
Bir el simsiyah — sanki petrol kaplamış, bir egemenliğin simgesi gibi. Karşısında ışıl ışıl aynı el. Ortada, ikisi arasında asılı kalan bir kadın figürü. Arghavan Khosravi’nin en yeni sergisindeki merkezi yapıtlardan biri olan “THE MUSIC HALL (THE WOUND)”, bu çatışmayı tek bir sahnede tutuyor: güç ve umut, şiddet ve direnç, yokluk ve varlık. Dün gece açılan “THE SHAPE OF ABSENCE”, König Galerie’nin St. Agnes mekânında 30 Ağustos’a kadar açık.
İsfahan’dan Berlin’e: Bir Sarayın Anatomisi
“THE MUSIC HALL (THE WOUND)”un ilham kaynağı İsfahan’daki Ali Qapu Sarayı’dır. Khosravi, sarayın cephesini açarak katmanlı bir iç mekân ortaya çıkarıyor. Sol tarafta petrol kararmış bir el — siyasi güç ve zorlamanın simgesi. Sağda parlayan el. İkisi arasında bir kadın figürü yapı içinde asılı kalıyor, değişim olasılığını işaret ediyor. Ve ön planda, izleyiciye en yakın yerde, bir kum saati: zamanın geçişi, gücün istikrarsızlığı ve koşulların dönüşebileceği umudu.
Bu tablo, Khosravi’nin pratiğinin özlü bir ifadesi. Sanatçı, İranlı doğumlu, ABD merkezli bir ressam ve heykelci; Pers minyatür geleneğini sürrealizm, çağdaş siyaset ve kişisel anlatıyla harmanlayan bir pratik izliyor. Rhode Island Tasarım Okulu’ndan (RISD) 2018’de yüksek lisans aldı; ama kökleri hem Tahran Üniversitesi’nin illüstrasyon programına hem de Brandeis Üniversitesi’nde aldığı sanat eğitimine uzanıyor.
Karşıtlıkların Şiiri: Sergi Bütününe Bakış
“THE SHAPE OF ABSENCE” başlığı, “ABSENCE” (Yokluk) adlı bir yapıttan geliyor: nar imgesi, bir kez tam hâliyle, bir kez de tersine çevrilmiş boş bir taslak olarak sunuluyor. Bu ikili sunum, sergi boyunca tekrarlanan bir ilkeyi kristalleştiriyor — gizlenenin, görünmez kılınanın ya da silinenin hâlâ form, ağırlık ve varlık taşıyabileceği fikri.
“ECLIPSE”te parlayan el ile kömürleşmiş el bir kadın figürünün kucağında buluşuyor. “THE WHITE FEATHER” adlı heykelde — sanatçının 2023’te Rose Art Museum’daki “BLACK RAIN” adlı müze sergisinde ilk kez sunduğu çalışmada — bir kadın savaşçı karmaşık süslemeler ve yarı saydam öğelerle çevrilmiş; gölgeler cismin içinden ve etrafından geçerek yapıtın bir parçası hâline geliyor.
Khosravi’nin figürleri doğrudan acı göstermiyor. Yüz ifadeleri, görüldüğünde, kontrollü, nötr ya da kasıtlı olarak geri çekik. Acı kurbanını görsel dile taşıyan bir estetikten kaçınıyor; dikkatini bunun yerine dayanıklılığa, belirsizliğe ve varlığın sessiz gücüne yöneltiyor.
### Tablo mu, Mimari mi?
Khosravi’nin pratiğinin teknik boyutu da dikkat çekici: resimler düz yüzeyde kalmıyor, heykelsel ve mimari biçimlere genişliyor. Boyalı yüzeyler, şekillendirilmiş destekler, ipler, gölgeler ve simgesel nesneler birden fazla katman ve derinlikte düzenleniyor. Bu, altarpiece (sunak arkası paneli) ya da mimari iç mekânı çağrıştıran bir mekânsallık yaratıyor. St. Agnes Şapeli’nin dini ve mimari bağlamı, bu stratejiyle çok doğrudan konuşuyor.
Arghavan Khosravi: The Shape of Absence Hakkında Sık Sorulan Sorular
“THE SHAPE OF ABSENCE” 17 Temmuz – 30 Ağustos 2026 tarihleri arasında König Galerie | Chapel, Alexandrinenstraße 118–121, 10969 Berlin (St. Agnes) adresinde açık. Sergi giriş ücretsiz; ziyaret saatleri koeniggalerie.com adresinden teyit edin.
1984 doğumlu İranlı sanatçı, Rhode Island Tasarım Okulu (RISD) mezunu. Pers minyatür geleneğini, sürrealizmi ve çağdaş siyasetı bir arada kullanan resim ve heykel pratiğiyle tanınıyor. Sürgün, bellek, cinsiyet ve özgürlük ile kısıtlama ikiliğini araştırıyor.
“ABSENCE” adlı yapıttan: nar imgesi, bir kez tam hâliyle, bir kez de tersine çevrilmiş boş bir taslak olarak sunuluyor. “Yokluğun biçimi” ifadesi, Khosravi’nin pratiğindeki temel gerilimi özetliyor — gizlenenin ya da silinenin hâlâ ağırlık ve varlık taşıyabileceği fikri.
NO-26 Notu
Aynı binada, aynı anda Jordy Kerwick’in “This Time Tomorrow” sergisi de açık (Vault mekânında). St. Agnes bir ziyarette iki farklı dünyayı bir arada sunuyor: Khosravi’nin İran siyasi tarihi ve kadın bedeniyle kurduğu yoğun diyalog, Kerwick’in renk dolu gündelik mitolojisi. Her ikisi de 30 Ağustos–2 Eylül’de kapanıyor.