
İrlanda, gitar müziğinin kalbine her zaman biraz melankoli, biraz da bulutlu bir gökyüzü hüznü sızdırmayı başarmıştır. Ancak Dublin’in tam merkezinden yükselen ve beş kişiden oluşan Trinkets, bu mirası sadece omuzlarında taşımakla kalmıyor; ona bambaşka, distopik ama bir o kadar da enerjik bir form veriyor.
Onların dünyasına adım attığınızda The Cure’un veya Joy Division’ın o tanıdık, karanlık ve sisli atmosferini soluyorsunuz. Ancak çok geçmeden, Wolf Alice ve Girl in Red gibi modern dönemin öncülerinden aldıkları o devasa, stadyum dolduran duygusal yoğunluk sizi içine çekiyor. Grubun solisti Rosie Spiro’nun Florence Welch’i andıran o umursamaz ama çekici enerjisi, diğer üyelerin yarattığı o senfonik ses duvarına kusursuzca liderlik ediyor.
Yeni teklileri “No Good”, grubun bu çok katmanlı kimliğinin en gürültülü ve en etkileyici kanıtı. Bulaşıcı bir bas yürüyüşüyle açılan şarkı, anında parıldayan gitarların ve tavizsiz bir ritmin içine dalıyor. Söz konusu olan, yavaşça büyüyen bir hüzün değil; tam aksine, atmosferik bir aciliyet hissi.
Grubun kendi deyimiyle bu parça, kontrolü yeniden ele almanın verdiği o hissi yakalamayı amaçlayan, yüksek tempolu ve ortamı saran (ambient) bir deneme. Şarkı ilerledikçe bu his çok net bir şekilde size geçiyor. Çaresizliğin veya kalp kırıklığının getirdiği o ataleti reddediyorlar; bunun yerine tüm o duygusal gerilimi, sizi ileriye iten devasa bir itici güce dönüştürüyorlar.
Hayal kırıklıklarından veya kendinizi değersiz hissettiğiniz “No Good” o boğucu anlardan kurtulmak için bazen sadece yatağınızda uzanıp tavanı izlemek yetmez. Bazen o duyguyu ayağa kaldırmak, en sevdiğiniz kulaklıkları takıp bir fırtınanın ortasında yürüyormuşçasına sert ve ritmik bir şekilde ileri doğru adım atmak gerekir. Trinkets, size bu yürüyüşün mükemmel müzikal altyapısını sunuyor.
CLASH Magazine ve BBC Introducing gibi prestijli platformların da desteklediği bu distopik ama inanılmaz derecede dürüst indie-rock hikayesi, Dublin’den tüm dünyaya yayılmaya hazır.
*** Apartman No:26’dan ufak bir fısıltı: Eğer kulaklığınızda melankolik bir atmosfer yaratırken aynı zamanda adımlarınızı hızlandıracak, kalbinizin ritmini değiştirecek bir indie-rock marşı arıyorsanız, Trinkets’in bu “kontrolü geri alma” ritüeline mutlaka katılın.






