
Ekim ayında Regent’s Park merkezli Frieze telaşı şehri sararken, Londra müze ve galerileri de fuar sınırlarının çok ötesine taşan iddialı seçkilerini izleyiciye sunuyor. Fuar hareketliliğinin ötesine geçip kentin sokaklarına yayılan bu sergiler; devasa ses enstalasyonlarından binyıllık nakışlara, minimalist beyaz tuvallerden mimari klostrofobilere uzanan geniş bir hafıza ve form haritası çitiyor.
Tarek Atoui – Tate Modern
(13 Ekim 2026 – 11 Nisan 2027)
Tate Modern’ın anıtsal Turbine Hall mekânı, bu kez Fransız-Lübnanlı ses sanatçısı ve elektronik müzik bestecisi Tarek Atoui’nin heykelsi enstrümanlarına ev sahipliği yapıyor. Atina’dan Abu Dabi’ye dünya kıyılarından kaydettiği sesleri topladığı I/E (Infinite Ears) projesiyle tanınan Atoui, bu devasa endüstriyel alanı canlı improvizasyonlar ve pedagojik dokunuşlarla akustik bir deneysel sahneye dönüştürüyor.
Robert Ryman: The Real Thing – Barbican
(8 Ekim 2026 – 28 Şubat 2027)
MoMA’da güvenlik görevlisiyken tutkuyla resme yönelen ve caz müzisyeni geçmişiyle tuvale yaklaşan Robert Ryman’ın Birleşik Krallık’taki son 30 yıldaki en kapsamlı sergisi Barbican’da. Altı on yıla yayılan 60 eser, “Ne çizileceği değil, nasıl çizileceği” sorusuna yanıt ararken; metal, çuval bezi, duvar kâğıdı ve pleksiglas gibi malzemelerin dürüstlüğünü kare formatındaki beyaz tonlarla sınıyor.
Monika Sosnowska – South London Gallery
(10 Eylül – 22 Kasım 2026)
South London Gallery’nin 135. kuruluş yılında Polonyalı sanatçı Monika Sosnowska; bükülmüş metal merdivenleri, devrilmiş direkleri ve klostrofobik mimari müdahaleleriyle gündelik mekânların üzerindeki tekinsiz tarihsel baskıyı açığa çıkarıyor. Ana galeri ile Yangın İstasyonu binasına yayılan işler, mimari ile heykelsi form arasındaki sınırları tamamen belirsizleştiriyor.
Amar Kanwar – Serpentine North
(23 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027)
Hintli yönetmen ve sanatçı Amar Kanwar, yedi ekranlı yeni video enstalasyonu The Charcoal Man (2026) ile birlikte Such a Morning ve The Peacock’s Graveyard işlerini Serpentine North’ta buluşturuyor. Kolonyal geçmişin ve 1947 Hindistan-Pakistan bölünmesinin sarsıntılarını şiirsel bir zaman algısıyla ele alan Kanwar, kişisel acılarla küresel olaylar arasında meditatif bir köprü kuruyor.
Paloma Contreras Lomas – Gasworks
(1 Ekim – 13 Aralık 2026)
Meksikalı sanatçı Paloma Contreras Lomas, Gasworks konuk sanatçı programının ürünü olan enstalasyonuyla Latin Amerika’nın Antigone figürlerinden ilham alıyor. Sanatçı; bilimkurgu, politik hiciv ve Meksika orta sınıf estetiğini Olmek ve Aztek uygarlıklarıyla harmanladığı zengin bir karakterler panteonu kurguluyor.
Cecilia Vicuña – Whitechapel Gallery
(7 Ekim 2026 – 14 Şubat 2027)
Şilili şair ve aktivist Cecilia Vicuña’nın altmış yıllık üretimi Whitechapel Gallery’de. İnka geleneği olan düğümlü ip sistemi quipu’dan beslenen sanatçı, ham kırmızı ve kahverengi yünlerle kurguladığı Quipu Menstrual enstalasyonu ve organik kalıntılarla örülü işleriyle yerli kültürün ve doğanın dirençli sesini yükseltiyor.
Renoir and Love – National Gallery
(3 Ekim 2026 – 31 Ocak 2027)
Musée d’Orsay iş birliğiyle gerçekleşen sergide, Fransız izlenimci Renoir’ın Bal au Moulin de la Galette eseri ilk kez Birleşik Krallık’a konuk oluyor. Modern hayatın samimi anlarına, dostluğa ve aşka adanmış bu devasa seçki, sanatçının izlenimcilikten klasik üsluba uzanan dönüşümünü nitelikli bir koleksiyonla sunuyor.
Anish Kapoor – Hayward Gallery
(16 Haziran – 18 Ekim 2026)
Frieze haftasında son günlerini yakalayabileceğiniz bu yaz retrospektifi, Anish Kapoor’un ışığı emen karanlık Vantablack yüzeylerini ve algıyı değiştiren çelik aynalarını bir araya getiriyor. Sergi aynı zamanda Ralph Rugoff’un Hayward Gallery direktörü olarak 20 yıllık görev süresine veda niteliği taşıyor.
The Bayeux Tapestry – British Museum
(10 Eylül 2026 – 11 Temmuz 2027)
1066 Norman fethini anlatan 70 metrelik anıtsal Bayeux İşlemesi, yaklaşık bin yıl sonra ilk kez İngiltere topraklarında izleyiciyle buluşuyor. 11. yüzyıl toplumunun kılık kıyafetinden savaş teknolojisine kadar tüm dokusunu iğne iplikle kaydeden bu paha biçilmez tarihi eser, British Museum’da eşsiz bir görsel tanıklık sunuyor.
Frieze haftası boyunca fuar salonlarının dışına taşan bu dokuz sergi, Londra’nın çağdaş sanatla, kadim tarihle ve malzemenin katıksız gücüyle kurduğu çok katmanlı bağı bir kez daha görünür kılıyor.






