Kelimelerin ve Işığın Mimarı: Han Kang’dan Otoportre Niteliğinde Bir Deneme Seçkisi – “Light and Thread”

no26Çatı Katı2 ay önce652 Tıklanmalar

2024 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandığında Nobel Komitesi, Han Kang’ı “tarihsel travmalarla yüzleşen ve insan hayatının kırılganlığını açığa çıkaran yoğun şiirsel düzyazısı” nedeniyle taçlandırmıştı. Gwangju Katliamı’nı merkezine alan sarsıcı romanı Human Acts ile toplumsal hafızaya ayna tutan yazar, The Vegetarian ile de bir kadının klostrofobik varoluş mücadelesini anlatarak okuru insanın iç dünyasında derin bir yolculuğa çıkarmıştı. Han Kang edebiyatının en büyük çekim merkezlerinden biri, metinlerinde bıraktığı ve tamamlanmasını okura devrettiği o gizemli boşluklardır. Tam da bu yüzden, yazarın yaratım sürecinin karanlık köşelerine ışık tutan yeni deneme, şiir ve yansıma koleksiyonu Light and Thread, onun edebi evrenini daha yakından anlamak isteyenler için muazzam bir kılavuz niteliği taşıyor.

Adını Han Kang’ın henüz sekiz yaşındayken kaleme aldığı bir şiirden alan kitap; yazarlık mutfağı, şiirler ve bahçıvanlık olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Kitabın en zengin ve derinlikli kısmı olan ilk bölüm, yazarın Nobel kabul konuşmasını da içeriyor ve ünlü romanlarının arkasındaki ham düşünce süreçlerini gün yüzüne çıkarıyor. Örneğin; bir kadının toplumsal normları reddederek bir bitkiye dönüşmeye çalışmasını anlatan The Vegetarian’ın, aslında yazarın zihnindeki “Şiddeti hangi derinlikte reddedebiliriz?” sorusundan doğduğunu öğreniyoruz. Han Kang için bir kitap, sorulara kesin cevaplar bulduğunda değil; o soruların sorulabileceği en uç sınıra ulaşıldığında tamamlanıyor.

Travmaların Ortasında Sıcaklığı Aramak

Gençlik yıllarında Gwangju Katliamı’nın kurbanlarını anan bir fotoğraf albümüyle karşılaşan ve bu travmanın hayaletiyle yaşayan yazarın, üzerinde çalıştığı hayat dolu ve ışıltılı bir romanı tamamen terk ederek Çocuklar Geliyor’u yazmaya mecbur kalışı, onun edebiyatının ne denli hayati bir sığınak olduğunu gösteriyor. Bir dilsiz kadın ile görme yetisini kaybetmekte olan bir adamın yollarını kesiştiren ve yazarın en kapalı yapıtı sayılan Greek Lessons yazılırken ise Han Kang’ın dehşet ile umut arasında mekik dokuduğunu görüyoruz. Yazar, bazen gözyaşları içinde kağıda döktüğü bu metinde şu can alıcı sorunun peşinden gidiyor:

İnsanlığın en yumuşak yönlerine bakarak, orada barınan o inkâr edilemez sıcaklığı şefkatle sararak, bu kısa ve şiddet dolu dünyada her şeye rağmen yaşamaya devam edebilir miyiz?

Han Kang için yazmak, entelektüel bir uğraştan ziyade ruhsal bir zorunluluk. Yazarın son dönemdeki en güçlü eseri olan We Do Not Part romanının o hummalı, karlar altındaki izole atmosferi de tamamen bir rüyadan doğmuş. Bu vizyonu okura eksiksiz aktarabilmek için yazarın adeta bir oyuncu gibi metot tekniklerine başvurduğunu öğreniyoruz. Yerdeki bir deliğin içini tam anlamıyla hissedebilmek için çalışma masasının altına girip saatlerce kıvrılarak yatması veya karın soğukluğunu hücresine kadar hatırlayabilmek için elleri kaskatı kesilene kadar kar kütlelerini avuçlarında sıkması, onun edebi adanmışlığının en somut kanıtları.

Şiirsel Sancılar ve Aynalı Bir Bahçe

Kitabın şiirlerden oluşan ikinci bölümünde yer alan Meditation on Pain , yazarın kronik ağrılarla geçen yaşamından derin izler taşıyor. Şiirdeki kafesteki kuş analojisi, onun fiziksel sancılarını bütünüyle hissettirmekte biraz mesafeli kalsa da, eklem ağrıları yüzünden geçmişte klavyeye sadece yumruklarına kalemler bağlayarak yazı yazabildiğini bildiğimiz bir yazar için acı, üretimin ham maddesi olmaya devam ediyor.

Kitabın son bölümü ise bizi Han Kang’ın evinin kuzeye bakan, gölgeler içindeki küçük avlusuna götürüyor. Işığı doğru açıyla içeri çekebilmek için bahçeye yerleştirdiği sekiz aynanın konumunu, ağaçların ihtiyacına göre her 15 dakikada bir titizlikle değiştiren yazarın bu ev işi rutini, The Vegetarian’daki o köklü sorgulamayla yeniden birleşiyor: “İnsan denen türe ait olmak ne anlama gelir?”. Güneş aynalardan geçerken duvarda aniden beliren pencere benzeri ışık patlamaları gibi şiirsel betimlemelerin yanında; su sayacının kontrol edilmesi, septik tankın temizlenmesi veya ertesi gün yağmur yağacağının duyulması gibi son derece sıradan, gündelik detaylar da bu bölümde kendine yer buluyor.

Henüz bir sonraki büyük romanını tamamlamamış olan Han Kang için Işık ve İplik, hem kendisi hem de sadık okurları için zarif bir geçiş dönemi ve soluklanma kitabı. Yazarın edebiyatının dünyamız için neden bu kadar vazgeçilmez olduğunu hatırlatan parıltılı anlar barındıran bu deneme seçkisi, yeni bir başyapıtı beklerken kütüphanemizde ağırlayabileceğimiz en samimi iç dökümlerden biri.

Kitap Künyesi

  • Yazar: Han Kang

  • Kitap Adı: Light and Thread (Işık ve İplik)

  • Yapı: Üç Bölüm (Yazın, Şiir, Bahçıvanlık)

  • Tema: Bellek, Romanların Perde Arkası, Kronik Acı ve Doğayla Uyum

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3