
İnsan, doğduğu topraklardan koparıldığında hafızasında nasıl bir ülke inşa eder? Geride bırakılan, sılaya duyulan o ütopik “rüya ülke” ile sürgünün, diasporanın ve göçün dayattığı “gerçek ülke” arasındaki o uçurum nasıl kapanır? Martinikli efsanevi yazar, şair ve filozof Édouard Glissant’ın 1985 tarihli Pays rêvé, pays réel adlı anıtsal şiir derlemesi, Paris’te iki önemli galeriye yayılan görkemli bir sergiyle görsel sanatlarda yeniden canlanıyor.
Sergi, konseptine son derece sadık bir mekânsal strateji izleyerek Paris’te aynı anda iki farklı galeride birden gerçekleşiyor: Esther Schipper ve Galerie Natalie Seroussi. Bu parçalı kurumsal yapı, Glissant’ın meşhur takımada felsefesine doğrudan bir selam niteliğinde. Üst üste binen tarihleri, bölünmüş coğrafyaları ve sınırları aşan kimlikleri deneyimlemek için izleyicinin de şehir içinde bir mekândan diğerine seyahat etmesi, sergiyi statik bir seyir olmaktan çıkarıp yaşayan bir göç pratiğine dönüştürüyor.
Küratör Lucien Terras tarafından kurgulanan sergi, Natalie Seroussi’nin köklü tarihi koleksiyonundan seçilen başyapıtlar ile günümüzün en güçlü çağdaş sanatçılarının üretimlerini tekinsiz ve büyüleyici bir sohbete oturtuyor. Sergi; göç, bellek, sömürgecilik sonrası dil ve aidiyet kavramları etrafında şekilleniyor.
Kuşaklararası diyalogda öne çıkan eşleşmeler ve sanatçılar ise tam bir görsel şölen sunuyor. Merikokeb Berhanu, Sanford Biggers, Venedik Bienali’nden de yakından tanıdığımız Julien Creuzet, Leslie Hewitt ve Thomias Radin; Glissant’ın Afrika diasporası üzerindeki düşüncelerini bugünün güncel politik ve estetik diliyle yeniden üretiyorlar. Bu çağdaş üretimlerin hemen karşısında ise Roberto Matta’nın sürrealist evreni, Moké’nin canlı popüler anlatıları, Simone Leigh’in anıtsal formları ve Arjan Martins’in tarihsel sorgulamaları yer alıyor. Édouard Glissant’ın felsefesi, bireyin kimliğini tek bir sabit kök ya da dikte edilmiş tekil bir anlatı üzerinden tanımlamayı reddeder. Kimlik, başka kültürlerle kurulan ilişkilerin akışkan bir bütünüdür. Sergideki sanatçılar da tam olarak bu köksüzlük ve çok köklülük halini bir zayıflık değil, muazzam bir estetik direniş alanı olarak kutluyor.
Pays rêvé, pays réel, Karayip odaklı bir düşünce sisteminden yola çıksa da; Afrika, Avrupa ve Amerika arasındaki o görünmez ama sarsıcı tarihsel bağları kusursuzca izleyen evrensel bir harita sunuyor. Eğer Ağustos başına kadar yolunuz Paris’e düşerse, bu iki galeri arasında mekik dokuyarak tarihin, rüyaların ve gerçeklerin çarpıştığı bu entelektüel rotayı mutlaka yerinde deneyimleyin.
Sergi: Pays rêvé, pays réel
Öneri / Küratör: Lucien Terras
Mekân: Esther Schipper Paris + Galerie Natalie Seroussi (Paris, Fransa)
Tarih: 4 Haziran – 1 Ağustos 2026






