
Dünyanın iki farklı ucunda, birbirinin dilini bile bilmeyen iki elin aynı malzemeye dokunup neredeyse aynı dertleri anlatması… İnsanı sarsan şey tam olarak bu. Cecilia Brunson Projects’in Londra’daki galerisine adım atıp yan yana gelen işlere bakarken kafamda dönüp duran tek bir soru vardı: Bir bitkinin lifi, onu eğiren insanın hafızasını ne kadar süre saklayabilir? Sergi, Malezya asıllı fiber sanatçısı Cheong See Min ile Arjantin’in Kuzey Salta bölgesinden yüz kadından oluşan Wichí topluluğu Silät’ı aynı odada buluşturuyor. Bu kadınlar, chaguar adını verdikleri bir çöl bitkisinin liflerini yüzyıllardır yaptıkları gibi elleriyle büküp ipliğe dönüştürüyor ve dokuyorlar. Kolektifin öncülerinden Claudia Alarcón, 2022’de Arjantin Ulusal Görsel Sanatlar Salonu’nda birincilik ödülü alan ilk yerli kadın. 2024 Venedik Bienali’nde işlerini dünyaya açtıklarında, Londra’daki o kibirli sanat piyasası da dahil olmak üzere pek çok çevre, bu kadınların ellerindeki kadim gücü nihayet fark etmek zorunda kalmıştı.
Odadaki işler birbirleriyle yarışmıyor, birbirinin sesini bastırmaya ya da egolarını yarıştırmaya çalışmıyor; aksine, derin bir sessizlikle birbirlerine kulak veriyorlar. Cheong See Min çağdaş bir zihinle lifleri kendi dünyasına göre büküp başka bir düşünce biçimiyle şekillendirirken, Silät’ın duvar halıları atalarından kalan o ağır, sessiz bilgiyi doğrudan bugüne fırlatıyor. Karşımızdaki örgülere bakarken ister istemez şu sorunun eşiğine geliyorsunuz: Bu malzeme kimin elinden geçti, o sıkı düğümler gerçekte neleri hatırlıyor?
Cecilia Brunson Projects, uzun zamandır Latin Amerika ve Güneydoğu Asya sanatını Londra’ya taşırken son derece tutarlı ve esnek bir çizgi izliyor. Dokumanın sadece bir el işi ya da süsleme değil, bir bilginin nesiller boyu taşınma ve hayatta kalma biçimi olduğunu hatırlatan bu samimi karşılaşmayı 19 Haziran 2026’ya kadar görebilirsiniz. Galeriden çıktıktan sonra bile üzerinizdeki kıyafetlerin kumaşlarına, o ipliklerin arkasındaki adsız ellere başka bir gözle bakmaya başlıyorsunuz.






