
Yapay zekanın ve otomasyonun üretimde öne geçtiği bir çağda, insan elinin ham ve sabırlı gücüne geri dönmek radikal bir eyleme dönüşebilir mi? Londra’nın dinamik sanat duraklarından Elizabeth Xi Bauer, bu hafta kapılarını açmaya hazırlanan Hand in Hand sergisiyle bizi tam olarak bu soruyla baş başa bırakıyor. Brezilyalı sanatçılar Lidia Lisbôa ve Thiago Barbalho’nun pratiklerini yan yana getiren sergi, el emeğini geçici bir trend veya stilistik bir kategori olarak değil; bir direniş, derinleşme ve dünyayı anlama yöntemi olarak masaya yatırıyor.
Hand in Hand, her iki sanatçının sadece malzeme üzerindeki fiziksel emeğini değil, aynı zamanda hayata bakışlarındaki ortak paydaları da kutluyor. İkilinin arasındaki sanatsal diyalog; Barbalho’nun, Lisbôa’nın işlerinde kendi göçmenlik deneyimlerinin, sınıf sisteminin getirdiği kısıtlamaların ve yaratıcılığa erişim mücadelesinin izlerini görmesiyle başlıyor. Günümüzün dijital doymuşluğuna karşı bu sergi, yavaşlığı nostaljik bir özlem olarak değil, sanatın derinliğini korumak için verilmiş bilinçli bir karar olarak sunuyor.
Seramik, tekstil, heykel, çizim ve performansı harmanlayan Lidia Lisbôa’nın üretimi, atölyesindeki günlük ritminden besleniyor. Sanatçının galeri için hazırladığı yeni iş gövdesi, serginin hemen öncesinde Elizabeth Xi Bauer’ın Deptford’daki stüdyosunda gerçekleştirdiği misafir sanatçı programı sırasında şekillendi. Lisbôa, kişisel tarihleri ve zanaat geleneklerini taşıyıcı birer unsur olarak gördüğü kumaşları yeniden işleyerek onlara yeni bir hayat veriyor. Özellikle sanatçının Teta serisindeki düğümlü kumaş işleri ile 1996’dan bu yana sürdürdüğü Cupinzeiros serisindeki seramik termit yuvaları, malzemenin insan eliyle nasıl organik bir hafıza mekanizmasına dönüştüğünü kanıtlıyor. Dokunsal öğeler, bedenin ve yaşanmış deneyimlerin tuvali haline geliyor.
Thiago Barbalho ise renkli kalemler, grafit, sprey boya ve markerlar kullanarak kâğıt üzerinde adeta katmanlı evrenler inşa ediyor. Renklerin ve referansların iç içe geçtiği bu psikedelik anlatılar, figür ile arka plan arasındaki bildik ilişkiyi altüst ediyor. Barbalho için çizim yapmak, salt bir görüntü yaratmak değil; bilincin, varlığın ve zihin-beden ilişkisinin kâğıt üzerindeki somut bir izi. Sanatçı, bu sergi için ürettiği anıtsal ölçekteki yeni çizimleriyle yaratımın spiritüel gücüne gönderme yaparken, birbirini tutan elleri tasvir ettiği heykel serisiyle de serginin temel metaforuna hayat veriyor.
Barbalho’nun ince el işçiliğiyle bezenmiş dune çizimleri, Lisbôa’nın seramik yuvaları ve düğümlü dokumalarıyla kusursuz bir görsel kafiye oluşturuyor.
Lisbôa ve Barbalho, sergide birbirlerinin işlerine doğrudan yanıt vermek yerine, paralel yöntemler ve kavramsal çerçeveler üzerinden ilerliyorlar. Bağlantıların aceleyle değil, zamanla ve yavaşça yüzeye çıkmasına izin veriyorlar. Düğüm atmak, kazımak, milimetrik çizgiler çekmek gibi zamana yayılan eylemler, her iki pratiğin de omurgasını oluşturuyor.
Hand in Hand, çağdaş toplumda artık mumla aradığımız iki şeyi—kesintisiz dikkat ve derin odaklanmayı—hayati birer kaynak olarak yeniden ilan ediyor. Eğer bu yaz yolunuz Londra’ya düşerse, Exmouth Market’taki bu benzersiz buluşmaya tanıklık etmek ve el emeğinin zamansız dünyasında yavaşlamak için Elizabeth Xi Bauer’ı mutlaka ziyaret edin.