
Modern dünya, teknik olarak hiç olmadığı kadar ileri gitmişken ruhsal olarak hiç bu kadar “boşlukta” hissetmemişti. Eğer siz de hızın, tüketimin ve anlam kaybının ortasında yorgun düştüyseniz, bu hafta kütüphanenize eklemeniz gereken sarsıcı bir önerim var.
Timaş Yayınları etiketiyle raflarda yerini alan, modern düşünce dünyasının en özgün ve kışkırtıcı isimlerinden Roger Garaudy’nin kaleme aldığı “Kadim Dinler ve Bilgelikler”, bizi unutulan köklerimize, insanlığın ortak hafızasına geri çağırıyor.
Roger Garaudy, 240 sayfalık bu derinlikli araştırmasında sadece dinler tarihini anlatmıyor; aslında hepimizin içten içe fısıldadığı o hayati soruyu yüksek sesle soruyor: Başka türlü yaşamak mümkün mü? Garaudy’ye göre bugün içinde bulunduğumuz krizin temel sebebi; bilimin putlaştırılması, sınırsız büyüme hırsı ve insanın merkezin dışına itilmesidir. Yazar, kadim dinleri tozlu birer tarih kalıntısı olarak değil, bugünün krizlerine ışık tutabilecek “canlı bilgelik kaynakları” olarak masaya yatırıyor.
Kitapta Garaudy, coğrafyaları ve yüzyılları aşan muazzam bir harita çıkarıyor. Bu yolculukta karşımıza çıkan duraklar şunlar:
Mısır’ın Ölüler Kitabı: Yaşamın ötesine dair ilk büyük sorgulamalar.
Zerdüştlük ve Taoizm: Evrensel denge ve iyilik-kötülük savaşı.
Hinduizm ve Budizm: Ruhun arınma ve kurtuluş arayışı.
İbrahimî Dinler (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam): Adalet, merhamet ve tek olanın birleştirici gücü.
Garaudy, bu inanç sistemlerinin insanla tabiat, toplum ve Tanrı arasında kurduğu o kadim köprüleri yeniden inşa etmemizi öneriyor.
Bu eser, insanlığın ortak hafızasına güçlü bir çağrıdır. Tanrı inancı, ahlak, adalet, merhamet ve sorumluluk kavramları etrafında şekillenen bu çağrı; okuru yalnızca düşünmeye değil, yeniden yönelmeye davet eder.
Eğer “modern ilerleme” hikâyesinin eksik kalan parçalarını merak ediyorsanız; bilginin ötesinde bir hikmet arayışındaysanız, bu kitap size çok iyi gelecek. Garaudy, kutsalı hayatın dışına iten moderniteye karşı; ahlakın, adaletin ve merhametin yeniden merkeze alındığı bir dünya hayalinin aslında ne kadar “gerçekçi” olduğunu gösteriyor.






