
County Hall Pottery, Londra • 21 Haziran 2026 (Kapanış Haftası)
İnsanlığın çamurla kurduğu o ilk fiziki temas, sadece hayatta kalma dürtüsüyle kap kacak üretmekle sınırlı kalmadı; kili kendi suretimize bükerek gücü, inancı, anneliği ve aidiyeti somutlaştırma arzusuyla da şekillendi. Binlerce yıldır kilden muskalar, siyasi güç gösterisi olan anıtlar ya da salonları süsleyen uysal biblolar ürettik. Londra’daki County Hall Pottery, 21 Haziran 2026’da nihayete erecek olan “Refigured” sergisiyle, evcilleştirilen ve nesneleştirilen bu figüratif seramik geleneğini topyekûn bir hesaplaşmaya tabi tutuyor. Dört çağdaş sanatçının porselen, taş çamuru ve kille kurduğu bu hırçın diyalog, kusursuz arketipleri çatlatarak yerine tekinsiz, incinebilir ve etten kemikten yeni formlar ikame ediyor.
Klasik seramik tarihi, insan bedenini çoğunlukla idealleştirilmiş bir estetik norm veya otorite simgesi olarak kurguladı. “Refigured” ise bu yerleşik hiyerarşiyi postür, jest ve sembollerin eksenini milimetrik hamlelerle kaydırarak sabote ediyor. Karşımızda ne muhafazakâr bir gelenek savunusu ne de geçmişi tamamen reddeden kör bir inkâr var; burada söz konusu olan, tarihin görsel mirasını bugünün yapı sökümcü diliyle yeniden yoğurmak.
Kusursuz porselen yüzeylerin altında saklanan o ham çıplaklık ve korunmasızlık hissi, egemen monümental dili içeriden kemiriyor. Çamur, tarihin ideolojik yükünü taşırken aynı zamanda her an manipüle edilmeye, kırılmaya ve revizyona açık çelişkili bir habitata dönüşüyor.
Sergi, malzemenin sınırlarını zorlayan dört farklı coğrafi ve teknik refleksin ortak manifestosu niteliğinde:
Jessica Harrison: Salon eliti burjuvazinin simgesi olan o bildik porselen figürcüklerin dekoratif sakinliğini, viseral müdahalelerle baltalıyor. Harrison’ın ellerinde, o pürüzsüz ve rafine yüzeylerin hemen altındaki istikrarsızlık ve güvensizlik hali çarpıcı bir biçimde yüzeye fırlıyor.
John Rainey: Klasik ve anıtsal heykel dilini fragmanlara ayırarak, dijital ve analog süreçlerin kesişiminde bozuma uğratıyor. Otoritenin ve gücün mutlakiyetçi iddiasını; çarpıtmalar, kesintiler ve sessiz bir iç gözlemle yersizyurtsuzlaştırıyor.
Claire Curneen: Beyaz porselenin o yarı geçirgen, narin ve transparan dokusunu insan olmanın kayıpları, fedakarlıkları ve yeniden doğuş mitleriyle ilişkilendiriyor. Tuvallere sızan mavi ve altın dokunuşlar, figürlerin üzerindeki tarihsel yaraları estetik birer metafora dönüştürüyor.
Fernanda Cortes: Tanıdık olanla yabancı arasındaki o tekinsiz sınır hattında gezinen taş çamuru heykeller üretiyor. Cortes’in plastik üretimine eşlik eden kısa öyküler, kilden sızan formları paralel birer kurmaca anlatı evrenine doğru genişletiyor.
Sergi, 21 Haziran 2026 Pazar günü saat 15:00 – 18:00 arasında gerçekleştirilecek olan Küratör Konuşması ve Kapanış Partisi ile sezonu bitiriyor. Çamurun insanı, insanın da çamuru yüzyıllardır nasıl düşlediğini, idealize ettiğini ve nihayetinde nasıl kırabildiğini modern bir gözle yeniden tartmak için bu son virajı kaçırmamak gerekiyor.






