
Berlin sanat sahnesi, Latin Amerika’nın yıllardır radar altından yürüyen gizli bir kahramanını ağırlıyor. Galerie Barbara Thumm, Brezilyalı multidisipliner sanatçı ve yazar Helcio Barros’un Almanya’daki ilk solo şovu “Em torno do Aleph” ile odağımızda. 1 Ağustos 2026 tarihine kadar açık kalacak sergi, ana akım sanat tarihinin gözden kaçırdığı bir isme hak ettiği spot ışıklarını nihayet çeviriyor. Barros’un bu Berlin çıkarması, 36. São Paulo Bienali’nde Vilanismo kolektifinin sanatçıya yaptığı o büyük jestin ve gecikmeli saygı duruşunun hemen ardından gelmesiyle de tam bir zamanlama harikası.
1956 Rio doğumlu olan ve São Paulo’da yaşayan Barros’un hikayesi tam bir ilham bombası. Sanat yolculuğu 1980’lerin başında, Brezilya’nın kabuk değiştirdiği ve resim sanatının vahşi bir dışavurumculukla dünyayı salladığı döneme denk geliyor. Üniversitede sinema okuyan ve uzun yıllar memurluk yapan Barros, sanat piyasasının yapay parıltılarından uzakta, mesai aralarında küçük çizimler üreterek kendi devasa evrenini kurdu. Sistem dışı kalarak sürdürdüğü bu tavizsiz ve hardcore üretim, bugün yeni nesil sanatçılar için gerçek bir kült figür haline gelmesinin en büyük sebebi.
Küratörlüğünü André Pitol’ün üstlendiği sergi, adını Jorge Luis Borges’in kült öyküsü “El Aleph” ten alıyor. Borges’in evreninde Aleph; dünyadaki tüm noktaları, tüm açıları aynı anda ve tek bir saniyede görmenizi sağlayan gizemli, hiper-boyutlu bir aygıttır. Sergi de tam bu noktada Barros’un 40 yıllık kesintisiz üretimini, her şeyi kaydeden ve günümüze taşıyan canlı bir “Aleph” olarak galeri alanına hack’liyor.
İşlerin arkasındaki bir diğer güçlü kod ise Batı Afrika’nın köklü sembolü Sankofa. Geleceğe yürürken geçmişte bırakılan, unutulan ya da elinden alınan değerleri geri dönüp almayı simgeleyen bu mitolojik kuş, sergide hatırla diye fısıldayan bir iç sese dönüşüyor. Barros’un sanatı, Aleph’in sonsuz vizyonu ile Sankofa’nın hafıza aktivizminin tam merkezinde konumlanıyor. Sanatçı, 80’lerin o bitmemiş resim defterini yeniden açıyor ve onu çoklu katmanlarla günümüzün görsel diline güncelliyor.
“Em torno do Aleph”, ana akım sanat tarihinin unuttuğu bir ustanın kırk yıllık emeğini Jens Ziehe’nin harika dökümantasyon fotoğraflarıyla Berlin’in kalbine taşıyan, sezonun en rafine keşif sergilerinden biri. Resimlerin arkasındaki o yoğun sinematik geçmişi, memurluk yıllarının titizliğini ve Borges felsefesini hissedebilmek için acele etmeden, her bir çizim ve tuval katmanına yakından bakın. Unutulmuş bir tarihin yeniden yazılışına tanıklık etmek için mükemmel bir Berlin rotası.