Başkalarının Anılarında Kendini Bulmak: Fotografiska Berlin’de “No Place Like Home”

TowerBerlinSokak3 hafta önce135 Tıklanmalar

Teksas’ta bir garaj önü. Mavi-gri bir Pontiac. Yeni alınmış ya da borçla ödeniyor olabilir, bilmiyoruz. Arabanın önünde toplanmış dört kişilik bir aile… Ve garip bir şekilde, kırmızı saçlı küçük bir çocuk dışında hiç kimse kameraya bakmıyor; herkes kendi dünyasında. Bu fotoğrafı kim çekti, bu insanlar şimdi nerede? Hiçbirinin cevabı yok. Ama tuhaf olan şu: Bu yabancı kareye bakarken, o anı bir yerlerden çok iyi hatırladığınızı hissediyorsunuz. Paris merkezli sanatçı ve yönetmen Lee Shulman, The Anonymous Project kapsamında topladığı devasa amatör fotoğraf arşivini Fotografiska Berlin’e taşıyor. No Place Like Home sergisi, no-26 radarında bizi kolektif hafızanın en sıcak analog odalarına sokuyor.

1973 Londra doğumlu ödüllü film yönetmeni Lee Shulman’ın hikayesi, 2017 yılında tesadüfen satın aldığı ilk kutu anonim Kodachrome slaytla başladı. Shulman, o günden beri dünyanın dört bir yanından çöpe atılmış, terk edilmiş aile slaytlarını toplayarak bugün yaklaşık 1 milyon görüntüden oluşan dünyanın en büyük özel analog amatör fotoğraf arşivlerinden birini kurdu. Ancak onun yaptığı geleneksel bir koleksiyonerlikten ziyade, bir kurtarma operasyonu. Shulman, dijital çağın hızında yok olup gitmeye yüz tutmuş bu mütevazı ve sıradan anların, insanlığa dair çok değerli kodlar taşıdığına inanıyor.

Mahremiyetten Evrensel Bir Dürüstlüğe

Sergide yer alan fotoğrafların hiçbiri aslında kamusal bir alan ya da bir müze duvarı için çekilmedi; hepsi kişisel aile albümlerinin parçalarıydı. İşte bu kurgulanmamış, sipariş edilmemiş olma hali, fotoğraflara çağdaş stüdyo fotoğrafçılığının asla yakalayamayacağı çiğ ve büyüleyici bir dürüstlük katıyor.

Shulman; fotoğraflardan isimleri, tarihleri ve konumları tamamen ayıklayarak onları mahremiyetlerinden soyunduruyor. Ancak bu soyunma, resimleri kimliksizleştirmek yerine onlara evrensel birer anlatı kazandırıyor. Sergi için bu uçsuz bucaksız arşivden seçilen yaklaşık 12.000 imaj, galeri alanında adeta bir zamanlar içinde yaşadığınız eski bir evi andıracak şekilde sıkıştırılarak enstale edilmiş.

Karanlığı Aydınlatan Işık Kuleleri: “Totems”

Serginin kavramsal ve görsel olarak en tepe noktası, Totems adı verilen enstalasyon alanı. Tamamen karartılmış bir odayı dolduran, tabandan tavana kadar uzanan arkadan aydınlatmalı bu devasa yapılar, katman katman dizilmiş binlerce analog fotoğraftan oluşuyor. Odayı kaplayan o sıcak, suffuse analog ışık, izleyiciyi nostaljik bir hipnozun içine çekiyor.

“Bu projenin en güzel yanı, insanların bu imgelerin kendilerine ait olduğunu hissetmesi. O fotoğraftaki adam kendi kocası, kadın karısı, çocuk kendi küçüklüğüymüş gibi sahipleniyorlar. Bu projeyi kültürün tamamen farklı olduğu Güney Kore gibi ülkelerde de gösterdim. Orada da insanlar yanıma gelip ‘Bu bana hayatımdan bir anı hatırlattı’ dediler. Bu resimlere tamamen yabancı kalan tek bir kişiye bile rastlamadım. Çünkü içerdikleri duyguları hepimiz çok iyi biliyoruz.”

— Lee Shulman

Irk Ayrımcılığına Müdahale ve Melez Anlatılar

Shulman, sinemacı kimliğinin -kendisi en son 2024 yılında büyük ses getiren I Am Martin Parr belgeseline imza atmıştı- verdiği kurgu yeteneğini fotoğrafları manipüle etmek için de kullanıyor. Sergide, alelade bir nostalji sergisinin ötesine geçen çok güçlü hibrit/melez çalışmalar da var.

Bunun en çarpıcı örneği, ünlü Senegalli fotoğrafçı Omar Victor Diop ile yapılan iş birliği. Shulman, Diop’un kendi portrelerini, Amerika’da ırk ayrımcılığının tavan yaptığı dönemde çekilmiş beyaz ailelerin mutlu fotoğraflarının içine dijital olarak enjekte ediyor. Bu estetik müdahale, tarihin pürüzsüz yüzeyini çatlatarak aidiyet, dışlanma ve hafıza üzerine sarsıcı, politik yeni katmanlar açıyor.

Galerie Clémentine de la Féronnière iş birliğiyle ve Claire Ducresson-Boët küratörlüğünde hazırlanan No Place Like Home, Kasım ayının başına kadar Berlin’de olacak. Fotografiska Berlin’in gece saat 23:00’e kadar açık olan yaşayan atmosferinde, başkalarının unuttuğu ama aslında hepimize ait olan o anların sıcak ışığında kaybolmak için harika bir fırsat. Berlin rotanıza mutlaka ekleyin.

Tarih: 20 Haziran – 1 Kasım 2026

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3