
Los Angeles’lı efsanevi sanatçı Ken Price‘ın (1935–2012) İngiltere’de yaklaşık on yıl aradan sonra düzenlenen bu ilk büyük kişisel sergisi, Matthew Marks Gallery iş birliğiyle Lisson Gallery Londra’da sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, sanatçının alametifarikası olan fırınlanmış ve boyanmış kil heykelleri ile benzersiz çizimlerini bir araya getiriyor; üstelik bu işlerin birçoğu Londra’da ilk kez gün yüzüne çıkıyor.
Ken Price’ı sanat tarihi için bu denli önemli kılan unsur; seramiği o geleneksel ve kanıksanmış işlevsel kap kimliğinden tamamen koparıp, ona çağdaş heykelin o patlayıcı gücünü yüklemiş olmasıdır. Savaş sonrası Amerikan sanatının en özgün seslerinden biri olan Price’ın işleri, ölçek olarak küçük sayılsa da mekândaki o güçlü varlığıyla kesinlikle anıtsal bir etki yaratıyor. Soyutla figüratif arasında salınan, çoğu zaman biyomorfik ve erotik alt metinler taşıyan bu biçimler, izleyicinin algısına doğrudan seslenen organik sistemler olarak tasarlanıyor.
Price, 1960’ların efsanevi Güney Kaliforniya sanat sahnesinin en kilit isimlerinden biri. Henüz 25 yaşındayken dönemin avangart merkezi Ferus Gallery’de ilk sergisini açan, 1963’te Artforum kapağına taşınan ve 1969’da ikonik Whitney Müzesi’nde sergilenen bir dehadan bahsediyoruz. Sanatçının işleri; geleneksel Meksika çömlekçiliğinden, caz müziğinin doğaçlama ritimlerinden, Pop kültüründen ve doğa manzaralarından besleniyor. Katman katman sürüp ardından titizlikle zımparaladığı pigment tekniği sayesinde kili, neredeyse başka bir dünyaya aitmiş gibi parıldayan pürüzsüz yüzeylere dönüştürüyor.
Sergiye ev sahipliği yapan Lisson Gallery ise 1967’de Nicholas Logsdail tarafından kurulan; Sol LeWitt, Donald Judd ve Richard Long gibi Minimal ve Kavramsal sanatın lider isimlerini kariyerlerinin çok erken dönemlerinde desteklemiş efsanevi bir kurum.
Seçkide; “Prone” (1997), “Itself” (2003), “Yin” (2009) ve “Amazon” (2003) gibi sıra dışı kil heykeller yer alıyor. Form, denge, mahremiyet ve gizlenme temaları üzerine oyun kuran bu amorf heykellerin yanı sıra Price’ın olağanüstü çizim yeteneğini kanıtlayan kâğıt üzeri işleri de sergide: “Two Hermits” (2006) ve “Nature Study” (2007) bunlardan sadece birkaçı. Sanatçının New Mexico’ya taşınmasının ardından üretimine giren volkanlar, fırtınalı gökyüzleri ve azgın deniz tasvirleri de bu tanıdık ama fantastik evrenin ikonografik parçalarını oluşturuyor.
Seramiğe, renklere ve dokunma hissi uyandıran taktil yüzeylere ilgi duyanlar için bu sergi gerçek bir görsel ziyafet. Price’ın işleri aynı anda hem neşeli hem gergin hem de ironik bir mizaha sahip; bu yönüyle o steril ve aşırı ciddi çağdaş sanat ortamını tatlı bir şekilde sabote ediyor. Heykelin küçük ölçekte nasıl büyük bir hacimsel etki yaratabileceğini görmek isteyenler ile zanaat-sanat ayrımını kafasında tamamen sıfırlamak isteyenler için ideal bir durak.
Price, Batı Yakası Minimalizmi’nin reçine, cila ve metalik boyalarla dönemin endüstriyel tüketim kültürünü cisimleştiren Finish Fetish akımının içinden filizlendi. Onun seramiği güzel sanatlar seviyesine yükseltme çabası, bugün küresel sanat dünyasında yaşanan çağdaş seramik patlamasının en büyük zeminidir. Küçük ve sadece dekoratif sanılan geleneksel bir malzemeyle koskoca bir sanat tarihini nasıl yerinden oynatabileceğinizi görmek için harika bir ilham kaynağı.
Sergi: Ken Price
Tarih: 25 Temmuz 2026 tarihine kadar
Mekân: Lisson Gallery, 27 Bell Street, Londra NW1 5BY






