yakın sanat eserini dijital evrende derinlemesine inceleyebiliyor. Ancak sergilemenin en sıra dışı, vizyoner taraflarından biri kesinlikle işitsel boyutta karşımıza çıkıyor; ünlü DJ Wolfram (DFA Records / Public Possession) tarafından K20 koleksiyonuna özel olarak bestelenen “The Sound of the Collection” isimli soundtrack, kulaklıklarınızdan sızarak galeri odaları arasındaki yürüyüşünüzü meditatif, yaşayan bir işitsel performansa dönüştürüyor. Görsel sanatın ritmini müzikle birleştiren bu çok duyulu atmosfer, klasik bir müze gezisinin çok ötesinde, zihni tamamen serbest bırakan çağdaş bir deneyim alanı yaratıyor.
Düsseldorf’un kalbindeki Grabbeplatz 5 adresinde, Heinrich-Heine-Allee durağının hemen yanı başında yer alan K20, Pazartesi hariç haftanın her günü 11:00 ile 18:00 saatleri arasında kapılarını açıyor. İçinde bulunduğumuz bu yaz döneminde koleksiyon ziyareti yapmayı çok daha cazip kılan şey ise müzenin sunduğu dinamik paralel etkinlik programı. Müze, şu an galeride devam eden anıtsal Anne Truitt retrospektifi ile kalıcı koleksiyonu birbirine bağlayan özel kombi turların yanı sıra, yetişkinler için yaratıcı baskı atölyeleri, bebekli ailelere yönelik özel rehberli turlar ve BIPoC topluluğu için tasarlanmış özel “Safer Space” turları düzenleyerek sanatın kapsayıcı gücünü canlı tutuyor. Klasik modernizmin o parıltılı dünyasını küresel bir ritimle, kuralcı alt başlıklar ve sıkıcı sınırlar olmadan tek bir solukta deneyimlemek isteyen tüm no-26 okurlarının, Düsseldorf rotasında bu anıtsal koleksiyonu bu yaz mutlaka yerinde solumasını öneririz.






