State of Belonging: Küresel Kırılmalar Çağında Devlete ve Aidiyete Bakmak

TowerGenel1 hafta önce242 Tıklanmalar

26 Haziran – 26 Temmuz 2026 · Photography in Berlin (PiB) İş Birliğiyle

Küresel güç dengelerinin sarsıldığı, coğrafi sınırların ve toplumsal katmanların yeniden müzakereye açıldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu dönüşümün en sancılı tezahürlerinden biri de şüphesiz birey ile devlet arasında giderek daha karmaşık hale gelen bağ. Berlin fotoğraf sahnesinin güçlü bileşenlerinden Photography in Berlin (PiB) ortaklığıyla hayata geçirilen “State of Belonging” sergisi, tam da bu can yakıcı eşikte duruyor. 26 Haziran’da kapılarını açan ve temmuz sonuna kadar devam edecek olan sergi; aidiyet, kimlik ve dışlanma gibi kavramsal olguları, üç kadın sanatçının fotoğraf ve video yerleştirmeleri üzerinden felsefi bir derinlikle tartışmaya açıyor.

Sergi, izleyiciye homojen bir anlatı sunmak yerine, üç farklı sanatçının tamamen zıt fakat birbirini kavramsal olarak besleyen görsel dünyalarını bir araya getiriyor. Devlete, sınırlara ve insan varoluşuna dair üretilen bu çok katmanlı perspektifi derinlemesine inceliyoruz:

Sömürge Hayaletleri ve Coğrafi Kimlik: Sarah Jade Sullivan — “Hairouna”

Sarah Jade Sullivan, sergideki çalışmasıyla yönünü Karayıpler’e; St. Vincent ve Grenadinler’in göz alıcı fakat tarihsel olarak yaralı coğrafyasına çeviriyor. Ancak Sullivan’ın merceği, bu toprakları egzotik ya da turistik birer cennet olarak görmekten özenle kaçınıyor. Sanatçı için bu coğrafya, sömürgecilik geçmişinin tortularını ve kolonyal travmaları hâlâ üzerinde taşıyan bir kimliksel savaş alanı.

Sullivan, yerli (indigenous) kökenler ile sömürge mirasının tam ortasında sıkışıp kalmış genç yetişkinlerin iç dünyalarına ve aidiyet arayışlarına odaklanıyor. Fotoğraflara hâkim olan ham ve gerçekçi melankoli, gençliğin o zamansız ve varoluşsal sancısını belgelerken, sömürge sonrası toplumların bireysel bellek üzerindeki etkilerini de estetik bir dille görünür kılıyor.

Vatansızlığın Görünmez Duvarları: Chiara Wettmann — “Stateless”

Serginin kavramsal olarak en ağır ve sarsıcı katmanını Chiara Wettmann’ın “Stateless” adlı serisi oluşturuyor. Wettmann; Lübnan ve Suriye’de hiçbir devletin hukuki olarak vatandaşı olamayan, yani kağıt üzerinde “hiç kimseye ve hiçbir yere ait olmayan” vatansız insanların kırılgan yaşam alanlarını belgeliyor.

Resmi bir kimliğe veya pasaporta sahip olmamanın getirdiği o bürokratik ve fiziki duvarları izleyicinin karşısına çıkaran bu çalışma, temel insan haklarından bütünüyle mahrum bırakılan bir kitleyi odağına alıyor. Wettmann, bu araf durumunu nesiller boyu bir miras gibi devralmak zorunda kalan insanların hikâyesini, modern dünyanın en büyük çelişkilerinden biri olarak sunuyor. Sanatçının bu derin dramı ajitasyona sapmadan, mesafeli bir saygı ve yüksek bir belgesel estetiğiyle aktarması, serinin kuramsal gücünü artırıyor.

Kurumsal Gelecek Ütopyaları: Maidje Meergans — “Liberty in our Lifetime”

Serginin en entelektüel ve spekülatif düzlemi ise Maidje Meergans’ın imzasını taşıyan video yerleştirmesinde saklı. Free Cities Foundation konferansını temel alan bu dokümantasyon çalışması, anarko-kapitalizmin en çok tartışılan vizyonlarından biri olan Private City konseptini mercek altına alıyor.

Devlet sınırlarının, merkezi hükümetlerin ve bürokrasinin tamamen ortadan kalktığı; bütünüyle özel mülkiyet, serbest piyasa ve şirketler tarafından yönetilen bu ütopik ya da distopik gelecek tasarımı, Wettmann’ın vatansızlar çalışmasıyla kusursuz bir tezat oluşturuyor. Sergi salonunda bir tarafta bir devletin hukuki koruması altına girebilmek için ömrünü tüketenlerin çaresizliği, hemen yanında ise devlet fikrini yeryüzünden tamamen silmek isteyen elit bir kesimin gelecek vizyonu yankılanıyor. Bu iki kutbun yan yana getirilmesi, serginin en büyük küratöryel başarısı olarak öne çıkıyor.

Sonuç ve Değerlendirme

State of Belonging, tarihsel sürekliliklerin ve günümüz dünyasındaki politik kırılmaların, modern insanın devlet ve aidiyet algısını nasıl kökten sarstığını kanıtlayan zihin açıcı bir manifestoya dönüşüyor.

Özellikle Maidje Meergans’ın video enstalasyonu ile Chiara Wettmann’ın fotoğrafları arasındaki o felsefi gerilim, izleyiciyi yanından hiç ayırmadığı o sıradan pasaportun veya vatandaşlık bağının aslında nasıl bir özgürlük anahtarı ya da imtiyaz olduğunu yeniden düşünmeye zorluyor. 26 Temmuz 2026 tarihine kadar devam edecek olan bu sergi, görsel hafızada uzun süre yer edecek, çağdaş fotoğraf sanatının sosyopolitik gücünü hatırlatan olgun bir duruş sergiliyor.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3