Georgi Gospodinov’dan “Ve Her Şey Aya Büründü”

KiremitÇatı Katı2 saat önce17 Tıklanmalar

Hüznün Fiziği ile hayatımıza giren, Zaman Sığınağı ile 2023 Uluslararası Booker Ödülü’nü kucaklayarak dünya edebiyatındaki yerini perçinleyen Georgi Gospodinov, Türkiye’deki sadık okur kitlesini büyülemeye devam ediyor. Metis Yayınları etiketiyle Nisan 2026’da raflarda yerini alan “Ve Her Şey Aya Büründü”, bizi bu kez yazarın devasa roman mimarilerinden alıp, o mimarilerin içindeki ufak ve gizemli kapı aralıklarına, yani öykülerine davet ediyor.

Kitapta yer alan on dokuz öykü, sıradan birer anlatı koleksiyonu olmanın çok ötesinde; her biri ayrı bir kapıya sapan ama günün sonunda aynı ortak eve çıkan çok sesli bir kompozisyon gibi çalışıyor. O ev; hafızanın, kaybın, gülünç olanla hüzünlü olan arasındaki o incecik çizginin ve insanın kendi varoluşuyla kurduğu o tuhaf ama anlamlı bağın ta kendisi.

Büyük Yapıların Küçük Kökleri

Bulgar yazarın orijinal dilinde ilk kez 2013 yılında yayımlanan bu öykülerin Türkçeye gelişi, aslında tersinden ve son derece keyifli bir okuma deneyimi sunuyor. Gospodinov’un olgunluk dönemi romanlarına aşina olan okur, bu kitapla birlikte yazarın edebi köklerine, o meşhur anlatı evreninin ilk tohumlarına doğru bir zaman yolculuğuna çıkıyor.

Gospodinov’un metinleri, sadece okunup kapağı kapatılacak cinsten değil; okurun zihninde sessizce filizlenmeye ve büyümeye devam eden, bitmeyen bir iç yankıya dönüşüyor. Tek bir büyük hikâye dayatmak yerine, parçalanmış modern dünyanın iç sesini çoğaltan bu on dokuz durak, her sayfada başka bir gerçekliği ve başka bir insani ihtimali yokluyor.

Absürt ile Melankolinin Kusursuz İttifakı

Öyküler arasında öyle anlar var ki, Gospodinov’un absürt olanı duygusal gerçekliğin tam kalbine yerleştirme dehasına bir kez daha hayran kalıyorsunuz. Kitabın en vurucu damarlarından birinde, babasızlığını dindirmek için avludaki devasa bir kestane ağacını kendine “baba” ilan eden bir yetimhane çocuğunun iç sesine ortak oluyoruz.

Baba olmak için uygundu, her şeyi yerindeydi, iriydi, kocaman dalları vardı…

Çocuğun bu naif kabulü ve ağacın o sessiz, devasa duruşuyla bu ortaklığa rıza gösterişi, minimalizmin melankoliye nasıl muazzam bir zırh olabileceğinin en somut kanıtı.

Doğu Avrupa’nın Sessizlik Kültürü ve Çeviri Sadakati

Bu öyküler, aynı zamanda yirminci yüzyılın sonu ile yirmi birinci yüzyılın başındaki Doğu Avrupa tarihinin kaotik dokusuna yerleşen hüzünlü birer hafıza haritası niteliğinde. Gospodinov’un Bulgaristan’ı, sadece anlatılmamış hikâyelerin biriktiği coğrafi bir zemin değil; komünist dönemin açtığı derin yaraları hâlâ sinesinde taşıyan, sessizlik kültürüyle şekillenmiş, hırpalanmış ama inatla ayakta duran bir bellek alanı.

Metnin bu coğrafi ve duygusal ritmini Türkçede aynen hissedebilmemiz ise büyük bir çeviri sadakatinin eseri. Yazarın tüm kitaplarını dilimize kazandıran Hasine Şen Karadeniz, uzun yıllara dayanan bu dil ortaklığı sayesinde, Gospodinov’un o kendine has ses tonunu, ironisini ve ritmini orijinaline son derece yakın bir üslupla okura sunmayı başarıyor.

Kitabın isminde de parıldayan o muazzam ay sembolizmi, Gospodinov’un dünyasında hatırlamanın ve unutmanın eş zamanlı olarak mümkün olduğu o büyülü eşiği temsil ediyor. Her şey aya büründüğünde geriye sadece tarif edilemeyen ama asla unutulmayacak sessiz bir kapanış hissi kalıyor. Ve Her Şey Aya Büründü, Gospodinov dünyasıyla yeni tanışacaklar için kusursuz bir başlangıç noktası sunarken, eski okurlar içinse bu benzersiz edebi haritanın en kıymetli eksik parçasını tamamlıyor.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3