
Ida Ekblad’ın Max Hetzler Londra’daki ilk kişisel sergisi “EAT AN EGGPLANT” 8 Ağustos’a dek açık. Bronz, cam ve boyanın çarpıştığı sergiyi neden görmeli, anlattık.
Norveçli sanatçı Ida Ekblad (d. 1980, Oslo), Galerie Max Hetzler’in Londra mekânındaki ilk kişisel sergisi “EAT AN EGGPLANT” ile 8 Ağustos 2026 tarihine kadar Mayfair’de izleyici karşısında. Bu, sanatçının galeriyle altıncı sergisi ama Londra ayağındaki ilki. Neden önemli: Ekblad burada yağlıboya tuvalleri, kâğıt üzeri yağlıçalışmaları, emaye kaplı çelik işleri, elde boyanmış bronz heykelleri ve tavandan sarkan dev bir cam feneri aynı çatı altında topluyor. Kısacası resmin düz bir yüzeyde kalma zorunluluğunu reddeden, boyayı üç boyuta taşıyan bir sergi bu.
Serginin adı bile Ekblad’ın çalışma biçimini özetliyor. “EAT AN EGGPLANT” ismi, bir arkadaşının küçük çocuğunun sanatçının adını yanlış telaffuz edip “Eatan Eggplant”a çevirmesinden doğuyor. Kaza eseri ortaya çıkan bu kayma, sanatçının tüm pratiğinin de anahtarı: parçalar, sözcükler ve biçimler birbirinin içine sızıyor, zaman içinde dönüşüp yeniden beliriyor. Bir yerde ince bir dantel kalın, hamurumsu boyayla resmediliyor; başka bir yerde aynı dantel ağır metale döküldüğünde katı bir heykele dönüşüyor.
Ekblad, çağdaş sanatın en tanınabilir “melez” seslerinden biri. Resim, heykel, performans, film ve şiiri aynı anda kullanıyor; işlerinin enerjisi, cesur renkleri ve bulunmuş malzemelere olan iştahıyla hemen belli oluyor. Beslendiği kaynaklar da bu melezliği açıklıyor: bir yanda CoBrA hareketi, Sitüasyonizm ve Soyut Dışavurumculuk gibi 20. yüzyıl avangardları; öte yanda grafiti ve çizgi roman gibi popüler kültür estetikleri. Sokak kültüründen gelen sanatçı, kendi imzası “I.E.”yi bile bir grafiti “cap”i -bir başkasının işinin üzerine sprey imza atma- gibi düşünüyor. Kendi plak etiketi Schloss Records da bu üretim mantığının müzikteki uzantısı.
Sergiye ev sahipliği yapan Galerie Max Hetzler ise sıradan bir galeri değil. 1974’te Stuttgart’ta kurulan, 1993’te Berlin’e taşınan galeri; Albert Oehlen, Thomas Struth ve Christopher Wool gibi isimlerle onlarca yıldır çalışıyor. Berlin ve Paris’in ardından Ekim 2018’de Londra Mayfair’de açtığı mekân, galerinin İngiltere’deki vitrini. Yani Ekblad’ın işlerini burada görmek, sanatçının uluslararası ağırlığının da bir göstergesi.
Sergi daha içeri girmeden sokaktan başlıyor. Galerinin birinci kat balkonunda, caddeden görülebilen büyük bir bronz heykel duruyor; sanatçının deyişiyle hem acil hem de kırılgan bir his taşıyan bu iş, mekâna bir eşik gibi konumlanmış. Zemin kattaki sekiz vitrin camı, eski İtalyan kafelerini andıran yarım dantel perdelerle kaplanmış; perdelere “da SPETTACOLO” sözcükleri işlenmiş.
İçeride, klasik heykel kaideleri yerine büyük ahşap bir müze masası kullanılıyor. Üzerinde elde boyanmış üç bronz heykel, sanki bir tablodan kopup gelmiş parçalar gibi diziliyor. İkinci galeride ise tavandan sarkan yeni bir cam fener sizi karşılıyor: alçakta, iri ve ağır durup mekâna kırılmış bir ışık yayıyor. Ekblad camı resim gibi ele alıyor — cam tozunu pigment gibi sürüyor, saydamlık ve matlık alanlarını üst üste getiriyor, parçaları suluboya berraklığında eritiyor.
Bu sergi, resmin duvarda bittiği yerde asıl işin başladığını düşünen herkes için. Rastlantı ile hesap, kendiliğindenlik ile denetim arasındaki gerilimi sevenler burada bol malzeme bulacak. Üstelik ticari bir galeri olduğu için giriş ücretsiz ve mekân kompakt — Mayfair’de bir saatinizi hak eden, doyurucu ama yormayan bir durak. Renkten, enerjiden ve malzemenin fiziksel varlığından hoşlananlar için birebir; steril, katalog dili seven bir izleyiciyseniz belki fazla gürültülü gelebilir. Biz ilk gruba dahilseniz kaçırmayın derim.
Ekblad’ın işleri, son yıllarda xpanded painting tartışmasının tam ortasında duruyor: boyanın tuvalden taşıp heykele, cama, mimariye yayıldığı bir alan. CoBrA ve Sitüasyonizm’in oyuncu, kolektif, kural tanımaz mirasını grafiti çağına taşıması onu kuşağı içinde ayrıksı kılıyor. Bu Londra sergisinin zamanlaması da manidar: sanatçının İngiltere’deki ilk büyük kurumsal kişisel sergisi “WORLD’S LARGEST METAPHOR”, Kasım 2026’da The Hepworth Wakefield’da açılıyor. Yani Mayfair’deki bu sergi, aslında Ekblad’ın İngiltere’de yükselen bir anının habercisi. “EAT AN EGGPLANT”ı şimdi görmek, birkaç ay sonra herkesin konuşacağı bir ismi vitrinden erken yakalamak demek.






