
Toprağın sessiz ve nemli alt katmanlarında, ormanın fısıltılı gölgeleri arasında saklanan o devasa ve tekinsiz krallık… Kelebeklerin, kuşların, derin okyanusların ve ulu ağaçların görsel envanterini çıkaran Phaidon editörleri, bu kez merceğini doğanın en gizemli oyuncularına, yani mantarlara çeviriyor. Yayınevinin son keşfi olan ve 15 Ekim 2026’da okurla buluşan Fungi: The Mushroom World, mikolojinin binlerce yıla yayılan estetik ve yaratıcı izlerini tek bir ciltte topluyor.
Antik çağlardan günümüze uzanan iki yüzü aşkın fotoğraf, tarihi obje ve sanat eserini bir araya getiren bu kapsamlı çalışma, mantarın sadece biyolojik bir organizma değil, insan hayal gücünü besleyen zamansız bir imge olduğunu kanıtlar nitelikte. Kitabın sayfalarında gezinmek, sürreal bir orman yürüyüşüne çıkmaktan farksız: Carsten Höller’in Fondazione Prada’da tavanı ters yüz ederek sergilediği devasa, kırmızı şapkalı mantar enstalasyonu mekân duygusunu altüst ederken; Riitta Ikonen ve Anni Koponen’in ormanın koynunda kaydettiği esrarengiz kostümlü kareler insanla doğa arasındaki sınırları eritiyor.
Soyut sanatın ve illüstrasyon tarihinin öncülerinden Hilma af Klint’in 1893 tarihli zarif, detaycı botanik çizimlerinden, Chris Ritson’ın canlı mantar sporları ve talaşla biçimlendirdiği zamana direnen “yaşayan” tablolarına kadar her eser, bu mikroskobik mucizenin sanatçılara nasıl temas ettiğini belgeliyor. MÖ 400’lü yıllara tarihlenen mistik bir taş oymadan, FoldHaus Collective’in alacakaranlıkta büyülü bir ışık saçan devasa elektronik mantar heykellerine uzanan bu geniş yelpaze, doğanın kuytu köşelerdeki formlarını adeta görsel bir şölene dönüştürüyor.
Merakla okuduğumuz bu yayın, doğanın saklı kalmış estetiğini ve mikro evrenlerin büyüleyici gücünü keşfetmek isteyenler için şimdiden görsel kültür arşivlerinin en dikkat çekici parçalarından biri olmaya aday.






