
Zihnimizin kıvrımlarında dolaşan, her cümlesiyle ezber bozan ve bizi modernitenin “mekanik” ruhuyla yüzleştiren bir düşünürün mirasına davetlisiniz. İletişim Yayınları etiketiyle Ağustos 2025’te raflardaki yerini alan, Ege Berensel’in titizlikle derlediği “Makine-Dil”, Ulus Baker’in o muazzam ve çok katmanlı dünyasından süzülen “buluntu” parçaları bir araya getiriyor.
Baker okumak, zihinsel bir maratona çıkmak gibidir; yorucudur ama bitiş çizgisinde gördüğünüz manzara her şeye değer.
Kitabın ruhunu anlamak için 1999 yılına, Ulus Baker’in bir sohbet robotu olan Jabberwacky ile girdiği diyaloga bakmak yeterli. Baker, makineye Spinoza’yı bilmediği için sitem ederken, makinenin verdiği “Ben senden daha iyi bir makineyim” cevabı, kitabın temel sorunsalını özetliyor: Kim, neyin makinesi?
Baker’a göre makine; sadece metalden, kablodan ve dişliden ibaret soğuk bir aygıt değildir. Hayatın her alanına sızmış bir işleyiş biçimidir:
Dil Makineleri: Sözcüklerin nasıl yan yana geldiği ve anlam ürettiği.
Göz Makineleri: Sinemanın ve görselliğin dünyayı nasıl “kaydettiği”.
Arzulama Makineleri: Duygularımızın ve isteklerimizin hangi mekanizmalarla tetiklendiği.
Makine-Dil, statik bir metin değil; estetikten sosyolojiye, sinemadan felsefeye uzanan bir çiçek dürbünü. Baker, makineyi hem modern insan varoluşunun güçlü bir mecazı hem de iletişim teknolojisinin “kanlı canlı” bir parçası olarak ele alıyor. Ege Berensel’in derlemesi, Baker’ın kıyıda köşede kalmış fragmanlarını, notlarını ve denemelerini bir araya getirerek, insanın olanaklarını (ve imkansızlıklarını) yeniden düşünmemizi sağlıyor.
❝ Makine, hem modernliğin olağanüstü güçlü bir imgesidir; hem somut olarak hayatın her alanına nüfuz etmiş bir varlıktır. Bu kitap, o varlığın ve dilin arasındaki gizli bağları deşifre ediyor. ❞
Eğer Gilles Deleuze, Spinoza veya Dziga Vertov gibi isimlerin düşünce dünyasında yolculuk yapmayı seviyorsanız; sinemanın bir “göz makinesi” olarak dünyayı nasıl yeniden yarattığını merak ediyorsanız, bu eser kütüphanenizin en “mekanik” ve en “canlı” parçası olacak.
Ulus Baker’in zihin açan, sarsan ve “neden daha önce böyle düşünmedim?” dedirten o eşsiz üslubuyla tanışmak (veya özlem gidermek) için harika bir fırsat.






