David Horvitz’in sanatsal pratiği, imgelerin silinmesi ile fiziksel mekanın evrimi arasındaki o ince çizgide, hafıza ve mekan kavramlarını yeniden kurgulamaktadır. Sanatçının 2021 tarihli “Nostalgia” adlı eserinde fotoğrafların silinmesiyle ortaya çıkan “evokasyon” (çağrışım) süreci, ChertLüdde galerisindeki ‘At the limits of the city’ sergisinde somut bir transpozisyona dönüşmektedir. Berlin’in Schöneberg semtindeki galeri mekanına yansıtılan California imgesi, güneşle yıkanmış ve kurak bir coğrafyanın ızgara planı (grid) üzerine yerleştirilmesiyle yeni bir ontolojik boyut kazanmaktadır.
Mekânsal Yer Değiştirme ve Kolektif Hafıza
Sergi, Los Angeles’ın Berlin üzerindeki bir transkripsiyonu olarak işlev görmektedir. Horvitz’in Los Angeles’taki bahçesinde bulunan sahnenin bir replikası galeri merkezine yerleştirilmiş; kabuklar, kurutulmuş bitki sapları, çanak çömlek parçaları ve deniz kestaneleri ile donatılmıştır. Bu sahne, Berlinli yazarlar Susan Finlay ve Erin Honeycutt tarafından gerçekleştirilen okumalarla aktive edilerek, “Berlin-olarak-LA” ve “LA-olarak-Berlin” teorik düzleminde yerel aidiyet ve kolektif değişim üzerine bir tartışma alanı açmaktadır.
Duvarların alt kenarlarını çevreleyen aynalar, izleyicinin bedenini ve hareketlerini enstalasyonun bir parçası haline getirerek mekanlar arası bir portal görevi üstlenir. Southern California’daki bahçenin sınırlarında yürüyenlerin aynalardaki yansımaları ile Berlin’deki galeriyi çevreleyen izleyicilerin yansımaları, binlerce kilometrelik fiziksel ve sosyal mesafeye rağmen ortak bir deneyim zemini yaratmaktadır.
Kentsel Sınırlar ve Yapısal Eşitsizlik
Sergiye adını veren ‘At the limits of the city’ adlı çalışma, galeri alanında dört ana yöne yerleştirilen siyah-beyaz fotoğraflardan oluşmaktadır. Bu eserlerde Horvitz, sırtı izleyiciye dönük bir biçimde Los Angeles’ın en kuzey, güney, doğu ve batı uçlarındaki ufuk çizgisine bakarken betimlenir. San Pedro’da başlayan bu proje, bölgenin Japon-Amerikalı balıkçılardan ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) tarafından kullanılan bir federal hapishaneye dönüşen tarihsel sürecine işaret eder. Mike Davis gibi kentsel çalışma teorisyenlerine atıfta bulunan Horvitz, kentsel sınırların nasıl üretildiğini ve bu sınırların eşitsizlik ile zarar yapılarını korumak amacıyla nasıl manipüle edildiğini vurgulamaktadır.
Sınırların Çözülmesi: Ses ve Teknoloji
Mekân içindeki sınırların muğlaklaşması, tavandan sarkan çanlar aracılığıyla duyusal bir boyuta taşınır. İzleyiciler tarafından aktive edilen bu çanlar, geleneksel bir Alman ninnisini andıran melodiler yayarak gece ile gündüz, uyanıklık ile rüya arasındaki sınırları eritir. Horvitz’in ifadesiyle bu durum, “kişinin gün ışığından kaybolabileceği bir geçiş anını” temsil eder.
Teknolojik denetim ve özel alan ihlali ise ‘Other People’ (2022) adlı eserde vücut bulur. Sanatçının ismini aramak üzere programlanmış yüz tanıma yazılımı tarafından toplanan 310 dijital portre, rıza dışı toplanan veri tabanlarının etik sorunlarını ve devlet gözetimi altındaki bireyin anonimliğini yitirişini sorgulamaktadır.
Dilin Gücü ve Kelebek Etkisi
Serginin finalinde yer alan “every small flutter” yazılı neon tabela, dilin sınırlar ötesindeki hareket kabiliyetini temsil eder. Dr. Noor Abdalla’nın, eşi Mahmoud Khalil’in 2025 yılında ICE tarafından kaçırılmasının ardından yazdığı bir mektuptan alınan bu cümle, orijinal bağlamından koparak bir “kelebek etkisi” metaforuna dönüşür. Horvitz’e göre kelimeler; sınırları inşa eden, yıkan, kıtaları aşan ve tüm engellere rağmen insanlara ulaşan en güçlü kolektif eylem araçlarıdır.
Sergi Bilgileri
Galeri: ChertLüdde
Sanatçı: David Horvitz
Sergi Başlığı: ‘At the limits of the city’
Tarih: 7 Şubat 2026 TARİHİNE KADAR
Adres: Hauptstraße 18, 10827 Berlin